Mizgin Gürbüz

Mizgin Gürbüz
@ozne_yuklem
Türkçe Öğretmeni
48 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·222 syf.··
2023 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2023 00:00
Knut Hamsun'ın okuduğum ilk ve en önemli eseri Açlık'tan bahsedeceğim sizlere. Kıtabı okumadan önce yazarın hayatı ile ilgili olan kısmı okuduğumda Hamsun'ın resmî olarak eğitim görmediği bir ayakkabı ustasının yanında çırak olarak çalıştığı ve bu eserinin yarı otobiyografik olduğunu öğrendim. Belki de eserde açlık ile mücadele eden kahramanımız gibi Hamsun da açlık ile mücadele ederek eserler yazmaya çalışmıştır. Eser genel olarak başvurduğu işlerden her seferinde geri çevrilen, hiçbir yerde tutunamayan, açlıkla, sokakta hayatta kalmaya çalışan ve yazar olup bu durumdan kurtulmaya çalışan bir gencin mücadelesini konu alır. Eserdeki olayları bölüm bölüm yazmaya çalışacağım. Kahramanımız cebinde parası olmadan, günlerce aç bir şekilde makale yazmaya çalışır. Öncesinde sığındığı bir evi vardır ancak kirayı ödeyemeyince oradan da çıkarılır ve sokakta yaşamak zorunda kalır. Hava soğuk, polisler sokakta dolaşmaktadır. Romanın başlarında kahramanımız insanlardan yardım almayı reddeder, durumunun kötü olduğunu saklar. Yiyecek tek bir lokması yokken bile sokakta ondan yardım isteyen bir adama para vermek için elindeki eşyasını rehinciye verip parayı yaşlı adama verir bu şekilde kendini daha iyi hissettiğini düşünür. Günler geçtikçe açlığı artmaya başlar; markete gidip mum ister gece de yazı yazabilmek için. Para vermemiş, borç olarak aldığını söylemek üzereyken marketteki çalışan başkasının bıraktığı parayı onun bıraktığını düşünüp para üstü verir kahramanımız para üstünü alıp hemen çıkar oradan ve yemek yiyilecek bir mekan bulup yemeğini yer oradan çıktıktan sonra midesi bulanmaya başlar ve yediği her şeyi çıkarır. Yavaş yavaş yaptığı hırsızlığı düşünmeden edemez ve kendini çok kötü hisseder yakalanmaktan korkar gidip bunu marketteki çalışana itiraf eder. Yine eserin
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,7bin okunma
Reklam
10/10
·136 syf.··
2023 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2023 22:53
Murathan Mungan, eserde üç ayrı hikâye ele almıştır. Bunlar: Azer ile Yadigar, Murathan ve Selvihan, Ulak ile Sadrazam. İlk ikisi halk efsanelerini sevenlerin hoşuna gidecektir. Bu Hikâyeler kavuşamayan âşıkları konu alır. Zengin halk motiflerine Mungan'ın kendine özgü anlatışı da eklenince ortaya zevkle okunan bir eser çıkmış. Ulak ile Sadrazam ise Fatih dönemindeki yönetim anlayışına, devşirme oğlan-kaftan oğlan konularına değinmiştir. Tarihi sevenlerin zevkle okuyacağı bir hikâyedir. Alıntılar: 1) Onca insan arasında kendini yabancı gibi hissediyor, bir sürgün gibi. (syf 10) 2) Şu anda küçük bir incelik, yumuşak bir bakış, sevecen bir baş sallama, bir gülümseme her şeyi nasıl da çözebilir. (syf 10) 3) İlk çağlardan bu yana bilmek, biraz da lanetlenmek değil miydi? (syf 11) 4) Gurbet tutar, ırak çağırır. Hep uzak diyarlar görürüm düşlerimde. Çağırırlar beni. Sanki yazgım beni çağırır. (syf 19) 5) Âşık demek yalnızca iyi saz çalmak, kudretli türkü söylemek değildir. Âşık dediğin gönül toprağına tohum düşüren kişidir. (sayfa 26) 6) Âşık kısmının diline zincir vurulmaz ağalar. Âşık kısmı yürektekini söylemiyorsa eğer sazına