burası sanki Cemal Süreya ile karşılıklı çay içiyormuş gibi, Nazım Hikmet ile memleket meselelerine değiniyormuş gibi, Cahit Sıtkı'ya ölümün baki ama mutluluğun hayatın sihri olduğunu söylüyormuş gibi
Başkaldıran, çok kez ölüme meydan okuyan, küllerinden çamurlarıyla doğan, bebeğini kaybeden, Atatürkü en yakından tanıyan Cumhuriyet kadını Füreya.. Akıcı, büyüleyici muhteşem bir biyografi.
Bir yalnızlığa kaç ders yerleştirilebilir?
Nefis, Tanrı, şükür, az ile yetinmek, iyilik, hissiyat , evrenin yaratıcısının yarattıklarını asla yalnız bırakmadığını her gün şükranlarla düşünmek, mucizeler silsilesi... Bu kesinlikle macera romanı değil 7 den 70e herkese yetinmeyi öğreten bir roman. .
"okumak daha çok okumak gerek, bazı klasikleri de farklı yaşlarda bir kez daha okumak gerek. Genç Werther in Acıları da bunlardan biri zannımca. Hepimiz biraz genç, hepimiz biraz acılı olduğumuz için en çok da. Sınırlandırılmaya çalışıldığımız için de. Sınır tanımama isteğimiz için de. Kitaplardaki hayatlar hayatımıza değdiğinde daha katlanılır oluyor pek çok şey. Katlanma gücümüzü katlayarak büyütelim ve düşlerimizi, düşüşlerimize aldırmadan..."
20 yıllık pişmanlıklarıma "Bugüne kadar neden okumadım?" sitemiyle eklediğim, sürükleyici bir roman. Kitap bizi ağrıdan elazığa adanadan rizeye her yere anında götürüyor, olayları basit bir profesyonellikle aktarıyor. Daha yarısına bile gelmedim ama uykularımı kaçıran bir kitap, daha bitirmeden bitirmek istemediğim beni merak delisi yapan bir kitap. Okumanızı ve bitirmemenizi tavsiye ediyorum