Puan vermedi
Anthony Burgess'in Otomatik Portakal adlı romanı, ilk bakışta şiddet ve suç üzerine kurulmuş bir hikâye gibi görünse de aslında özgür irade, ahlak ve devlet kontrolü gibi daha derin konuları ele alan bir distopyadır. Romanın başkahramanı Alex, arkadaşlarıyla birlikte çeşitli suçlar işleyen genç bir karakterdir. Yakalandıktan sonra devlet tarafından uygulanan deneysel bir yöntemle suç işlemeye karşı şartlandırılır ve yeniden topluma kazandırılmaya çalışılır. Kitapta beni en çok düşündüren konu, bir insanın gerçekten iyi olmasının ne anlama geldiğiydi. Alex'in uygulanan tedavi sonrasında kötülük yapamaz hâle gelmesi ilk başta olumlu gibi görünse de bunu kendi isteğiyle yapmaması dikkat çekiciydi. Bu yüzden roman boyunca iyiliğin bir seçim olup olmadığı sorusu aklımda kaldı. Kitabı bitirdiğimde bile bu konu üzerine düşünmeye devam ettim. Eserde kullanılan "Nadsat" adlı argo dil başlangıçta okumayı zorlaştırdı. Bazı bölümlerde olayları tam anlayabilmek için cümleleri tekrar okumam gerekti. Fakat ilerledikçe bu dile alıştım ve bunun kitabın atmosferine önemli bir katkı sağladı. Bu yönüyle roman diğer okuduğum kitaplardan farklı bir his verdi. Alex karakteri de kitap boyunca dikkatimi çeken yönlerden biri oldu. İşlediği suçlar nedeniyle çoğu zaman ona karşı olumsuz duygular hissettim. Ancak yaşadıkları ve maruz kaldığı yöntemler, özgürlük ve seçim hakkı üzerine düşünmeme neden oldu. Bu yüzden karaktere sadece iyi ya da kötü demenin zor olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak Otomatik Portakal, sadece suç işleyen bir gencin hikâyesini anlatan bir roman değildir. Kitap boyunca insanın seçimleri, devletin birey üzerindeki etkisi ve iyi-kötü kavramları sorgulanmaktadır. Bazı bölümlerini anlamak zor olsa da okuduktan sonra üzerinde düşündüren bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Roman-Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Kan Davası
10/10
·352 syf.··
2026 16. kitabı
Reşat Nuri’nin diğer eserlerindeki o naif Anadolu esintisini beklerken, Kan Davası beni çok daha sert ama bir o kadar da insani bir yüzleşmeyle karşıladı. Kitap, bir kan davasının o köhne, karanlık tünelinden çıkıp vicdanın aydınlığına ulaşmaya çalışan bir adamın portresini çiziyor. ​Güntekin, burada töreleri bir dekor gibi kullanıp asıl odağı insanın kendi içindeki düşmanla olan savaşına çekmiş. Öfkenin insanı nasıl tükettiğini, affetmenin ise aslında kendi zincirlerini kırmak olduğunu o kadar zarif anlatıyor ki sayfaları kapattığınızda, zihninizi 'İnsan geçmişiyle nasıl barışır' sorusu meşgul ediyor. Anadolu’nun o kadim tozunu, toprağını ve insanının o bitmek bilmeyen vicdan azabını soluyormuş gibi hissediyorsunuz. Reşat Nuri Güntekin'in bu ölümsüz eseri adıyla bir sertlik vadediyor gibi görünse de, aslında ruhun en yumuşak, en kırılgan yerlerine dokunan bir hesaplaşma. Yıllar süren, nesilden nesile aktarılan bir öfkenin, bir insanın vicdanında nasıl şekil değiştirdiğine şahit oluyoruz. ​Bir yanda kökleşmiş geleneklerin soğuk nefesi, diğer yanda ise o nefesi kesmeye kararlı bir vicdanın ateşi... Güntekin, burada bir suçun öyküsünü anlatmıyor; o suçu taşıyan yüreklerin nasıl ağırlaştığını ve affetmenin, intikam almaktan çok daha büyük bir cesaret istediğini bize gösteriyor. İnsan her şeye rağmen kendini aşabilir mi? Vicdan azabı, bir kan davasından daha mı ağırdır? Bütün bu soruların cevabı bu klasik eserde sizi bekliyor. Kitapla ve sevgiyle kalın...
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2009856 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biricik, Modern ve Rasyonel Değilsin Sen Öyle Sanıyorsun
9/10
·400 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 18:25
Kitap Emrah Safa Gürkan'ın YouTube yayınlarındaki gibi konuşma üslubu ile yazılmış akademik altyapıya sahip popüler kültür tarih kitaplarındandır. Emrah Hoca bu kitabında günlük hayatta hiç düşünmeden yaptığımız davranışların kökenlerini antropoloji, sosyoloji, evrimsel psikoloji ve ekonomi bilimlerinin süzgecinden geçirerek inceliyor. Dedikodu, tahammülsüzlük, toplumsal roller, batıl inançlar gibi konuları kendine has üslubuyla aktaran hocamız kitabın çeşitli bölümlerini her zamanki gibi resimlerle desteklemiş. Ayrıca kitaba yerleştirdiği QR kodlar aracılığıyla çeşitli müzikleri, resimleri vb. Bircok dijital içeriği de kitabı destekleyen ve renk katan bir araç olarak kullanmış olması klasik yazarlara inovatif bir göz kırpmış. Ezbere Yaşayanlar, "Ben çok modern, rasyonel ve tamamen özgür iradesiyle hareket eden bir bireyim" diyen günümüz insanına, aslında binlerce yıllık genetik ve kültürel kodların nasıl birer kuklası olduğunu esprili, akıcı ve sarsıcı bir dille hatırlatan popüler bir bilim/kültür tarihi kitabıdır. Emrah Safa Gürkan
Ezbere Yaşayanlar - Vazgeçemediğimiz Alışkanlıklarımızın KökenleriEmrah Safa Gürkan · Kronik Kitap · 20222,519 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2025 22:17
2 saate kalmadan bitirdiğim, akıcı dili ve sürükleyici olay örgüsü ile müthiş bir bilim kurgu kitabı .Bu kadar gerçekçi ve ülkeler arasındaki gerginlikleri de çok isabetli ele alan bir roman . Okuduğunuza asla pişman olamayacaksınız.
