Güneşin battığı yer, gitgide değişiyor ve bu yıllardır böyledir.
Kirenlik mecralarında, Değirmen deresi boylarında, eski bir at arabası yolunda, öyle bir eylül ayında dolanıyorum.
Çakıllar nasıl toprağa sabitleşmiş, bu yolu kimler kimler tepmiş? Yine daldım yine gittim düşüncelerime.
13 yaşımdaydım o zamanlar. O anları yaşarken bu şekilde kelimelere dökeceğim, aklıma bile gelmezdi.
(Acaba iyi hissetmek yazmaya engel midir? Yazmak, iyi hisleri getirmenin bir çabası mıdır?)
2019 ne ara gelmiştin ve ne ara geçtin?
Ayrıyeten de artık şiirlerden, yazmaktan korkar haldeyim.
Birilerine zarar verme korkusu, istemeden...
Ama bir yandan da hayatımın bir köşesinde hep olsun da istiyorum.
Ama sanırım veda etmeliyim.
En azından yazsam da herhangi bir yerde paylaşmak, şiir şeklinde yorum yapmak... Bunları yapmamaya dikkat etmeliyim.
Şiirler gerçekten insanın kendine özeldir. Başkaları hangi anımı, hangi duygumu, anlattığımı nereden bilsin? Kendime kızdıklarım, saçımı başımı yolduğum anlarım... Ya üzerse birilerini...
Ağlaya ağlaya yazılan yazılarım, ah sizler...
Ah sevim! yine mi yenildin, yine mi yenildin, söyle? Yine başarısızlık içinde yüzüyorsun.
Uzun lafın kısası, yazsam da artık kırkta yılda bir kendime zarar vermeyecek şekilde. Özlü sözler, alıntılara devam edebilirsem ona devam ederim. Abla kardeş gibi candan olduğum insanlara da doğaçlama şiir yazabilirim.
Artık yenilmek istemiyorum...
Şiir beni buna itiyor, benim güçlü olmam lazım.
Bu arada, Ağacım Dalların'a haksızlık edemem müsait oldukça ona şiirlerimi ekleyeceğim inşallah.
Zaten haftaya ya okul hazırlıklarım ya da sınav çalışmalarım başlayacak.
Sevim Su Yıldız'dan yenilgin'e...
Not: yenilme artık tamam mı?
Spor yapıyoruz, kendimize iyi bakıyoruz.