Rabia KAÇMAZ

Rabia KAÇMAZ
@paradoksrk
Zaman, hem soğuk hem yakıcı, hem kısa hem uzun, hem şifa hem de kanser ediyordu. Ve kimse benim zamanımda yaşamıyor gibiydi. ....{R.K.}....
Öğretmen, Aile Danışmanı, Editör, Düşperest, Yazan
Biyoloji, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı
İstanbul
İstanbul, 27 Haziran
339 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Uyanış
9/10
·90 syf.··
2026 26. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 21:53
Uyku... Vücudunun tüm gün çalışarak ısınan sistemini ya gevşetip soğutmak için varlığı ya da alışkanlıklar içinde yaşamın/bireyin/özünün farkında olmadan soluk alıp vermesiyle tüketmesinin analojisi. Bu kitapla başlamanın anlamı var gibi. Kahraman, uzun süre sonra bir kitap alıyor eline ve uykusundan uyanıyor. Sorgulamaya başlıyor; varlığını, evliliğini, amacını. Ait olmadığını fark ediyor. Bulunduğu yerde anlaşılmadığını, sadece sevmenin ya da şikayet edecek bir şeyin, kötülüğün olmasa da o şeyin yeterli olmadığını hissediyor. Eş, çocuk sadece var diye mutlu olunabilir mi? Birbirine yabancı kalarak bir arada kalmanın mantıksız ve anlamsız olduğunu, monotonluğun, sıradanlığın boğduğunu hissediyor iyiden iyiye. Bu kitapla içinde bulunulan, gittikçe anlamsızlaşan ya da ruhsuzlaşan monotonluktan uyanışa bir motivasyon/farkındalık olsun, diye içten içe seçilmişse çokça anlamlı olmuş derim kendime. Kadın karakteri öyle iyi anlıyorum ki... Ortada iyi ya da kötü kahraman yok; gri kahramanın şimdiden kopuşu vardı. Böylece Haruki Murakami ile de sonunda tanış oldum, ufak bir köşesinden de olsa. Teşekkürler... Dokunaçları olan bir eserdi, tadında bitti.
Felsefe
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bilge Ruh O
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 16:28
Ondan başka kimseye hayranlık beslemediğimi söylemiştim, yine söylüyorum: Yalom, gerçek bir bilge ve ben... o bilge ile ölmeden önce bir kez rastlaşmak, sohbet etmek isterdim. Meğersem benim bu dileğime dünyanın diğer ucundan başka biri daha sahipmiş ve o bu dileğini gerçekleştirebilmiş, Yalom anlattı. Kıskançlık ve imrenme duyguları içerisinde dünlerce gidip geldim, hâla da... "Asıl iyileştiren ilişkidir," mottosuyla gerçekleştirdiği "burada ve şimdi terapileri" ile Yalom, öyle çok kayıp ve sancılı ruha dokunmuş ki... Bunlarla diğer psikoterapistler gibi övünmüyor, bilakis daha fazlasına dokunamadım diye içten içe kendini yıpratıyor. Bu son kitabıyla ben de yıprandım, hem de çok fazla. Yalom artık seans vermiyor; beyni ona veda etmeye çalışıyor. O bunu kabullenmiş gibi, ben ise henüz hazır değilim. Bundan önceki "Ölüm Kalım Meselesi" eserinde de çok kötü olmuştum. 66 yıllık eşi Marilyn veda etmişti, Irv ise çok acı çekiyordu, hissettim. Gerçek bir sevgiyi Yalom çiftine kadar kimsede görmedim. Tek tanıdığım sevgi, onlara ait. Sahip oldukları o sadakat, benim için baş döndürücü, gerçek olamayacak kadar düşsel bir zarafet taşıyor. Başka bir sevgi göreceğimin umudunu da taşımayı uzun zamandır kaybettim. Her şey aşırı çıkarcı, maddesel: Ruh, düş, umut, merhamet, çoktan öldüler. Başımız sağ olsun. Geriye sadece Irvin Yalom kaldı. Çok fazla psikoterapist, psikolog, danışman tanıdım. Tanıdım, iddialı aslında; onlar da kendilerine yabancıydı ki ben de tanıyamadım, sadece rastlaştık. Mesafeli, soğuk, ilişkiden uzak diyaloglarla ruha dokunmayı amaçladığını iddia eden cümleler çıkıyordu ağızlarından, yürekleri buz gibiydi. Ve çok, çok pahalı. Kim, nerede, nasıl biri olduğu önemli değil; Irv'in de dediği gibi, samimiyeti ve sıcaklığı olan birkaç "Kalp Saati Muhabbeti" yeter
Psikoloji /Psikiyatri
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025160 okunma
Sevmeyi Bilmeyenlerden Geriye Kalan Sevenlerin Kitabı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 23:51
Bazen insanın en çok unuttuğu şey adıdır. Sahi adım neydi? Polat Özlüoğlu’nun Sahi Adım Neydi’si tam da buradan vuruyor. Büyük cümleler kurmadan, bağırmadan, edebiyat gösterisi yapmadan… Sessizce. Ama o sessizlik insanın göğsünde yankılanıyor. Bu kitapta kahraman yok. Kurtarılan yok. Romantize edilmiş acı hiç yok. Var olan şey şu: ‍‍ Gitmiş birinin ardından küçülen odalar. Balkona çıkıp dünyayı affetmeye çalışan kadınlar. Erkekliğin içine sıkışmış, neye dönüşeceğini bilemeyen adamlar. Ve herkesin içinde usulca büyüyen o soru: “Ben kimdim?” Özlüoğlu’nun dili bağırmıyor. Belki de tam da o yüzden etkili. Cümleler gösterişli değil; sanki birinin omzuna yaslanmış da içinden konuşuyor gibi. Kelimelerin gündelik kullanımları dışında betimlemeler yapması da ayrı dikkat çekiyor, etkiliyor. Okurken olayları değil, kırılmaları takip ediyorsun. Hikâye ilerlemiyor; insan çözülüyor. Bu kitap bana şunu düşündürdü: İnsan bazen birini kaybetmez. Kendini kaybeder. Sonra yıllarca başkasının adını sayıklarken kendi adını unutur. Ve en acısı şu: Bazı hayatlar trajik değildir. Sadece görünmezdir. Sahi Adım Neydi, tam olarak görünmeyenlerin kitabı. Bağırmadan acıyanların. Hüznü ve acıyı kurban edip elden ele atan kişilerden geriye kalanların. Aşkı için ölecek olanların terkettiklerine bir daha dönüp bakmadan başka kollarda şans arayanların tükettiği kişilerin. Koşulsuz ve şartsızca sadece sevmiş olanların. Gitmeyip kalanların. Sevdiğini inkâr etmeyip susanların. Toksik ilişkilerde masum kalanların. Güç ve kontrol sevdalılarından kurtulmuş olanların. Okuduktan sonra bir şey değişiyor mu? Evet. Aynaya bakarken biraz daha dikkatli bakıyorsun; yalnız değilsin. Belki de edebiyat tam olarak budur: Adını hatırlatma ihtimali. Bir başka adını unutmuşla. "Şimdi işte böyle tuhaf biri oldum.
