Ben ne uğruna hayatımı adamış, ne uğruna canımı dişime takarak çalışmışım? Buradaki lerin hiçbiri dağdaki sürülerle ilgilenmiyor! Umurlarında bile değil! Ne budala ne akılsız imişim meğer ben! Kolhoz icin, koyun ve kuzular için ömrümü harcadım. Bu yaptıklarım, hayatımı buna harcamış olmam, onların umrunda bile değil. Üstelik tehlikeli bir adamışım, halk düşmanıymışım! Mademki öyle diyorsunuz, öyle olsun! Hepinizin canı cehenneme! Bunun bir başkalarına bir yararı olacaksa hiç üzülmezdim. Hadi ezdiniz, silkeleyip atın artık beni. Artık hiçbir şeyin önemi yok benim için.
Karşısında ulu dağlar vardı: bir yanı pırıl pırıl, aydınlık bir yanı gölgeli. Aydınlık ve gölge nasıl yan yana ise, insanın kaderi de öyle, mutluluk ve acıyı da beraber getiriyordu. Bir yanda kıvanç bir yanda kaygı... Hayat dediğin böyleydi ışte...
Ama dikkat et, dile düşürme, nazar değmesin! Kimselere birşey söyleme. Güzel yorga güzel kız gibidir, elde etmek için peşine düşenler çok olur. Bilirsin, bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir, gözleri yaldır yaldır parlar, Gül gibi olur. Ama kötü birine düşerse solar gider, çöp gibi kalır. Baktıkça yüreğin sızlar. Atın iyisi de öyle olur. Bakmasını bilmezsen onu mahfedersin, olduğu yere düşüp kalır!