Duyguları üzerimde taşımakta zorlanıyorum; başkasının yükünü de katıyorum heybeme, onun içinde utanıyorum , bu ağırlıkla yürüyememekten de korkuyorum, yazarken bile kaç duygu esir aldı benliğimi yazamadıklarım ise yalnızca özgür..
Alıntı
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Biri bize yanıldığımızı gösterebiliyorsa, memnuniyetle fikrimizi değiştirmeliyiz. Çünkü biz gerçeği arıyoruz, egomuzu savunmayı değil.” Marcus Aurelius
“İnsanın bazen en çok istediği şey, kendi zararına da olsa özgür olmaktır.” Yeraltından Notlar
Modern popüler kültürün "gerçek aşk ve adanmışlık" olarak kitlelere şırınga ettiği bu patolojik saplantı ve mülkiyetçi histeri modelleri; aslında insanı kendi özgür primat özerkliğinden koparıp onu romantik bir köleliğe ikna etmek için tasarlanmış estetik birer tuzak olabilir mi?

Quintessentia

@Dedalus_
·
Kültürün "yüce ve kutsal bir aşk" olarak milyonlarca insana pazarladığı şey, aslında klinik düzeyde "Patolojik bir saplantı, özsaygı kaybı ve onursuzlaşma" tablosudur. Şarkıdaki adam aşk adına rasyonalitesini yitirir, dostlarını satar, tüm parasını harcar ve sevgilisi istedi diye yağmurda uyuyarak kendini paspas eder. Bu nevrotik adanmışlık, mülkiyetçi aşk mitolojisinin bireyi nasıl çocuksu bir bağımlılığa ve köleliğe mahkum ettiğinin kültürel deşifresidir.
Kafesten çıkan kuş özgürlüğü unutmuşsa, artık özgür müdür?
1000Kitap