• Spoiler İçerir
    Merhabalar Alexandre Dumas’ın en beğendiğim kitabı olan Monte Cristo Kontu yeni çıkarılan İş Bankası Kültür Yayınlarından okudum.Kitabın kalıbına bakıp uzun ve sıkıcı gelebilir bilakis çok akıcı ve okudukça okuyasınız elen bir eserdir.Eser aşk,nefret,ihanet,kin,intikam,merhamet,sevgi gibi konular üzerinde durmuştur.Konu olarak ise başkahramanın Edmond Dante gemide çalışmaktadır ve sevdiği bir bayan vardır bu bayanla uzun bir seferden geldikten sonra evlenmeyi düşünmektedir.Edmond gemide kaptan olunca sevmeyen insanlar kaptanlığı ve sevdiği bayan için iftiralar atarak sonsuza dek hücrede ölüme terk edilir.Edmond’un yan hücresinde yer alan Rahip ile iletişime geçer ve onun bilgi her şeyi öğrenir.Kitabın sonunda Edmond nasıl hapisten çıktı,nasıl Kont oldu,nasıl para buldu ve nasıl intikam alacaklarının cevaplarını bulacaksınız.Kitabın en beğendiğim özelliği geçişler,geri dönüşler,karakterler ve kıvrak zekası çok iyiydi.Kitabı bitirdikten sonra filmi de olduğu öğrendim ve filmi izledim ama kitapla alakası yok gibi ve kitaba göre zayıf kalmıştı.Kitabı okurduktan sonra neden klasikler arasında yer aldığını anılacaksınız.Monte Cristo eseri okudukça okuyacağınız ve elinizden bırakamayacağız bir eser.
    Keyifli Okumalar Dilerim
  • Zaman, insan hayatının en önemli sermayesidir. Para kaybedildiğinde tekrar kazanılabilir, ama zamanı geri getirmek hiçbir şekilde mümkün değildir
  • Parasız olmaz,para da mutlu etmez. 🙄
  • Rivayet edilir ki; cennetin parsellenip satılmasıyla ilgili yargılandığı davalardan birinde engizasyon yargıçlarına:
    '' - Cenneti satıyorsunuz da, cehennemi neden satmıyorsunuz? '' dedi.
    Yargıç alay edercesine:
    ''- Satsak kim alır ki! '' dedi.
    ''- Ben alacağım, kaç para ise ödeyeceğim.''
    ''- Para istemez, bedava veriyorum.'' dedi yargıç.
    Ve yargıçlar kahkalarla gülerek Luther'e cehennemin tapusunu verdiler.
    Mahkeme binasının önünde merakla bekleyen halka aldığı tapuyu gösteren Luther şunu söyledi:
    ''- Artık cehennemin sahibi benim. İşte tapum. Ve şu andan itibaren Cehennemime hiç kimseyi almıyorum! ''
    Halk sevinç içinde bağırıyordu. Artık cennete gitmek için parayla yer almaya gerek yoktu!
    Mahkeme binasının üst katındaki odalarından aşağıda olanları seyreden yargıçlar yaptıkları korkunç hatayı ancak o zaman anlamışlardı. Ama artık iş işten geçmişti...
  • “Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir , ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır, zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı ve uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.”

    Kitap çok şey anlatan dolu dolu bir kitap bence . Her şeye zamanımız yok diyoruz sanki zaman sevdiklerimizden kıymetliymiş gibi birer makineye dönüşüyoruz.
    Zamanla beslenen duman adamlar var ve bunlar insanları kandırıyor kitapta. Sevdikleri insanların gereksiz olduğunu zamanın değerli olduğunu söylüyorlar. İnsanlar çocuklarına bile zaman ayırmaz oluyor. Hepsi para kazanmaktan başka derdi olmayan ve bir saniye bile kaybetmemek için asla durmayan makinelere dönüşüyorlar. Momo hariç . Momo evsiz bir kız çocuğu. Momonun en önemli özelliği dinlemeyi bilmesi. Ama dinlemeyi bilen sıradan bir insan gibi değil. Hiç ağzını açmıyor dinlerken ama insanlar onun bakışlarından aradıkları çözümü , cevabı bulup mutlu ayrılıyor yanından. Keşke herkesin Momo su olsa . Eski bir tiyatro alanında yaşıyor. Kitap Momo’nun oraya yerleşmesi ve arkadaş edinmesi ile başlıyor. Daha sonra duman adamlar geliyor. Momo duman adamlarla tek başına savaşmak zorunda çünkü bir tek o kanmıyor onların boş vaatlerine. Kitapta ilginç bir karakter daha var. Sırtında yazı beliren bir kaplumbağa. Kaplumbağanın özelliği geleceği bilmesi . Konuşamıyor ama söylemek istedikleri sırtında yazı olarak beliriyor.
    Çok şey anlatıyor bu kitap. Günümüzde çoğu insan da böyle oluyor aslında . Herkes evden işe işten okula. Çoğu insan misafir çekemez oldu çocuklarına bile zaman ayırmayan insanlar var. Kitapta aileler çocuklarına daha fazla harçlık verip daha fazla oyuncak alıyordu. Yeterki benim zamanımı yemesin kendi halinde takılsın diyorlardı. Maalesef öyle. Bazı insanların işine geliyor oyuncağı eline verip odasına yollamak. Kitabın biryerinde şöyle diyordu “İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe ,zaman azalıyor” aynen böyle . Zamandan tasarruf ettiğimizi sanarken ömrümüzü hızla tüketiyoruz. Oysa dolu dolu yaşasak hayatı sevdiklerimize zaman ayırarak. Daha çekilir bir şey olurdu bence hayat.
    Ayrıca kitapta bir bilmece vardı . Gelecek geçmiş ve şimdi . O bölümü çok sevdim .
    Doğru anladıysam kitaptaki bu hikayeler Michael Ende ye bir tren yolculuğu sırada enteresan bir insan tarafından anlatılmış. Kitabın son sözünde yazıyordu. Çok ilgimi çekti.
    Okumanızı tavsiye ederim çok şey katacak bir kitap.
  • Biraz para bulsam, tüm dünyada farklı alanlarda şirketler, holdingler kuracam. Bu projelerim çok akıllıca.
  • BENEDICK
    Tüm erdemleri kendinde toplamadıkça hiçbir kadın benim gözüme giremez. Bir kere zengin olmalı, bu kesin; akıllı olmalı; yoksa hiç yaklaşmam; iffetli olmalı yoksa pazarlığa bile girmem; güzel olmalı, yoksa yüzüne bakmam; yumuşak huylu değilse, benden uzak dursun; soylu değilse beş para etmez; tatlı dilli olmalı; çalıp söylemeyi çok iyi bilmeli; saçının rengine gelince... Tanrı vergisi olmalı.