Nedendir bu kurtulmak istemiyormuşcasına körlüğünün sebebi? Anlamak mümkün değil sanırsın ama aslında cevap basit: Yeniden özgür olmanın acemiliğinden korkuyorsun sen! Yarım kalmışlığınla kendine en başından tekrar alışmak.. Evet, zordur..
Duygu ve Düşünce
Yarı yolda bırakmak bize göre değil Biz adamı yolun başında satarız 😂
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Chuang Tzu rüyasında bir kelebek olduğunu görür. Rüyasında o kadar özgür ve mutludur ki, insan olduğunu unutur. Uyandığında ise derin bir kafa karışıklığı yaşar ve şu soruyu sorar: “Acaba ben rüyasında kelebek olduğunu gören bir insan mıyım, yoksa şu anda rüyasında Zhuangzi olduğunu gören bir kelebek miyim?”
Nikola Tesla
Tarihin akışını değiştiren o büyük zihinlerin çocukluklarına dönüp baktığımızda, yollarına taş koyan değil, adeta ruhlarını bir yaya dönüştüren o tanıdık baskıyı görürüz: Aileleri tarafından belirli bir dönem din adamı olmaya ya da katı bir dini kalıba sokulmaya zorlanmış olmak... altı çizilen o sarsıcı itirafın sahibi Nikola Tesla, babasının baskısıyla bir rahip olmanın 'dehşetiyle' yüzleşirken; Mustafa Kemal Atatürk annesinin arzusuyla geleneksel mahalle mektebinin kapısından giriyor ama kendi iradesiyle modern, askeri bir geleceğe adımı gizlice atıyordu. Tıpkı birer rahip olmaları için ilahiyat okullarına gönderilen Charles Darwin ve Friedrich Nietzsche gibi... İşte dünya tarihinin bu en parlak isimlerinin yaşadığı bu ortak dayatma, ironik bir şekilde onların sonu olmadı; aksine içlerindeki sorgulama ateşini harlayan, onları kendi dehalarının ve özgür düşüncelerinin zirvesine taşıyan o büyük kırılma noktasına dönüştü. Nikola Tesla b Buluşlarım
"Zulüm bizdense ben bizden değilim"
Sözü size bırakıyorum... Bu yaşananlar; tamamlayamıyorum bile! Özgür Filistin! Her zaman özgür!!!!
1000Kitap

dijital cihat

@dijital_cihat
·
Filistin davasını buldozerlere karşı savunan kadın
Filistin davasını buldozerlere karşı savunan kadın Rachel Corrie kimdir? ABD'li barış aktivisti Rachel Corrie, saldırılarda binlerce sivilin hayatını kaybettiği Gazze Şeridi'nde Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasını önlemeye çalışırken İ*rail buldozerince ezildi. 21 yaşındaki ABD'li aktivist, 16 Mart 2003'te turuncu renkli ceketini giyerek, eline aldığı megafon ile İsrail buldozerlerine yöneldi. Amacı Refah kentinde Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasına ve topraklarının elinden alınmasına engel olmaktı. Yabancı olduğu için İsrail'in yıkım araçlarını durdurabileceğini düşünen Corrie, buldozerin önüne geçti ancak İ*rail güçleri, Filistinlilere merhamet etmediği gibi ona da acımadı. Her fırsatta "Filistin'de tanık olduğu olaylardan çok etkilendiğini" dile getiren Corrie'nin, ö.ldürülmeden bir süre önce ailesine gönderdiği mektuplardan birinde şu ifadeler yer alıyordu: "Herhangi bir akademik çalışma, okuma, konferans, bölge hakkında izlediğim belgesel, hikaye veya duyduğum olay, bana buradaki durumu anlatamamıştı. Buradaki durumu kendi gözlerinle görmediysen hayal etmen mümkün değil. Sonra uzun süre yaşadığın tecrübelerin, gerçeği yansıtıp yansıtmadığını düşünürsün." Rachel Corrie'den geriye onurlu direnişini ifade eden şu sözler kaldı: "Zulüm bizdense ben bizden değilim!" Kaynak: aa.com.tr/tr/dunya/filist...
Filistin
Biyolojik İtiraf: Efendinin Silahıyla Özgürleşmek
Sıradan insan (NPC), kendi bilincini, inançlarını ve "özgür iradesini" evrenin merkezinde kutsal birer olgu sanarak yaşar. Oysa çıplak ve acımasız biyolojik determinizm bize bambaşka bir gerçeği fısıldar: Bizler, bireysel hücrelerin, bencil genlerin ve bizi istila eden parazitlerin kendilerini bir sonraki nesle aktarabilmek için inşa ettiği geçici, harcanabilir birer etten robottan ibaretiz.Bunun en pürüzsüz ve çıplak örneği Kuduz (Rabies) virüsüdür.Kuduz virüsü bir memelinin sinir sistemini ele geçirdiğinde, canlının beynindeki ilkel limbik sistemi manipüle eder. Hayvanı aşırı agresifleştirir, salya üretimini artırır ve onda yutkunma felci yaratarak sudan korkmasına (hidrofobi) neden olur. Neden mi? Çünkü virüs hidrofobi yaratmalıdır ki salyadaki virüs konsantrasyonu suyla seyrelmesin; agresiflik yaratmalıdır ki o canlı gidip bir diğerini ısırsın ve virüs yeni bir taşıyıcıya pürüzsüzce kopyalansın. Canlı orada kendi iradesiyle saldırmaz; tamamen virüsün kopyalanma döngüsüne hizmet eden kör bir araçtır.Şimdi aynayı kendimize, yani insan primatına çevirelim:Bizim "bilinç" dediğimiz o karmaşık düşünce yeteneği, "din" dediğimiz o devasa inanç sistemleri ve bizi manipüle eden toplumsal güdülerimiz... Aslında o mikroskobik DNA zincirinin hayatta kalmasını, üremesini ve kendini aktarmasını kolaylaştırmak için evrimleşmiş gelişmiş birer işletim sistemi aplikasyonudur.Hücre (Gen) köleleştirir: Genlerin tek bir mutlak emri vardır: Kopyalan, üre, DNA'yı aktar.Bilinç bu köleliği fark edip delirmesin diye Din afyonunu üretir: Geleceğini öngörebilen insan işlemcisi, günün birinde öleceğini ve sadece geçici bir et çuvalı olduğunu anladığında varoluşsal bir çöküşe girer. Beyin, bu sabote edici çöküşü engellemek için dini kurar. Din bilince der ki: "Hayır, sen geçici bir araç
Felsefe-Düşünce