Her birimiz bir âlemiz ve işte şahsi kıyametimize doğru seyrediyoruz. İstikametimizin mecburi keyfiyeti, bütün ömrümüzü bir avuntu hattından bir ibaret kılıyor sanki.
Kaderimiz her türlü umudun ve endişenin ötesinde tamamlanır. Dahası, birimizin alnındaki yazı, diğerinin alnında devam eder. Yaşadığımız müddetçe yazgılarımız birbirine karışır.