DünyalılarÖzgür Mumcu · April Yayıncılık · 2025105 okunma
GERÇEK KIYAMET İNSANIN İÇİNDE KOPANDIR!
7/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:24
Bir insanı hayatta tutan şey gerçekten umut mudur? Yoksa bazen sadece unutamamak mıdır?.. Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere Oğuz Yılmaz ’ın Şimal Yıldızı kitabını inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım! Öncelikle şunu söylemeliyim ki bilimkurgu, çok sık tercih ettiğim bir tür değil. Ben daha çok edebi yönü güçlü, karakterlerin iç dünyasına derinlemesine inen, melankolik tarafı ağır basan kitaplarda kendimi buluyorum. Bu yüzden Şimal Yıldızı’nı okurken de dikkatimi en çok çeken şey kurulan distopik dünya ya da teknolojik unsurlar değil, karakterlerin yaşadığı duygusal çatışmalar oldu. Özellikle Leke karakteriyle bağ kurdum diyebilirim. Çünkü kitabın merkezinde büyük bir sistem, bir mücadele ve bir gelecek tasarımı olsa da beni en çok etkileyen şey onun yaşadığı insani kırılmalardı. Şimal’e dair yaşadığı hayal kırıklığı, buna rağmen tamamen teslim olmaması, sorgulamaya devam etmesi ve kendince direnmeye çalışması oldukça etkileyiciydi. En çok da burada hikâyenin bilimkurgudan çıkıp insanın en tanıdık yaralarına dokunduğunu hissettim. Çünkü bazen insanın hayatındaki en büyük yıkım, dünyanın değişmesi değildir; güvendiği bir insanın değişmesidir. Asıl kıyameti orada kopar insanın… Yabancıların kötülüğüne karşı kendimizi hazırlayabiliriz belki ama sevdiğimiz insanların bizi hayal kırıklığına uğratmasına hiçbir zaman tam anlamıyla hazır olamıyoruz. Bu yüzden Leke’nin yaşadığı kırgınlıklar bana kitabın distopik atmosferinden çok daha etkileyici geldi. Gölge ile kurduğu bağ da bu nedenle hoşuma gitti. Dünyanın bütün düzenleri değişse bile insanın anlaşılmaya, görülmeye ve yanında yürüyen birine ihtiyaç duyması değişmiyor çünkü. Kitabın temelinde yer alan hafıza, duygu, özgür irade ve insanlık üzerine kurulan sorgulamaları da değerli buldum. Özellikle kusursuz
Edebiyat
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202649 okunma
10/10
·249 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:48
Utopia – Thomas More Eskiden Utopia bir ada değildir. Rivayete göre, bu kusursuz düzeni kuran ve adaya kendi adını veren bilge ve erdemli Kral Utopus, fethettiği toprakları ana karaya bağlayan yaklaşık on beş millik kıstağı kazdırarak burayı bir ada hâline getirir. Böylece Utopia hem coğrafi hem de düşünsel olarak dünyanın geri kalanından ayrılır. Utopia; özgürlüğün, mutluluğun, refahın ve barışın hüküm sürdüğü huzurlu bir ülkedir. Burada insanlar ötekileştirilmez, emekleri sömürülmez ve herkes toplumsal yaşamın eşit bir parçası olarak kabul edilir. Bu nedenle Utopia yalnızca bir ülke değil, insanlığın yüzyıllardır özlemini duyduğu büyük bir hayaldir. Dünyanın dört bir yanında kargaşa, savaş ve baskı hüküm sürerken Utopia’da düzen ve uyum vardır. Başka ülkelerde kralların zorbalığı insanların üzerine çökerken burada özgürlük egemendir. Dünyanın geri kalanında vicdan ve inanç özgürlüğü çoğu zaman baskı altında tutulurken Utopia’da dinsel hoşgörü esastır. İnsanlar servet biriktirmeyi, mal ve mülk sahibi olmayı hayatın amacı hâline getirmez; bunun yerine bilgiye, eğitime ve erdeme değer verirler. Eğitimin yalnızca ayrıcalıklı sınıflara sunulduğu toplumların aksine, Utopia’da eğitim herkes için erişilebilir ve ücretsizdir. Çünkü burada para yoktur; dolayısıyla insanın değeri sahip olduklarıyla değil, karakteri ve bilgisiyle ölçülür. Toplumsal yaşam da eşitlik ilkesi üzerine kuruludur. Dünyanın birçok yerinde kadınlar ve erkekler arasındaki ayrımlar derinleşirken, Utopia’da her iki cinsiyet de üretimin ve toplumsal yaşamın eşit bir parçasıdır. Her birey belirli bir süre çalışmakla yükümlüdür; aylaklık hoş karşılanmaz. Böylece sınıfsal ayrıcalıkların ve sömürünün önüne geçilir. İşte Utopia böyle bir ülkedir. Özgürlüğün sokaklarda dolaştığı, savaşın adının bile anılmadığı,
1000Kitap
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma