ozan erdoğan

ozan erdoğan
@ozzyerdogan
eski sahaf / yeni çevirmen / çiçeği burnunda yayıncı
lisans mezunu
istanbul
istanbul
125 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·272 syf.·
2020 90. kitabı
Manik-depresif teşhisi konmuş,intihar eğilimleri arasında hayata tutunmaya çalışan bir şair Sylvia Plath.Onun için ölmek bir sanat olmuş adeta ve bu konuda şiirleri kadar iddialı.Bu rahatsızlığı sonunda onu ölüme götürmüş.En sonunda başarmış! Sırça Fanus yazarın yazmış olduğu tek romanı.İlk kez 1963'te Londra'da yayımlanmış.Sırça Fanus'u çıraklık dönemine ait otobiyografik bir yapıt olarak gördüğünü ve kendini geçmişinden kurtarmak için onu yazması gerektiğini söylemiş.Romanı Victoria Lukas takma adıyla yayımlatmış.Nedenleri ise edebi değerinden hem emin olamayışı hem de kitapta yer alan karakterlerin(her ne kadar maskelese de )yakınlarını üzeceğinden endişe duyması.Kaldı ki kitabın yayımlandığı yılda almış olduğu eleştiriler Plath'ı çok üzmüş. Kitap,hayatının anlamını yavaş yavaş kaybeden, sırça fanusundan çıkamayan,çıksa da tekrar o fanusun içine düşmekten korkan melankolinin ve depresyonun zaman zaman sınırlarında zaman zaman ise ta içinde yaşayan genç bir kızın hikayesini anlatıyor.Kitabın ana karakteri Esther'in üniversite yılları,erkeklerle olan ilişkileri,okul hayatındaki başarısızlıkları,yaşadığı çöküş,intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bir dille anlatılmış. Esther Greenwood 19 yaşında hayatı akademik başarılarla dolu genç bir kız.Fakat zihni yaşadığı toplumla uyumlu değil.Özellikle cinsiyet kavramı ve bu kavramlara yüklenmiş anlamlar onu çileden çıkarıyor.Zamanla toplumun dayatmalarına karşı olan tepkisi ile erkeklerden soğumaya başlıyor.Üstüne bir de akademik başarısızlıklar eklenince iyice kendi içine-sırça fanusuna-kapanıyor. İlk romanı olmasına rağmen tekniği oldukça başarılı.Anıları ve şimdiki zaman arasındaki o gidip gelmeleri çok güzeldi.Karakterlerin ruhsal betimlemelerini çok beğendim. Kitaptan alıntılar: "Kendi
Sırça FanusSylvia Plath · Can Yayınları · 198717,1bin okunma
ozan erdoğan
çok güzel olmuş elinize sağlık
Reklam
Tek bir şey için ağlanmaz, Birikmiştir mutlaka.. ~
ozan erdoğan
1 saniye arayla da ağlanmaz...
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2017 442. kitabı
Üniversite ikinci sınıftaydım herhalde. Belki üç. Dersin ya da hocamızın adını hatırlamıyorum. Okulla pek de ilgili olmadığım buradan da anlaşılabilir. Devam zorunluluğumuz yoktu, zaten amfiler de yoklama yapılamayacak kadar kalabalık oluyordu. Hocalarımızdan birisinin bizi bir kitaptan sorumlu tuttuğunu öğrendim arkadaştan. Kızdım başta, fotokopicilerde not yok mu diye söylendim. Olmadığını söyledi arkadaşım, “Ama kitap ilgini çeker.” diye de ekledi. İsmini öğrendim kitabın: Zygmunt Bauman “Modernite ve Holocaust”. Tam da o sıralar kapitalizm, emperyalizm, ulusçuluk ve faşizm üzerine okumalar yapıyordum. O sıralar nasıl kapitalizm derinleşip emperyalizme dönüşmüşse kapitalizmin ideolojisi olan ulusçuluğun da derinleşip faşizme dönüştüğünü düşünüyordum. Belki bu kitapta düşüncelerim doğrultusunda bir şeyler de bulurum diye hemen edinip başladım okumaya. Ama kitap beklentilerimin çok çok ötesine geçti. Öncelikle kitap sosyolojik bir eser. Yani benim umduğum gibi kapitalizm – emperyalizm ekonomik alt yapılarıyla pek ilgilenmiyor. Ama kapitalizmin başka icatları olan, uygarlık, modernite gibi kavramlarla ve bunların bazen neleri örttüğüyle, devletlerin merkezileşmesiyle gücün ve zor kullanımın gündelik hayattan çıkıp nasıl büyük bir devlet aygıtına dönüştüğüyle, bürokratik aygıtın insandışılaştırılmasıyla (ya da bürokrasi çalışanlarının işlerine yabancılaşmasıyla), ahlaki sorumluluğun yerine teknik sorumluluğun gelmesiyle ve bunun gibi aslında modern devletin doğasında olup da “holocaust” yaşanmasına neden olan sosyolojik olgularla ilgileniyor. Benim için en çarpıcı tespiti yaşanan bu soykırımın sadece bir delinin deli saçması davranışları olarak açıklanamayacağını ortaya koymasıdır. Holocausta giden yol adım adım anlatılıyor bu kitapta. Ve bunun olmasını sağlayanın da
Felsefe
Modernite ve HolocaustZygmunt Bauman · Versus Kitap · 2007104 okunma
AmorFati isimli okura yanıt verildi
ozan erdoğan
Ben teşekkür ederim. İyi okumalar.
10/10
·528 syf.··
2019 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2019 20:27
Agorafobi: Genetik yatkınlık, çocukluk dönemi travmaları, sinir hücrelerinin hasara uğraması sonucu beyindeki korku hormonlarının harekete geçmesi ile ortaya çıkan, ender de görülse ciddi psikolojik bir rahatsızlık. Yazar bu konuyu araştırarak, gerilimini yüksek tutarak konuyu masaya yatırmış. Çokta iyi yapmış. Her sayfa da gerilimi artırarak, ana karakteri oldukça iyi analiz edip, ortaya Doktor Anna Fox'u çıkarmış... Anna hayatının son dönemini Agorafobi hastası olarak geçirmeye başlar. Aldığı tıbbi destek onun hapis olarak yaşadığı evinin dışına adım atması için henüz yeterli değildir. Bütün gününü bağımlısı olduğu alkol, siyah beyaz filmler ve fotoğraf makinesi ile geçirir. Onun için komşularının neler yaptığı önemlidir. Özellikle evinin penceresinden görünen ve mahallesine yeni taşınan komşuları... Anna'nın hayatı yirmi iki günlük bir zaman dilimi içerisinde ummadığı bir şekilde değişmeye başlar. Gerçek ve sanrıları ayırt edemediği, alkol ve kullandığı ilaçlar yüzünden gerçeklikten kopması ile şahit olduğu olayların ve kişilerin var olup olmadığına karar vermekte zorlanarak, ayakta durmaya çalışır fakat hiç beklemediği bir sona yaklaştığının farkında değildir... Kitabın bütünlüğü ve kurgusu oldukça gizemli. Çevirmen, Ozan Erdoğan eserin bütünlüğünü bozmadan başarılı bir şekilde okurların beğenisine sunmuş. Eserin kapağı da içeriği ile bütünleşmiş. Psikolojik gerilim tarzında yazılmış en iyiler arasında yer alabilecek bu eseri okumanızı tavsiye ederim...
Penceredeki KadınA. J. Finn · Pena Yayınları · 2018402 okunma
ozan erdoğan
Teşekkür ederim yorumunuz için...
10/10
·476 syf.··
Beğendi
·
2017 203. kitabı
bundan 5-6 yıl önceydi sanırsam. mimar olan kuzenim bir kitap aradığından ve bulamadığından bahsetmişti. tabii o zaman kitapçı olduğum için bir kaç gün içinde buldum kitabı. arkasını okudum, içindekiler kısmını okudum. kuzene telefon açtım. kitabı buldum ama önce ben okuyacağım dedim. "tamam, acelem yok, yeter ki ben de okuyabileyim!" dedi. aslında okuduktan sonra kuzene veresim gelmemişti kitabı ama beni hiç haberim olmayan bir kitaptan haberdar etmiş olduğu için de ona borçluydum. kitabı okuyup, kendisine teslim ettim ama ayrılmak da zor geldi açıkçası. yazar Karl Marx'ın "katı olan her şey buharlaşıyor" tespitinden yola çıkarak bize muazzam bir modernite, özellikle de mimari ve edebiyat bakımından bir modernite eleştirisi sunuyor. kitabı bir şekil de bulup da okumak gibi bir niyetiniz olursa size tavsiyem önce en azından 'Kant' okumanızdır. o zamanlar ben henüz okumamıştım ve keşke okusaydım demiştim. elinize geçer ise hiç tereddüt etmeden okuyun derim . . .
Felsefe
Katı Olan Her Şey BuharlaşıyorMarshall Berman · İletişim Yayınları · 2013301 okunma
ozan erdoğan
umarım bulursunuz
Reklam