"Daha çok anlat," dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
“Ve sen her şeyden umudu kestiğin, ama zaten artık umuda da ihtiyaç duymadığın o noktada yolun sona erdiğini ve karşında aşılması gereken, kocaman bir tepe durduğunu fark edeceksin.”