Lübnan asıllı ABD'li şair, ressam ve filozof Halil Cibran'a ait olan Ermiş; El Mustafa adlı bir bilgenin uzun süre yaşadığı Orphalese şehrinden gemiyle gitmeden önce halk ile arasında geçen "sevgi, evlilik, çocuklar, bahşetme, yeme-içme, çalışma, neşe ve keder, evler, giysiler, alım-satım, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, mantık ve tutku, acı, kendini bilme, eğitim, dostluk, konuşma, zaman, iyilik ve kötülük, ibadet, zevk, güzellik, din, ölüm" konularında sorulan sorular ve ermişin bunlara verdiği felsefik cevaplar üzerinden işlenmektedir.
Kitabı yıllar önce okuyup çok etkilenmiş; her sözünü ayrı değerli bulmuştum. Tekrar okuduğumda yine aynı duyguların uyanmasıyla beraber fark etmediğim, üzerine düşünmediğim daha fazla sözlerin olduğunu gördüm. Akıcı bir kitap olsa da her konu üzerine yazılanları okuduktan sonra durup üzerine düşünmenin daha faydalı olacağını düşünüyorum.
Kitabı ilk okuduğumda herkese hediye edilebilecek, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği nadir kitaplardan biri diye düşünmüştüm hâlâ da aynı şeyi düşünüyorum. Seven, sevdiklerine Ermiş'i alsın.
Not: Ermiş'ten çok etkilenince Gezgin ve Meczup'u da okudum ama aynı derecede etkilenmedim maalesef
Alıntılar:
1) Ne kadar çok sevdik seni ancak sözlere dökmedik ve üstü kapalı kaldı sevgimiz. Oysa şimdi bağırarak ilan ediyor var oluşunu ve gözlerinin önüne seriyor. Bu her zaman böyledir ayrılık vakti gelene kadar bilmez sevgi kendi derinliğini.
2) Bırakın da birlikteliğinizde mesafeler olsun. Bırakın dans etsin gökteki rüzgârlar aranızda.
3) Birbirinizi sevin ancak sevgiyle zincirlemeyin kendinizi.
4) Çocuklar sizin değildir. Onlar sizinle birlikte gelir bu dünyaya ancak sizinle birlikte olsalar da size ait değildir. Onlara düşüncelerinizi değil; sevginizi verebilirsiniz. Zira kendi düşünceleri