namertlik ediyor demektir. Sazın da sözün de hukuku vardır. Saza da söze de yasak konulmaz. Gün gelir o yasak koyanını yer ilkin. (syf 45) 7) Toprağı bölen, malı bölen emeği bölen, sevdayı da bölecekti elbet. İnsanları birbirine yasak edecekti. (syf 57) 8) Seni her dem görmek, soluk alışını, gülüşünü, gezinişini, yürüyüşünü, seslenişini görmek de sevdadır. (syf 72) 9) Geçmişi anlatmak için tarihçilerin önümüze sürdükleri o kusursuz düzende, neden ve sonuçlar öylesine kesin öylesine birbirine bağlı ve öylesine açık bir ilişkilenme içindedir ki bir gerçeği tümüyle yansıtmazlar. Çok çok ölü bir geçmişi biçimlerler yalnızca. (syf 81) 10) Belki de
Edebiyat
Lal MasallarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,759 okunma
10/10
·90 syf.··
2023 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 00:00
Victor Hugo'ya ait olan Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı eser Hugo'nun giotine karşı çıkması ve sistemin değişmesi için bir şeyler yapma isteğinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Eser 23 sayfalık bir ön sözle başlıyor. Her satırını büyük bir dikkatle okuduğum bu ön sözde giotine neden karşı çıktığını, eseri yazmaktaki amacını dile getiriliyor. Yazar bu kitabı yazarak her perşembe Greve Meydanı'nda toplanıp idam edilen kişileri izleyen kitleden sıyrılıp artık bu suça ortak olmadığını, toplumun bütün üyelerinin yüzüne sıçrayan kan damlasının alnına değmediğini hissettiğini söyler. Bir yazar olarak üzerine düşeni yapar. Ayrıca ön sözde giotini savunanların tezlerini de çürütecek örnekler verilmiştir. Eser, genç yaşta idama mahkûm edilen bir adamın altı haftalık bekleyişinin onda yarattığı psikolojiyi anlatır. Kahraman bakış açısıyla dile getirilen eser kendimizi gencin yerine koymamızı, onunla beraber altı haftalık bir bekleyiş içinde olmamızı sağlıyor. Onunla beraber bazen kürek mahkumiyetindense idamın daha iyi olduğuna inanıyor bazen güneşi tenimizde hissetmenin her ne olursa olsun vazgeçilmez olduğunu düşünüyor bazen hissizlik duygusu içinde öylece bekliyor bazen de ölmemek için delicesine yalvarır buluyoruz kendimizi. Alıntılar: 1) Yok ettikleri insanın bir zekâsı, hayata güvenen bir aklı, ölüme hazır olmayan bir ruhu olduğunu hiç düşünmemişler mi? 2) Hapishane; yarısı eve yarısı insana benzeyen korkunç, kusursuz ve yekpare bir varlık. Onun tutsağıyım. Beni kuşatıyor; bütün kıvrımlarıyla sıkı sıkı sarıyor. Beni granit duvarların içine kapatıyor; kilit altında tutuyor ve beni zindancının gözleriyle gözetliyor. 3) Korkulacak bir şey olmadığını, acı çekilmediğini, sakin bir ölüm olduğunu, ölümün böylece kolaylaştırıldığını söylüyorlar. Hey! Peki ya altı haftalık bu
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
10/10
·64 syf.··
2023 16. kitabı
Salome'nin okuduğum ilk eseri olan Arayışlar; Adine adlı sanatçının Benno adlı bir psikiyatri doktoru olan kuzenine âşık olması, nişanlanmaları, ayrılık, pariste bir atölye kurup yeni bir hayata başlaması, annesini ziyaret etmek için noel öncesi dönüşü, Benno'nun barışmak istemesi ve Gabrielle adlı kadın ile aralarında geçen kadının bağımsızlığı üzerine olan konuşmalar çerçevesinde bir olay örgüsüne sahiptir. Adine, Benno ile nişanlılığı sürecinde çok istemesine rağmen resim ile ilgilenmeyip Benno'nun akıl hastanesine yakın olan evinde bütün zamanını