İltifat etmenin incelikli yolları
🤔Samimi iltifatlar, hem edenin hem de edilenin hayatını güzelleştirme potansiyeli taşırken neden genellikle bunu yapmaktan çekiniriz? Nelere dikkat edersek iltifatımızın yanlış anlaşılacağı ya da karşılık bulmayacağı endişesini giderebiliriz? İltifatlar, samimi olduklarında, en güzel geri bildirim verme yollarından biridir. Peki neden çoğu zaman birine övgü dolu sözler söylemekten imtina ederiz? Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde İngilizce ve teknik iletişim alanlarında ders veren Lisa Pavia-Higel, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında, bu konuyu ele alıyor ve iltifat etmenin incelikli yollarını sıralıyor. Yazıdan öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz: “(…) Yaklaşık beş yıl önce tanımadığım insanlara halka açık yerlerde iltifat etme alışkanlığı edindiğimde, çoğumuz gibi, yorumlarımın samimiyetsiz veya müdahaleci görünebileceğinden endişelenmiştim. Belki siz de iltifat etme konusunda bazı çekincelere sahipsiniz; bir yabancıya, iş arkadaşınıza veya hatta bir arkadaşınıza beklenmedik bir şekilde övgüde bulunmanın garip hissettireceğinden veya sözlerinizin istediğiniz gibi algılanmayacağından endişeleniyorsunuz. Ben, bu endişelerin beni durdurmasına izin vermedim; siz de vermeyin. Daha çok iltifat etmek hayatımı aydınlattı. Bence bu, birçoğumuzun yaşadığı sosyal kopukluk, yalnızlık ve gerginliğe çözümün küçük bir parçası da olabilir. Siyasi iklimin belirsizliğinden ötürü iyi tanımadığımız insanlarla iletişimimizi sınırlamak en güvenli yol gibi görünse de arkadaşlara, aile üyelerine, tanıdıklara, hatta yabancılara ulaşmak, çok ihtiyaç duyulan nezaket, mutluluk ve aidiyet anlarını hayatımıza getirebilir. __Neden mi? Samimi iltifatlar hem alıcıyı hem de vericiyi iyi hissettirir de ondan. Psikologlar, iltifat eden kişi önceden
Makale|Yazı
Özlemek
Çoğu zaman kelimelerin anlamını düşünmeden söylüyoruz. Oysa “özlemek” çok başka bir şey… “Öz”, insanın en derin benliği demek. Belki de “özlüyorum” demek; “Seni kendimden ayırmıyorum, seni kendim gibi hissediyorum, seni ben yapıyorum ÖZLÜ-YORUM” demektir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Neresinden tutacağız bu ülke üzerine kabus gibi çöken yaşamı. Tezer Özlü
1000Kitap
Dünyayı Değiştirmek İstiyorsan...
İki özlü söz, bir acizane yorum. 🌿 Mevlana Celaleddin-i Rumi: "Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum." 🌍 Lev Tolstoy: "Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez." Yüzyıllar, coğrafyalar ve diller farklı olsa da hakikat değişmiyor. Dış dünyada şikayet ettiğimiz ne varsa, çözümü aslında kendi içimizdeki aynada saklı. Büyük değişimler, gürültülü devrimlerle değil, insanın kendi ruhunu onarmasıyla başlar. Önce "ben" iyileşmeli ki "biz" güzelleşsin. Sizce de en zor yolculuk insanın kendine yaptığı yolculuk değil mi? Peki sen ne düşünüyorsun ?
