Özge Kılınç

8/10
·373 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 13:29
İskenderiye Dörtlüsü’nün üçüncü kitabı Mountolive. Yine serinin devamı değil yazarın deyimiyle ana baba bir kardeşi. Olayları bu sefer bambaşka bir gözden Mısır’a diplomat olarak atanan Mountolive üzerinden okuyoruz. Savaşın kıyısındaki şehrin bu defa daha siyasi yönden aktarımı ile Durrell ilk iki kitaptaki olayların aslında hiç de aynı olmadığını, Justine’in, Nessim’in duygularının, yaptıklarının arkasındaki o bambaşka gerçekleri gösteriyor, Leyla-Mountolive-Liza-Pursewarden arasındaki aşk sarmalıyla, Naruz’un yepyeni yüzüyle yine okura yönünü kaybettirip ters köşelere saptırıyor. Su yüzünde görünen her şeyin suyun altında bambaşka dünyalara açılabileceğini, cam gibi dümdüz görünen yüzeyin altında bulanık bir çamur da akıntılı bir dip de olabileceğini gösteriyor hiç beklemediğiniz, düşünmediğiniz açılardan. Çağdaş sevginin irdelenmesi üzerine yazılmış serinin bu kitabında da olayları yine aşkı temeline alan ama daha politik, dinsel, toplumsal boyut katarak anlatıyor bu defa. Böylelikle aslında ne kadar katmanlı, çok boyutlu, ince ince derinleştirilmiş bir kurgunun içine çekildiğini fark ettiyor okura. İskenderiye’nin o harika ambiyansı hiç erimeden yine kentin üzerine sis gibi çöken ağırlıkla ruhuna işliyor. Ahh Durrell ! Ne hayran olunası bir yazarsın sen! #lawrencedurrell #iskenderiyedörtlüsü #mountolive #çeviri #ülkerince #canyayinlari
Edebiyat
MountoliveLawrence Durrell · Can Yayınları · 2022385 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2025 23:50
İskenderiye Dörtlüsü’nün ikinci kitabı Balthazar. Çağdaş sevginin araştırılmasının romanı için yazdığı notta bu kitabın Justine’in devamı değil ana baba bir kardeşi diyor Durrell. Gerçekten de olaylar kaldığı yerden devam etmiyor, yine anlatıcı Darley’nin kaleminden ama Balthazar’ın gözünden ters köşe gösterdiği gerçeklerle bolca şaşırtarak ilerliyor. Anlatım ve hikaye yine geçmişe dönük ilk kitaptaki aynı zaman diliminde İskenderiye atmosferinde, dostluk ve aşk ilişkileri başka bir bakış açısından aktarılıyor olaylar. Durrell’in tasvir ve yazdıklarını okura o büyülü şehrin içinde bir yerden izliyormuşçasına yaşatma gücüne hayran olmamak elde değil. Özellikle karnaval gecesi ve balosunu anlattığı bölümlerde o rengarenk cümbüşün ortasında, maskelerin, kukuletalı kıyafetlerin gizlediği kimliklerin özgürlüğünde renkli dünyanın derinlerinde yaşananlara dalmak çok keyifliydi. Tabii geçmişin sırlarının acımasızca ama zaruri olarak ortaya çıkması, o sırların ağırlığının kentin ağırlığına, rengine karışması ayrı bir lezzet. Alıntı: “Ama herkes domino giymiyor - çünkü giysi konusunda saplantıları olan pek çok kişi var, ayrıca kalabaik bir odada sicak gelebilir. Bu yüzden sokaklarda yürürken palyaçolara, çoban kizlarina, Antoniuslara, Kleopatralara, iskender’lere rastlayabilirsiniz. Kartinizi gösterdikten sonra içerideki ilikliga, aydinliga, esriklige dogru merdivenlerini tirmanacaginiz Cervoni’lerin evinin demir parmaklıklı büyük bahçe kapisindan içeri girdiginizde, an anki soytari ya da palyaço kiligiyla adamakilli degigmis ya da kara pelerinlerin, kukuletalarin yokluguna siginmis, benzeri az bulunur başıboş bir neseye kendilerini delice kaptirmis dostlarinizin, tanıdıklarınızın sevilen ya da korkulan çizgilerini karanlığın içinde seçersiniz. Kahkahalar sanki basinç
Edebiyat
BalthazarLawrence Durrell · Can Yayınları (Modern) · 202214 okunma
8/10
·291 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 22:52
Lawrence Durrell’ın okuduğum üçüncü kitabı Justine. Karanlık Labirent ve Kara Defter’den sonra bambaşka bir anlatım ve tatla başlayıp su gibi akarcasına bitirdim. Dörtlü bir ilişki-aşk sarmalını anlatıyor İskenderiye Dörtlüsünün ilk kitabı olan Justine. Akdeniz’de müslümanı, hristiyanı, yahudisiyle kozmopolit bir liman kenti olan İskenderi’yenin renkli, kalabalık, hareketli bazen tehlikeli baharat kokan sokaklarıyla aslında kitabın ana karakteri canlı yaşayan şehrin ta kendisi. Fonda bu şehir görüntüsüyle önde cüretkar, kaçamak bir aşk hikayesi. Anlatıcı Darley ile İskenderiyenin en varlıklı bankeri Nessim’in karısı, tüm şehrin güzelliğine tutkulu olduğu esmer Yahudi güzeli Justine ile yaşadıkları gizli aşk, Darley’e aşık onun hayatını tamamlayan Melissa ile Nessim’in kader ortaklılarında birbirlerinde kendilerini bulmaları. Bu ilişki çemberinde karakterlerin psikolojik incelemeleri, içinde yaşadıkları şehrin ruh hallerine etkisi, Helenistik Yunan felsefesi kültürü ile birleşen Arap kültürü, Balthazar’ın Kabala öğretisini anlattığı Yahudilik ekseni, tüm inançları bir şehrin içinde iç içe ama farklılıklarıyala eriten, aşka, cinselliğe, sevgiye, dost olmaya, hüzne, acı çekmeye, zenginliğe, yoksulluğa, alt-üst sınıf farkına ama özünde hepsinin insana dair olmasına çok katmanlı bir boyuttan bakıyor bu kitapta Durrell. Neresinden bakarsanız epey derinden incelenecek çok unsur var. Başka bir açıdan da güzelliği kadar cesaretiyle, duruşuyla, asaletiyle de çok güçlü bir kadın portresi Justine. Bir kent dörtlemesi olması açısından serinin diğer kitaplarına da sanırım aynı ilgiyle devam edeceğim. Bir alıntı ile bitireyim: “Corpora’nın gündüzü spiritus’un gecesidir. Gövdelerin işi bitince insanda ruhların işi başlar. Gövde uyanınca ruh uyur, ruh uyuyunca gövde ayaklanır.”
Edebiyat
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202279 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2023 18:53
“Dünyadan kaçma güdüsünü herkes bilir, pek az kişi yapmaya cesaret ederdi.” Sıradışı ve sert bir konusu var Çocuk Yasası’nın. Sevip sevmediğimi pek kestiremediğim bir kitaptı. Evliliği yolunda gitmeyen aile mahkemesi hakimi Fiona, lösemi hastası ancak Yehova’nın Şahitleri cemaatine bağlı, dini inancı nedeniyle kan nakli tedavisini reddeden Adam’ın davası ile karşı karşıya kalır. Adam’ın hayatını kurtarmak ile inancına saygı duyup onu ölüme terk etmek arasında kalan Fiona onu ziyaret ederek bir karara varmaya çalışır. Görüşmeleri sonucu ikisinin de hayatı değişir. Ben bu hakim ile hasta çocuğun bir araya gelişinde bir derinlik aradım sanırım. Zaten ağır olan konuyu süslü cümlelerle dramatize etmek değil elbette bahsettiğim. Duygusal anlamda denize açılamamış, sığ sularda kalmış gibiydi. İki karakterin hayatını etkileyen hem de böylesi hassas bir konuda birbirleriyle kurdukları bağın derinleşmesini, diyalogların biraz daha felsefi olmasını bekledim. Belki de yazarın kitabı daha mantıksal bir zemine oturtmak için seçtiği bilinçli bir tercihtir duyguları fazlasıyla satır aralarına gizlemesi, bilemiyorum. Üslup anlamında zorlamadan akan bir kitap bu arada. Aile mahkemelerinde görülen davalarda tarafların aile bağlarını ne kadar kolay koparabildikleri, kapıldıkları hırslar, arada kalan çocuklar, şiddet vakaları gibi değindiği noktalar toplumsal yozlaşmanın tüm dünya ülkelerinin ortak derdini de ortaya koyuyor. McEwan’ın açık anlatımı ve hassas konulara dokunmasının birleşiminden çıkan roman Roza Hakmen çevirisiyle oldukça güçlü. Sonuç olarak bu kadar çarpıcı bir konunun hissiyatı bana pek geçmese de okunası bir kitap. #ianmcewan #cocukyasasi #thechildrenact #yapikrediyayinlari #yky #ceviri #rozahakmen
Edebiyat
Çocuk YasasıIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20233,683 okunma
Puan vermedi·395 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2023 19:57
Saramago için bir çok özellik bir seferde sıralanabilir. Bilge, deli, dahi, filozof, cesur hatta cüretkar, acımasız eleştirel, olmayanı olduran, büyülü… Herkes kendine göre bir sıfat daha ekleyebilir bu listeye. Benim içinse hep şaşılasıdır Saramago kitapları. Nokta ve virgül dışında noktalama işareti kullanmaması, diyalogları ayırmaması, sayfalarca süren uzun paragrafları kısacası kendine özgü o yazım stili değil sadece onu şaşılası yapan. Yer yer eğlenerek okuduğunuzu sanırken birden kendinizi ciddi, düşünürken ve hüzünlü bulmanız. Dolayısıyla onun yazdıklarını anlamak için biraz rahatınızın kaçması gerekiyor zira hakkını vermek pek kolay bir mesele değil. Kitaba gelirsek, 18.yy Porkez’inde geçen hikayede tesadüflerin karşılaştırdığı kahramanların tarihle harmanlanmış bir yolculuğunu okuyoruz. Annesi cadılıkla suçlanarak engizisyon tarafından yakılan, kimsede olmayan her şeyin içini görme yeteğine sahip Blimunda, savaşta sol elini kaybetmiş Baltasar, insanın ilk defa gözünü gökyüzüne dikip uçmayı tasarladığı passarolayı inşa eden peder Bartolomeo Lourenço, veliaht uğruna vaat edilmiş manastırı yaptıran kral V. Dom Joao. İnsan hayalinin sınır tanımazlığı, bir yanda bolluk bereket içindeki soylular bir yanda o kraliyet için birkaç kuruşa canla başla çalışan yoksul halk, bir yanda engizisyon ve bir kadın ile bir erkeğin tutku, sonsuz güven, sımsıkı bağlarla birbirlerine tutunması. Büyülü gerçekçilik olarak kategorize edilse de çoğunlukla Saramago eserleri, yakın olmakla birlikte hayalgücünün genişliği ile olmayanı hayal ettirip, neden olmasın’ı sorgulatıyor. #josesaramago #baltasarileblimunda #kırmızıkediyayınevi #ceviri #ışıkergüden #nobeledebiyatödülü #nobelprize
Edebiyat
Baltasar ile BlimundaJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022628 okunma