geçiren ve ona kendini adayan bir kadın rolündedir. Bu süreçte Gabrielle karakteri ona ev işlerini yürüten kadın rolünü bırakıp istediği şeye yani resim çizmeye yönelmesi gerektiğini söyler ama Adine resim çizmeyi istemediğine kendini bile inandırmaya çalışır. Bütün fekadarlıkları da işe yaramaz ve Benno ile olan nişanı bozulur. Bunun üzerine Adine Parise gider ve orada küçük bir atölye kurar. İlerleyen süreçte annesi mektuplar yazıp onu ziyaret etmesini ister Benno da bundan mutluluk duyacağını bildirir(annesi Benno ile aynı yerde yaşamaya devam etmiştir) Benno ve annesinin gelmesini istemesinin altında Adine'nin rahat bir hayat yaşadığına yönelik korkuları ve Benno ile tekrar blr araya gelmesini sağlama fikri vardır. Adine annesinin ısrarlarına dayanmaz ve noelde yanlarına gider. Pariste yaşadığı süreçte sevdiği erkek için fedakarlık yapan kadından kendi idealleri için yaşayan bir kadına dönüşür. Benim için Adine ile Gabrielle arasında geçen konuşmalar çok değerliydi. Gabrielle kendi ideallerini gerçekleştirmek için o evde kalmak zorunda olan biridir ve Adine kendini keşfetmeden önce de kendini keşfetmiş kadının özgürlüğü üzerine kesin düşünceleri olan biridir. Adine'ni etkilediğini de düşünüyorum. Gabrielle
Edebiyat
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
10/10
·55 syf.··
2023 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 00:00
Lübnan asıllı ABD'li şair, ressam ve filozof Halil Cibran'a ait olan Ermiş; El Mustafa adlı bir bilgenin uzun süre yaşadığı Orphalese şehrinden gemiyle gitmeden önce halk ile arasında geçen "sevgi, evlilik, çocuklar, bahşetme, yeme-içme, çalışma, neşe ve keder, evler, giysiler, alım-satım, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, mantık ve tutku, acı, kendini bilme, eğitim, dostluk, konuşma, zaman, iyilik ve kötülük, ibadet, zevk, güzellik, din, ölüm" konularında sorulan sorular ve ermişin bunlara verdiği felsefik cevaplar üzerinden işlenmektedir. Kitabı yıllar önce okuyup çok etkilenmiş; her sözünü ayrı değerli bulmuştum. Tekrar okuduğumda yine aynı duyguların uyanmasıyla beraber fark etmediğim, üzerine düşünmediğim daha fazla sözlerin olduğunu gördüm. Akıcı bir kitap olsa da her konu üzerine yazılanları okuduktan sonra durup üzerine düşünmenin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Kitabı ilk okuduğumda herkese hediye edilebilecek, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği nadir kitaplardan biri diye düşünmüştüm hâlâ da aynı şeyi düşünüyorum. Seven, sevdiklerine Ermiş'i alsın. Not: Ermiş'ten çok etkilenince Gezgin ve Meczup'u da okudum ama aynı derecede etkilenmedim maalesef Alıntılar: 1) Ne kadar çok sevdik seni ancak sözlere dökmedik ve üstü kapalı kaldı sevgimiz. Oysa şimdi bağırarak ilan ediyor var oluşunu ve gözlerinin önüne seriyor. Bu her zaman böyledir ayrılık vakti gelene kadar bilmez sevgi kendi derinliğini. 2) Bırakın da birlikteliğinizde mesafeler olsun. Bırakın dans etsin gökteki rüzgârlar aranızda. 3) Birbirinizi sevin ancak sevgiyle zincirlemeyin kendinizi. 4) Çocuklar sizin değildir. Onlar sizinle birlikte gelir bu dünyaya ancak sizinle birlikte olsalar da size ait değildir. Onlara düşüncelerinizi değil; sevginizi verebilirsiniz. Zira kendi düşünceleri
Felsefe-Düşünce
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma