Duygu koçu ebeveynler:
Çocuğun duygusunun farkına varır ( Ne hissettiğini anlıyorum)
Duyguyu bir yakınlaşma ve öğretme fırsatı olarak görür. ( Sarılır, konuşur)
Empati kurarak dinler ve duygularının geçerliliğini onaylar.
Çocuğun, duyguyu adlandırmasını sağlayacak doğru sözcükleri bulmasına yardım eder. ( Bu durum seni hayal kırıklığına mı uğratıyor?)
Çocuğun sorunu çözmesine yardımcı olurken bir yandan da sınırlar belirler. ( Alternatif çözümler sunar ve seçme hakkı tanır)
New South Wales Üniversitesi'nde psikoloji profesörü olan Joe Forgas çok yaratıcı bir deney yaptı: Sydney'deki kuçük bir kırtasiyecide, kasanın yanındaki tezgaha oyuncak askerler, plastik hayvanlar ve minyatür arabalar gibi ıvır zıvır şeyler yerleştirdi. Dükkandan çıkan müşterilerin, tezgahtaki ürünlerden hatıriayabildikleri kadarını saymalarını isteyerek hafızalarını test etti. Fakat işin içinde bir bityeniği vardı: havanın kapalı ve yağmurlu olduğu günlerde Forgas dükkanda Verdi'nin "Requiem"ini çaldı; güneşli günlerdeyse Gilbert ve
Sullivan'ın neşeli parçalarını. Sonuçlar bundan daha açık olamazdı. İç karartıcı ortamda bulunan insanlar, ürünleri diğerlerinden neredeyse dört kat daha iyi hatırlamıştı. Yağmur onları mutsuzlaştırmış, bu mutsuzlukları onların daha dikkatli olmalarını sağlamıştı.
İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.