okuryazar

okuryazar
“İnsan yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, hep birinin gönlümüzden kopup ayrılması bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış!”
Sayfa 207 - İNKİLAP
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·256 syf.·
2018 13. kitabı
1920 yılında hapishanede yazılan, içeriğinde totaliter toplum yapısını ütopik kurgu ile anlatarak bir bakıma eleştiren ve daha sonrasında Fahrenheit 451, Cesur Yeni Dünya gibi eserlere ilham vermiş distopik bir eser. Kurgu anlamında çok beğendim ama diline bir türlü alışamadım. O nedenle ilk olarak kurgusunu ele almak istiyorum. Eser 26. yüzyılda, Tek Devlet altında, özgürlük ve mutluluğun aynı anda olmasının mümkün olmadığı düşüncesinden yola çıkarak ele alınmış. Bu nedenle özgür olmaktansa Tek Devlet altında konulan kesin ve tek kurallarla ben değil BİZ olarak yaşanılan ütopik bir toplum anlatılıyor. Bu kurallar o kadar güzel işlenmiş ki, uyanmaktan işe gitmeye yemek yemekten cinselliğe kadar her şeyin uyulması zorunlu belirli bir zamanı ve kuralı var. İnsanlar cam evlerde herkesin herşeyi görebileceği bir dünyada, aynı tip üniformaları giyerek, isimler değil numaralarla ve sadece tek bireye ait hücrelerde insan gibi değil de kurulmuş bir makine gibi yaşamaktadır. Ayrıca aşk, kıskançlık gibi duygular yasak olup, kimsenin annesi, babası ya da çocuğu yoktur. Herkes doğrudan Tek devlete bağlıdır. Ama tüm bu düzen içerisinde ortaya devletin hastalık olarak tanımladığı 'hayalgücü' ortaya çıkar. Hayal gücünü açığa vuran ve bununla yaşamak isteyen insanlar devlete karşı bir isyan hazırlığı içerisinde olurlar. Bunların başını da I-330 adlı kadın alır ve baş kahraman D-503 ile aşk yaşar. Bunun ardından D-503 inandığı ve itaat ettiği tek devletin kurallarını bozacak bir çok şey yapar ve BİZ olmaktan çıkarak ben olur. Neyse ki bu hastalığı fark eden devlet 'hayalgücü ameliyatı' ile tüm halkı tekrar kendine bağlar. Ve bu ameliyatı olan D-503 eskiden aşık olduğu, arzuladığı, uğruna birçok kuralı ezdiği I-330'un gözleri önünde ölüşünü kalbi titremeden izler. Yani Tek Devlet ve
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma
9/10
·318 syf.·
2018 12. kitabı
Ruhi Mücerret; yazarın okuduğum ilk eseri oldu. Bütün kitapları bu kadar iyi midir yoksa ben en iyisinden mi başladım okumaya bilemiyorum ama bu kitabı okuduktan sonra Murat Menteş'in sıkı takipçisi oldum. Eser; absürt kurgusuyla okuyucuyu oldukça eğlenceli bir maceraya çekiyor, kendini takip ettiriyor, heyecanlandırıyor ve tüm bunları yaparken anlatmak istediği içeriği de okuyucuya sunuyor. Sıkılmadan akıcı bir şekilde gayet eğlenerek okunan nadir kitaplardandır bence. O nedenle eğlenerek okumak istiyorum diyen herkese tavsiye ediyorum bu kitabı. Ayrıca okurken istemsiz bir şekilde filmi yapılsa ne güzel izlenir de demedim değil :) Tabi her kitabın vermek istediği bir mesaj anlatmak istediği bir konu vardır. Bunu da direk kitaptan alıntı yaparak belirtmek ve bir nevi de kitabı özetlenmiş olmak çok daha doğru olur diye düşünüyorum . Herkese eğlenceli okumalar... "Kadınlar , iç çamaşırlarının ve ayakkabılarının marka etiketinden aldıkları destek nispetinde özgüvenliydiler. Erkekler, otomobillerinin modeline bağlı psikolojik bir hiyerarşi içinde trafikte seyrediyordu. Rekabet kızışmıştı. Kimliği belirsiz düşman,topluma kendi karakterini vermişti. Köleliğin adı konmamış biçimleri devredeydi. Kula kulluk almış yürümüştü. Bir sinir harbi evrenindeydik. Kainat, bütün tuzakların toplamı olan bir tuzağa dönmüştü. Sahtelik,aldatma ve avuntuyla karışmış harç,hayatın temelini teşkil ediyordu. Göstermelik neşe , süreğen blöf ve sentetik nezaket prosedürü,bu temel üzerinde yükseliyordu. Neşe deliliğin,blöf ihanetin,nezaketse cinayetin bariz ve doğal ip ucuydu. Korku , kozmosun çatısıydı. Bu çatı altında renk,ses ve biçimleri suiistimal etmekten başka yöntem bilmiyorduk. Ebedi biçareliğimizi,taşıyamadığımız mesuliyetler dengeliyordu. Şov devam etmeliydi… Şov… kaybedişin
Ruhi MücerretMurat Menteş · April Yayıncılık · 201818,3bin okunma
"...Pişmanlık bir aydınlanma anıdır ve tövbe hem bir psikolojik analiz, hem de kendini bilmenin ideal görünümüdür. Şükür, güzellikleri keşfetmeye yönelik dikkatin gelişkinliğidir. Ayrıca, zamanla tatlanan acı hatıralar ile unutulan mutluluklar arasındaki farka denk gelen saçmalığı telafi eder. Şükreden kişi kendiyle barışarak yücelme imkanlarını genişletir. Dua, yoğun bir konsantrasyon ve dahiyane bir titizlikle tanzim edilmelidir. Ebeveyninden oyuncak isteyen şuursuz katır tohumunun münasebetsiz figanına benzer yakarışlar, içtenlikli olsa bile dua mıdır? Benliğinin rotasını çizmek üzere İlahî yardım talep eden kulun telaffuz ettiği her hece dünyayı değiştirir. Dolayısıyla, egoist talepler, Allah?a hitabı parazitlendirir. Velhasıl dua, mevcudiyetimizin; evrensel ve İlahî olanla bağını, İlmî usullerle tespit ve şiirsel ifadelerle tasdiktir. Tövbe, şükür ve duanın kesişim alanları vardır. Eylemindeki hatayı saptayarak tövbeye yöneldiğin için şükredebilir ve şükrünün niteliğinin zenginleşmesi için dua edebilirsin. Zikir ise... Hatırlamak ve hatırlanana münasip duygu, ifade ve davranışlara yönelmektir. Günaha, gaflete, teşevvüşe, hataya, nankörlüğe, tereddüde, şehvete, unutuşa, tembelliğe, boşboğazlığa, yanlışa, kazaya, aldanışa, açgözlülüğe, skandala, pespayeliğe, korkuya... kapılmadan Allah yolunda ilerleyemezsin. Bu sözlerimin manasını kavramada; göğsünüz ile kafanızdan müteşekkil dublekste ikamet eden şeytanın danışmanlığı fayda verir mi bilmem.?"
Sayfa 119 - APRIL