Büyük şairimiz, edebiyatımızın medâr-ı iftiharı merhum Mehmed Akif, bir üdebâ meclisinde: "Victor Hugo'lar, Shakespeare'ler, Descartes'lar, edebiyatta ve felsefede, Bediüzzaman'ın bir talebesi olabilirler" demiştir.
Büyük şairimiz, edebiyatımızın medâr-ı iftiharı merhum Mehmed Akif, bir üdebâ meclisinde: "Victor Hugo'lar, Shakespeare'ler, Descartes'lar, edebiyatta ve felsefede, Bediüzzaman'ın bir talebesi olabilirler" demiştir.
Sonuç olarak Tanrı ne ateistin iddia ettiği gibi deney ve gözlemle daha doğrusu bilimsel kanıtlarla ispat edilen, ne de teistin iddia ettiği gibi akılla varlığı kesin olarak bilinen bir konudur. Tanrı, bilimi de aklı da aşan, çok farklı boyutları olan, sonuçta iradeye dayalı inancın konusudur. Düşünce tarihinde var- lığına yönelik ortaya konulan tüm kanıtlar ancak Tanrı'ya olan inancı destekler. Bu açıdan varlığını kabul veya ret en nihayetinde bir tercihin yani iradenin sonucudur. İrade ise kesinlik üzerinde taalluk etmez. Örneğin suyun yüz derecede kaynadığına dair bilginin doğru olup olmadığının kabulü sırasında irade söz konusu olmaz. Burada zorunluluk ortaya çıkar. İnanç ise zorun
luluğun değil iradenin konusudur. Bu nedenle insan var oldukça bu tartışma devam edecektir
Bana göre tüm ilişkilerde insanlar, aynı şeyleri konuştuğunu sanarken bambaşka şeyler söylüyor. Aslında, tercüme edilmeyen fikirlerimiz ve duygularımızla hepimiz yapayalnızız.
Ingeborg Bachmann
Hz.İsa
Hz.Yahya
Bediüzzaman Said Nursi
Bişr-i Hafi
Malik b. Dinar
Bayazid-i Bistamî
İbrahim b. Edhem
İmam Taberi
Zemahşeri
İmam Nevevi
Seyyid Ahmed Bedevi
İbn-i Teymiyye
Muhammed Hamidullah
Schopenhauer
Nietzsche
Beethoven
Tesla
Descartes
İbni Sina
Newton
Sartre
Jane Austen
L. Da Vinci
Voltaire
Vivaldi
Kafka
Galilei
Handel
Kant
Kierkegaard