Özlem

Özlem
@ozlem_cskun
Kanatlarıma baktım müthişlerdi.
6 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi·96 syf.··
2025 16. kitabı
Bu kitap bir eleştiri değil, bir savaş ilanı. Nietzsche, Deccalde yalnızca Hristiyanlığı değil, onun temsil ettiği her türlü çöküş düşüncesini topa tutuyor. O, inancı değil; inancın köreltici, zayıflatıcı hâlini hedef alıyor. Her satırda bir çığlık var: "Güçsüzlüğü erdem saymayın" diyor adeta. Okurken sanki sayfalar elimde yanıyor gibiydi. Çünkü Nietzsche yalnızca fikirleri değil, okuru da yakıyor. Kimi zaman öfkelendim, kimi zaman hayran kaldım ama hep düşündüm. Gerçekten iyi olan nedir? Erdem, öğretilen midir yoksa hissedilen mi? Deccal, bir kitabı okumanın değil, onunla hesaplaşmanın örneği. Nietzsche'nin dili hem meydan okur hem de aforoz eder. Bu yüzden kolay bir kitap değil. Ama kolay olmayan şeylerin seni büyüttüğüne inanıyorsan, bu kitap seni olduğun yerden alıp başka bir düşünce evrenine fırlatır. Belki de en çok bu yüzden değerli: Çünkü sadece düşünceni değil, kim olduğunu da sorgulatıyor.
DeccalFriedrich Nietzsche · Halk Kitapevi · 20215,1bin okunma
Puan vermedi·904 syf.··
2025 3. kitabı
Bu kitap kolay okunmuyor, çünkü kolay hazmedilmiyor. Ecinniler, bir roman olmaktan çok bir uyanıklık hâli. Dostoyevski burada sadece karakterler yaratmıyor; her birini bir fikirle, bir ideolojiyle donatıp karşımıza çıkarıyor. Ve sonra bırakıyor: kavga etsinler, yansınlar, yok olsunlar. Romanı okurken sanki Rusya’nın vicdanında yürür gibi hissettim. Kimi zaman duvarlara çarpıyor, kimi zaman bir cümlede nefessiz kalıyorsun. Stavrogin’in içindeki boşluk, Pyotr’un zehri, Şatov’un inancı, hepsi bir arada, birbirinin içine geçmiş karanlık yankılar gibi. Sanki karakterler değil de fikirler birbirini öldürüyor. İnsan değil, zihniyet çatışıyor bu romanda. Ecinniler, toplumsal cinnetin edebî karşılığı gibi. Dostoyevski'nin "akıl" dediğimiz şeye karşı duyduğu kuşkunun, "özgürlük" dediğimiz şeyin içinde nasıl bir tutsaklık barındırabileceğinin romanı. Bazen durup şunu sordum: Gerçekten özgür müyüz, yoksa sadece bir fikrin peşinden sürüklenen başka bir ecinni miyiz?
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2025 4. kitabı
Herkes aşkı anlatır ama çok azı bedelini… Tolstoy ise anlatmakla kalmaz, yaşatır... Anna, sadece bir karakter değil; ait olmadığı bir dünyada var olmaya çalışan bir kadının isyanı gibi geldi bana. Ne çok yargı var etrafında, ne çok sessizlik. Oysa onun yaptığı, sevmekti sadece; sevmek, inanmak ve bununla var olmaya çalışmak. Ama Tolstoy, bu duyguyu pamuklara sarıp sunmuyor. Aşkı ne kutsuyor ne de lanetliyor; sadece neye mâl olduğunu, ne götürdüğünü gösteriyor. Gözümüzü kaçırmamıza izin vermeden. Roman boyunca Levin’in toprağa eğilişinde bir sükûnet bulurken, Anna’nın günden güne kararan iç dünyasında insanın kendini sorgulaması kaçınılmaz. Hangisi daha doğru? Toplumun çizdiği sınırların içinde uslu uslu yaşamak mı, yoksa kalbinin peşinden gidip bedelini ödemek mi? Bu kitabı bitirdiğimde elimde karakterlerin hikâyeleri değil, bir dünya sorgu kaldı. Tolstoy bana bir roman değil, hayatın ta kendisini verdi.. “Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu ise kendine göredir.”
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 2. kitabı
Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Sıfır Noktasındaki Kadın işte öyle bir kitaptı benim için. Her kelimesiyle içimde bir yerleri kanattı ama bir yandan da "İyi ki okudum" dedirtti. Firdevs’in sesi, bir kadının hikâyesinden çok daha fazlasıydı; susturulmuş, bastırılmış, görmezden gelinmiş binlerce kadının çığlığı gibiydi sanki. Sayfaları çevirirken bir karaktere değil, bir gerçeğe dokunduğumu hissettim. Güçlüydü, yalındı, ama bir o kadar da derindi. Kalbime bir ağırlık bıraktı, ama aynı zamanda bir bilinç de. Bu kitabı sadece okumadım, içimde bir yere gömdüm.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,1bin okunma
Puan vermedi·1025 syf.··
2025 1. kitabı
Spoiler içerir. Dostoyevski bu romanda yalnızca bir aile dramını değil, insanın Tanrı ile olan hesaplaşmasını, suçun vicdandaki yankısını ve kardeşlik kavramını masaya yatırıyor. Babalarının öldürülmesi üzerinden ilerleyen bu roman, aslında derin bir sorgulama: Suçlu kimdir? Suç yalnızca eylem midir, yoksa düşünce de suç sayılır mı? Ivan’ın Tanrı’ya karşı isyanı, Alyoşa’nın inancı, Dmitri’nin iç savaşı... Hepsi bir arada, karmaşık ama büyüleyici. Her cümlesi düşünmeye zorluyor. Bitirdiğimde yalnızca bir kitap değil, bir ömürlük bir yankı bıraktı içimde..
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma