babasının sesi yankılanıyor kulaklarında:” insanın hayal hanesi oğlum,” demişti bir keresinde, “ onun en saf umutlarını da en karanlık korkuların da bir araya getiren tuhaf bir diyar.”
anonimleştirme, belki de tüm dünyada geçerli tek yönetim şekliydi; seni kendi kimliğinden soyup kalabalığa o kalabalığın içinde bir yüzsüzliğe mahkum ediyordu. oysa o tekti diğer insanlardan daha kötü daha çirkin daha güzel başarılı ya da başarısız her şey olabilirdi ama ne olursa olsun farklıydı benzersizdi .
Kayra bir gün bana “mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun” demişti. “ve en büyük acının kendininki olduğunu düşünüyorsun dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi. ölmesine çeyrek kalmış herkes yaşadığından pişman etmeye çalışan sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı yaşlı bir kadın gibisin.”
o an çok sinirlenmiştim. ama haklıydı. ben hiçbir şey yapmıyordum. hiçbir şey yapmayan adam bendim. herkesin koştuğu saatlerde ben saniyeleri sayıyordum. ne yaparsam yapayım, hiçbir işe yaramayacaktı çünkü.