Aşkın insanı nasıl adım adım karanlığa sürüklediğini anlatan bir klasik okudum bugün...
Prosper Merimee her ne kadar kitabın daha ilk sayfasında "Her kadın zehir gibi acıdır. Yalnız iki iyi anı vardır. Biri yatakta, öbürü ölümünde" şeklinde Palladas'a ait bir alıntıya yer vererek beni kızdırmış olsa da kitaba şans vermeye karar verdim. Kitabın geneline hakim olan aşkın karanlık yönü temasını ele alması sebebiyle neden bu alıntıya yer verdiğini anlasam da kadınlar üzerinden böylesi çirkin sözler söylenmesi beni oldum olası sinirlendirmistir.
Yazarın kullandığı dil oldukça akıcı. Yer yer Çingene atasözlerine ve o kültüre ait kelimelere yer verilse de hemen aynı sayfada bulunan açıklamalar sayesinde okurken hiç zorlanmadım.
Konusundan kısaca bahsedecek olursam, İspanya 'da bir süvari alayında onbaşılık yapan Don José, görevi sırasında karşılaştığı çingene kızından etkilenir. Daha sonra Carmen adındaki bu kız, çalıştığı yerde kökenlerine hakaret eden bir kadını öldürünce José onu hapise götürmek üzere görevlendirilir. Bu işveli, gözüpek ve yazarın deyimiyle "Her kusurunu örtecek müthiş bir meziyeti bulunan" kız, José 'yi kaçmasına müsaade etmesi için ikna eder.Bu olaydan sonra rütbesi indirilip bir aylık hapis cezası verilen José için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Aşkın insanı adım adım karanlığa götürmesine şahit olurken bir yandan da kullanılmışlık hissi, hayal kırıklığı ve bol bol öfke göreceksiniz bu kitapta. Geleceği parlak bir askerin, bir eşkıyaya dönüşüne; bir Çingene kızın sevdasından ne hallere düştüğünü okurken nasıl olup da kendini aşkın pençesinden kurtaramadigini okurken sinirleriniz bozulabilir.
Mutlaka okuyun diyeceğim bir kitap değil fakat klasik okumayı seviyorsanız 108 sayfalık kısa bir kitap olduğu için bir haftasonu okuması olarak şans
Fransız yazar Prosper Merimee'nin bir çingene kızı olan Carmen ile onbaşı Don Jose arasındaki aşkı anlatan uzun hikayesi. Daha önce Bizet'in bu hikayeden alıntılayarak bestelediği aynı adlı operasını izlemiştim/dinlemiştim. Opera eserini çok beğenirken kitaptan aynı etkiyi alamadım. Çevirinin etkisi miydi, anlatımda mı sorun vardı yoksa hikayeyi bildiğimden dolayı beni heyecanlandırmadığı için miydi bilmiyorum ama kitap beni pek etkisi altına alamadı. Genel olarak hikayeyi değerlendirirsek başarılı bir hikaye, ilk defa okuyan, hikayeyi ilk defa duyan biri için oldukça ilgi çekici, bazı noktalarda sinir bozabilen bir aşk-öç-büyü-yolculuk-ölüm hikayesi. Karakterler çok etkileyiciydi. Özellikle Carmen kitaptaki karakterleri olduğu gibi okuyucuyu bile etkileyecek derecede zeki ve zekasını nasıl kullanması gerektiğini bilen bir kadın. Kitapta tavırları ile beni en çok sinir eden karakter de en çok etkileyen karakter de Carmen oldu. Bazı atasözleri çok garip ve anlamsız geldi. Çingenelerin diliyle bakarsak bir anlam kazanabilir, ya da çeviri sonucu anlamsızlaşmıştır. Kitap ilk çıktığı dönemlerde Çingene kültürünü yeriyor diye bir hayli eleştiri almış. Ek olarak İspanyol kültürünü yerdiği için de kitap eleştiri almış. Günümüzde ise bu eleştirilerin sanırım pek etkisi kalmamış.
Kitabın ilk sayfalarını açtığımızda bembeyaz sayfada bizi Palladas'ın üç cümlelik şu alıntısı karşılıyor: ''Her kadın zehir gibi acıdır. Yalnız iki iyi anı vardır. Biri yatakta, öbürü ölümünde.'' Bu alıntı kitabın kadınları yerdiğini düşündürüyor. Evet Carmen karakteri kitaptaki en zeki karakter olarak lanse edilmiş. Fakat bu zeka insanları kandırmaya, aldatmaya yönelik olan şeytani bir zeka. Yani kitabın baş kadın karakterini kötü olarak gösteriyorlar. Her ne kadar katil olsa da kandırıldığı için Don
CarmenProsper Mérimée · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,715 okunma
Puanım 2/5 (%35/100)
Genel olarak eh işte diyeceğim bir kitap. Alırken hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve itiraf ediyorum ki sadece kargoyu bedavaya getirmek için aldığım bir kitaptı. Yine de Hasan Ali Yücel serisinden olduğu için çabucak okur ve severim diye düşündüm. Pek sevdiğim söylenemez ama nefret de etmedim. Beğenmememin en büyük nedeni kitabın ağır bir aşk hikayesi üzerine kurulu olması. Aralara serpiştirilmiş aşk güzeldir de bütün kitap bunun üzerine kurulu olunca dayanamıyorum. İyi ki kitap 60 70 sayfa yoksa büyük ihtimal bitirmezdim.
Kitap Çingene Carmen ve Don Jose adında bir hırsızın aşkını anlatıyor diyebilirim. Dört bölümden oluşuyor ve bunlardan üçü hikayeyi anlatırken sonuncusu Çingene kültüründen bahsediyor. Kitap ilk çıktığında Çingene ve (ek olarak) İspanyol kültürünü eziyor (başka sebepler de var tabi ki) diye eleştirilmiş. Günümüzde ise seksist olduğu için eleştirildiğini gördüm. Kitap Yunan Şair Palladas'ın bir alıntısı ile başlıyor. Alıntı şöyle: "Her kadın safra gibidir fakat iyi olduğu iki an vardır, biri yatakta, diğeri ölümde." Bu alıntıya bakınca gerçekten seksist durduğu açık. Fakat biraz araştırma sonucu bunun çeviri yüzünden olduğunu düşünüyorum. Buna benzer bir sözü Palladas'dan önce Efesli Hipponaks bir kadının hayatında evlendiği ve öldüğü günlerin en güzel günleri olduğunu söylemiş (yaklaşık bu şekilde çevrilebilir). Palladas bunu kendine göre yorumlayıp değiştirmiş. Üzerine bir daha çevrilince ortaya bu çıkmış. Kitabın bazı yerleri bazı kişiler için rahatsız edici ve seksist olabilir ama sadece bir alıntıdan yola çıkıp kitabı tamamen kenara atmak veya yazarı kötülemek de olmaz diye düşünüyorum. Bu yüzden bulabilirsem hem Hipponaks hem de Palladas okumak istiyorum. Ayrıca şunu da unutmamak lazım bu kişiler MÖ bilmem kaç yılında
CarmenProsper Mérimée · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,715 okunma
''Her kadın zehir gibi acıdır. Yalnız iki iyi anı vardır. Biri yatakta, öbürü ölümünde.''
PALLADAS
Bu cümleyle başlamış bir kitaptan çok bir şey beklenemezdi zaten içerik kötü üslup idare eder.