“Ortadoğu ve Türkiye için sosyalizm lüks bir moda. Buna batılı görünmek hevesi de denebilir. İster moda deyin, ister inancını yitirmiş yöneticilerin batılı görünmek hevesi deyin, gerçek ortada. Hristiyan misyonerlerinden kalan boşluğu sosyalist aydınlar doldurdu. Batılının yıllar yılı özlemini çektiği, rüyasını görüp bir türlü gerçekleştiremediği insanî düzeni, Osmanlı Devleti gerçekleştirmişti. Ne istediğini, nerelerden geldiğini bilmeyen genç aydınlar, yani yüz yıldır batı sularında dolaşan ve bir türlü yanlışlardan kurtulamayan nesiller, batıdan öğrendikleri her şeyi kutsal biliyor ve onlarla eşit haklara sahip olmak için sosyalizme can kurtaran simidi gibi sarılıyor sonunda. Halbuki sosyalizm, bizim için kişiliği ortadan kaldıran bir şey. Bütün özelliklerimizi ve bizi biz yapan tarihî değerlerimizi inkâr etmeden sosyalist bir düzen kurulamaz. Batılı için bu mümkün belki. Temelde hristiyan olan bir dünyanın sosyal görüşleri çünkü. Baştan beri gerçekleştirilemeyen, fakat hep özlenen ve gerçekleştirilemeyecek kadar tabiata aykırı bir eşitlik özlemi. Bilimsel kılıklara sokulanı ise, akla aykırı doğmalar bütünü. Her türlü zorbalığı alkışlayan ideolojilerin önüne sosyalizmi koyup insancıl bir görünüş sağlayarak ruhları kundaklayan batılının oyunu. Yani, az gelişmiş ülkelere kitaplarla gönderilen Avrupa patentli afyon, çağdaş hastalık. Çin limanlarına esrar indiren batılı, Ortadoğuya sosyalist öğrenci postaladı. Bizim nesil onların suyunun nun suyunun suyu. Üniversitedeki liberalist, marksist, nasyonalist profesörler, hep bir yanlarıyla ithal malı. Bozuk Türkçelerinden başka bizim olan nesi var bu adamların? Bu sosyal çalkantının, sokak çatışmalarının, heder olan ömürlerin, yıllardır sürüp giden yanlışların tek sorumlusu onlar.”