Kimseye bağlanmamam gerektiğini öğreten aşk hikayem:)
Yıl 2009 Yaş 24 Yer Uşak. O zamanlar bir elektrik üretim merkezinde çalışıyorum. Benim yaşlarımda iki çocuk gün içerisinde sürekli telefonla meşgul oluyorlar. Ben ise telefona bir arama gelirse bakıyorum ki genelde günleri telefona bakmadan bitiriyorum. Ne kadar yalnızmışım. 😁 Bir gün bu çocuklara,"Siz sürekli telefona bakıyorsunuz, orada ne var da telefonun müptelası oldunuz?" dedim. İçlerinden biri, "Facebook"a bakınıyoruz dedi. Sosyal medyaya ne kadar yabancıymışım ki, "O neymiş?" diye sordum. Güldüler ve, "Senin yok mu?" dediler. Hayır, yok dedim, facebook dediğiniz şeyin ne olduğunu da bilmiyorum dedim. O zamanlar ne kadar da açılmamış bir gonca imişim, şimdi dikenliğe dönüştük😁 Bana orada neler yaptıklarını gösterdiler. Buradan kadınları ekleyip arkadaş oluyoruz, muhabbet ediyoruz dediler. Ben Anadolu'nun bağrından yeni kopup gelmiş masum bir köylü çocuğu idim, kanıma girdiler ve bana kendileri bir Facebook hesabı açıverdiler. Bir olta da sen at dediler, sanki Facebook bir nehir de balık avlayacağız. 😁 Neyse, ben o zamanlar sûfi takılıyorum, profilime dua eden bir çocuk resmi koydum. Birkaç da özlü söz paylaştım, rastgele üç beş kişiyi ekledim, başka da bir şey yapmadım. Birkaç ay geçmişti. Bir gün bir bildirim geldi. Takipleşmediğimiz bir hanımefendi benim profil resmimin altına yorum yapmış ve o yorum hala unutmam şöyleydi:"Rabbim kaderinizi kendi rızasında sonlandırsın." Ben de bir dua ile karşılık verdim. O yine bir dua ile geldi. Ben bir daha dua ile karşılık verdim. Bu dua seremonisi birimiz "Amin" diyene kadar yarım saat sürdü galiba.😁 Sonra mesaja geçtik. Akşamına sevgili olduk. Numara alıp verme töreni düzenledik. Kendisi Çankırılı imiş. Ondan öğrendiğime göre Çankırı'nın tuzu, tozu ve kızı meşhurmuş😁 Velhasıl kelam, hayatın olağan akışına aykırı olarak
Hayata Dair
Kendime bir mektup
Güneşin battığı yer, gitgide değişiyor ve bu yıllardır böyledir. Kirenlik mecralarında, Değirmen deresi boylarında, eski bir at arabası yolunda, öyle bir eylül ayında dolanıyorum. Çakıllar nasıl toprağa sabitleşmiş, bu yolu kimler kimler tepmiş? Yine daldım yine gittim düşüncelerime. 13 yaşımdaydım o zamanlar. O anları yaşarken bu şekilde kelimelere dökeceğim, aklıma bile gelmezdi. (Acaba iyi hissetmek yazmaya engel midir? Yazmak, iyi hisleri getirmenin bir çabası mıdır?) 2019 ne ara gelmiştin ve ne ara geçtin? Ayrıyeten de artık şiirlerden, yazmaktan korkar haldeyim. Birilerine zarar verme korkusu, istemeden... Ama bir yandan da hayatımın bir köşesinde hep olsun da istiyorum. Ama sanırım veda etmeliyim. En azından yazsam da herhangi bir yerde paylaşmak, şiir şeklinde yorum yapmak... Bunları yapmamaya dikkat etmeliyim. Şiirler gerçekten insanın kendine özeldir. Başkaları hangi anımı, hangi duygumu, anlattığımı nereden bilsin? Kendime kızdıklarım, saçımı başımı yolduğum anlarım... Ya üzerse birilerini... Ağlaya ağlaya yazılan yazılarım, ah sizler... Ah sevim! yine mi yenildin, yine mi yenildin, söyle? Yine başarısızlık içinde yüzüyorsun. Uzun lafın kısası, yazsam da artık kırkta yılda bir kendime zarar vermeyecek şekilde. Özlü sözler, alıntılara devam edebilirsem ona devam ederim. Abla kardeş gibi candan olduğum insanlara da doğaçlama şiir yazabilirim. Artık yenilmek istemiyorum... Şiir beni buna itiyor, benim güçlü olmam lazım. Bu arada, Ağacım Dalların'a haksızlık edemem müsait oldukça ona şiirlerimi ekleyeceğim inşallah. Zaten haftaya ya okul hazırlıklarım ya da sınav çalışmalarım başlayacak. Sevim Su Yıldız'dan yenilgin'e... Not: yenilme artık tamam mı? Spor yapıyoruz, kendimize iyi bakıyoruz.
Duygu ve Düşünce