"(Foucault)İnsanların birbirleriyle ilişkilerindeki özgürlükleri ne denli fazlaysa ötekilerin davranışını belirlemeye duyulan arzunun da o denli büyük olacağını söyler."
"Sergilenme, teşhir edilme mecburiyeti bizzat bedenin yabancılaşmasına yol açar. Beden, optimize edilmesi gereken bir sergi nesnesi şeklinde şeyleşir. Bu bedenin içinde ikamet etmek mümkün değildir. Onu sergilemek, böylece de sömürmek gerekir."
Hayal kırıklığı.
Lafargue, Marx'ın damadı, kütüphanesine ve eserlerinin çoğuna ilk elden erişme şansı olan birisi. Hayatında tek bir kitap okumamışçasına bir kitap yazmış olmasına hayret ettim. Düşünceleri kopuk kopuk, temelsiz. Savunduğu şeyler kendi içinde tutarlı ama altları bomboş. Sanki işçiler kendilerini buna zorlayan bir ihtiyaçlar ağıyla çalışmaya mahkum bırakılmamışlar da tamamen kendi istekleriyle sağlıklarını kaybedene dek çalışıyorlarmış gibi bir tavrı var. Sürekli kastettiği şeyin çalışma saatleri ve şartlarının düzeltilmesi değil, işin tamamen kaldırılması olduğunu söylüyor. İyi güzel, peki toplumun ayakta kalmasını sağlayan işler? Özellikle geçtiğimiz pandemi döneminde bunu açıkça gördük. Muhasebeciler, mühendisler, ofis çalışanları evden çalışabildi. Fırıncılar, market çalışanları, sağlık çalışanları, temizlik çalışanları yapamadı bunu. Bunun sebebi paşa gönüllerinin öyle istemesi değildi.
4 puanın sebebi kitabın Türkçe baskısına eklenen Bob Black'in "İşin Yok Edilmesi Üzerine" başlıklı yazısı, zira bu yazıyı her açıdan Tembellik Hakkı'ndan daha tutarlı ve daha iyi bir yazı olarak görüyorum, keşke asıl kitaplaştırılan bu yazı olsaydı da Tembellik Hakkı onun sonuna eklenseydi.