Duygu ve Düşünce
Sahi Adım NeydiPolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 2023111 okunma
Bulaşıcı Melankoli
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 00:21
Tezer Özlü, gamlı prenses, ölmek ile yaşamak arasındaki gidip geliyor... Kıyaslama yapıyor yer yer... Bazen aynılık buluyor. Çocukluktan taşınan yaşayamama durumu, insanlarla uyumsayamama, toplumda kayboluş ve farklı bedenlerde arayışa giriyor sürekli. Konuşulmasından kaçınılan konuları cesurca konuşabilme özgüveni ise beni hayran bıraktırıyor. Kimin ne diyeceğini ya da ne düşüneceğini umursamadan... Çocukluğunun ölmemesi, o çocukluktaki soğukluğun ısınamayışı ve onunla yaşamayı kabullenişi, gerçek mi yoksa öyleymiş gibi mi yapıyor, soru işareti bıraktırıyor. Kimin travmaları tamamıyla kapanmış ki sanki... Sonra... İntihar edenlerin arkasında doğan bir özlem ve aşk var anılarında. Bunu ben de geçmişteki bir çevremde gördüm. Bazıları, yanında yaşayanların varlığını, öldükleri, özellikle intihar ettiklerinde fark ediyor, hatırlıyor, anıyor, seviyor. Neden? Ölenin atlatamama hâli, intihar edenin bulaşıcı melankolisi ile yükseliyor kaybı yaşayan. Yaşayanları yaşamayanlarla kıyaslıyor sonra. Hâliyle tamı tamına oturmuyor hiçbir şey, kabus başlıyor hayal edene. Bunu sonra yine deşeceğim. Tezer Özlü hızlı hızlı anılar arasında akışa kapılıyor. Bu bir yöntem gibi değil, kendi de bizzat kapılıyor sanki. Hissediyorsunuz. Başladığınız yer ile geldiğinizi fark ettiğiniz yer arasında uçurum oluyor. Özlü'nün betimleme yeteneği de müthiş. .. Mevsimin, günün, mekânın, duygu geçişlerinin, yansıtışında oluşan sizdeki betimsel görseli ve duygusu da öyle... "Aynı yaştayız. O kendisini yaşlı bir adam olarak tanımlıyor, ben kendimi yaşı olmayan bir insan." "Tüm duyguların en güzeli duygusuzluk, öyle bir duygusuzluk ki, insanın tüm dünyayı ve tüm insanları kucaklayabileceği duygusuzluğun duygusu." "Bir insan olabilmek, bu apayrı bir olgu. Şans, cesaret, istek gerektiren bir olgu.
Duygu ve Düşünce
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
Deha Kadınlar
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 00:02
Bahar Eriş, "Boyun Eğmeyen Kadınlar" eserinde tarihe, bilime, sanata ve toplumsal yaşama yön vermiş; engellere, toplumsal baskılara ve "yapamazsın" diyen seslere rağmen kendi yolunu çizmiş kadınların hikayelerini bir araya getiriyor. Kitap, sadece bir biyografi derlemesi değil, aynı zamanda bir direnç ve azim manifestosu niteliğindedir. Kitabın merkezinde "başarı" kavramının sadece sonuç değil, bir "süreç ve duruş" olduğu fikri yatar. Eriş, kadınların karşılaştığı cam tavanları, toplumsal cinsiyet rollerini ve bu engellerin nasıl aşıldığını incelerken, okuyucuya "Eğer onlar yaptıysa, sen de yapabilirsin," mesajını verir. Bahsi geçen dahi kadınların ortak özellikleri, güzellik, ün, zenginlik, aşk, mutluluktan ziyade; içsel motivasyonlarıyla düşüşler, daha sağlam bir ayağa kalkışın basamağı olarak görmeleri, yalnızlıklarını bir fırsat olarak görüp kendini gerçekleştirmeleri, ataerkil zihniyetin içinde erimeden bir birey olarak yükselme çabalarıdır. Cesaretleri hayallerinden doğup yeşeriyor. Sonuna kadar pes etmeyi bilmeden, çoğunluktan dışlanmak uğruna farklılıklarını tek zenginlik biliyorlar. Onların varlığı, şu an yalnız ve farklı olan biz kadınlara ilham kaynağıdır. İyi ki var oldular ve hâlâ da varlar: Suat Derviş, Frida Kahlo, Malala, Fatma Nudiye Yalçı, Yayoı Kusama, Gilot, Remziye Hisar, Iris Apfel, Temple Grandin, Maryam Mirzakhani, Anaïs Nin, Lou Salome, Han Kang, Whoopi Goldberg, Maya Angelou, Margaret Atwood, Mıeko Kamera, Anna Freud, Catherine Nichols, Virginia Woolf vb. Artık "deha" denilince akla kadınlar gelecek! Asıl Deha, elinde hiçbir fırsat ve avantaj olmadan, engellere ve erkek hegemonyasına rağmen kendini gerçekleştirebilendir. #BaharEriş #BoyunEğmeyenKadınlar Kesinkes okuyun, okutun. ...
Kadın
Boyun Eğmeyen KadınlarBahar Eriş · Alfa Yayınları · 2025325 okunma