Puan vermedi·192 syf.··
2026 8. kitabı
Bazı yazarlar yalnızca bir hikaye anlatır;bazılarıysa okurun zihnine değil,doğrudan kalbine yerleşir ve orada uzun süre kalır.Benim için Zülfü Livaneli ikinci grupta yer alıyor.Şimdiye kadar okuduğum her romanı içimde başka bir kapı araladı;kimi zaman içimi sızlattı,kimi zaman umutla doldurdu,kimi zaman da beni derin bir sessizliğin içine bıraktı.Her kitabını bitirdiğimde,sanki elimden bir parça çekilip alınmış gibi oluyorum.Bu romanını bitirdikten sonra da aynı şeyi yaşamam beni şaşırtmadı.Bu yüzden eserlerini her zaman büyük bir merakla,kalbimde aynı heyecanla okumaya devam ediyorum.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,5bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:06
Binlerce mavi öyle naif öyle ruha dokunan bir kitap ki her sayfasında kendimden bir parça buluyor gibi hissettim ve bu beni çok etkiledi.Yaşama şansı %0 olan bir kadının tam hayattan vazgeçmişken onun yerine her şeye sakinlikle yaklaşan bir itfayecinin pes etmeyip hızlı müdahalesiyle bu oran önce %10 a daha sonra %90 a fırladı.Bokyung hem hayata tutundu hem de tutunacak dalını,hayat arkadaşını böylelikle bulmuştu.Hayallerinde oyuncu olmak varken o kızı için hayallerinden vazgeçti.Aile herşeydi,bunun farkındaydı. Öte yandan Eunhye insanların ona tekerlekli sandalyede yardımcı olmalarını dikkat et taş var,takılıp düşme gibi yardımlarıyla içten içe kendisine acındığının farkındaydı.Teknoloji bu kadar ilerlemişken nasıl onun için merdiven çıkmasına yardımcı olacak,engelleri aşmasını sağlayacak bir araç,bir yöntem bulunamazdı,anlamıyordu.’Normal’insanların kendisine sözde yardımları onu derinden sarsıyordu.Yeonjae ise kendisinin babasına benzetilmesi ve ailesine kendisine bakıldıkça acı verdiğinin farkındaydı.Koliyi bulduğu gün,onun gökyüzü ile ilgili anlattıkları içinde yeniden bir kıpırtı bir merak uyandırmıştı ve samimiyeti,normal insanlardan daha gerçek olmayı koli ile birlikte öğrendi.Evet duyguları olmayan sadece titreşimlerden duyguları hissedebilen bir robot ona bu yolda çok yardımcı olmuştu.Ve Today,o ise hızlı koşarken o kadar mutlu ki,ona yavaş koşmayı öğrettiklerinde bile hızlı koşmak istiyordu,tüm acılarına rağmen.Yazarın da sürekli söylediği gibi “Ara sıra durması sorun değil.Yaşayanların zamanı hep ilerler,belki de böylesi daha iyi.Çok hızlı koşarsan her şeyi kaçırırsın.Belki de hepimizin yavaş koşmayı öğrenmeye ihtiyacı vardı.”Biz sanıyoruz ki çok hızlı koşarsak çok yol katedebilirsek hayattan maksimum verimi alırız.Oysaki hayat öyle değil ki,zaman akıp
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025729 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Nilgün Bodur'un Yanlışlıktan Değil Yalnızlıktan adlı kitabı, modern ilişkileri, yalnızlığı ve insanın kendisiyle kurduğu bağı sorgulayan, deneme ve anı türünün iç içe geçtiği samimi bir eserdir. Kitap, klasik bir roman gibi başı ve sonu belli bir olay örgüsü sunmaz. Bunun yerine yazar, kendi yaşamından izler, çevresinde gözlemlediği ilişkiler ve okurlarından gelen hikâyeler üzerinden günümüz insanının en büyük korkularından biri olan yalnızlığı ele alır. Kitabın adı da bu düşüncenin merkezindedir. Nilgün Bodur , insanların çoğu zaman yanlış seçimler yapmasının sebebinin bilgisizlik ya da dikkatsizlik değil, yalnız kalma korkusu olduğunu savunur. Ona göre birçok insan, sırf hayatında biri olsun diye kendisine iyi gelmeyen ilişkileri sürdürmekte, değer görmediği hâlde vazgeçememekte ve zamanla kendi benliğinden ödün vermektedir. Kitap boyunca yazar, sevginin insanı tamamlayan değil, zaten kendini tamamlamış iki insan arasında yaşandığında sağlıklı olabileceğini vurgular. Kendisini yeterince sevmeyen bir insanın sürekli karşı taraftan ilgi beklediğini, bunun da zamanla bağımlı ilişkilere dönüştüğünü anlatır. Bir ilişkinin bitmesinin her zaman başarısızlık anlamına gelmediğini, bazen ayrılığın insanın kendisine duyduğu saygının bir göstergesi olduğunu ifade eder. Bu nedenle kitapta ayrılıklar yalnızca acı veren olaylar olarak değil, insanın yeniden kendini keşfetmesine fırsat tanıyan süreçler olarak değerlendirilir. Nilgün Bodur, eserinde sık sık geçmişte yaptığı hatalara da değinir. Kendini ikinci plana attığı zamanlardan, karşısındaki insan değişir umuduyla beklediği dönemlerden ve sonunda bunun kendisini nasıl yorduğundan söz eder. Ancak bunu bir pişmanlık hikâyesi olarak değil, okurun aynı hataları yapmaması için paylaşılmış deneyimler şeklinde sunar. Samimi anlatımı sayesinde okuyucu, yazarın
Edebiyat
Yanlışlıktan Değil YalnızlıktanNilgün Bodur · Destek Yayınları · 2019517 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:35
Yanına Gittiğimizde “Yanına Gittiğimizde”, insanın en çok kendisiyle yaptığı yolculuğu anlatan bir şiir kitabı. Ömer Yalçınova, süslü ve gösterişli bir dil yerine sade ama etkili bir anlatımı tercih ediyor. Şiirlerde yalnızlık, kaygı, yorgunluk, kendini suçlama ve yeniden ayağa kalkma çabası sıkça karşımıza çıkıyor. Kitabı okurken şairin bazen bir dost gibi, bazen de insanın iç sesi gibi konuştuğunu hissettim. Özellikle modern hayatın yükleri altında ezilen, sürekli kendini sorgulayan insanların bu şiirlerde kendilerinden bir parça bulabileceğini düşünüyorum. Bazı dizeler uzun süre zihinde kalıyor; çünkü büyük iddialar yerine samimi duygular taşıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, okuru duygusal bir yoğunluğa sürüklerken bunu abartılı bir melankoliye dönüştürmemesi oldu. Sessiz, dingin ve içe dönük bir atmosferi var. Bir oturuşta bitirilebilecek kadar kısa olsa da etkisi uzun süren şiirlerden oluşuyor. Şiirle arası iyi olanlara da yeni başlayanlara da hitap edebilecek, sakin ama derinlikli bir kitap. Benim için 10 üzerinden 8 puanlık bir okuma deneyimiydi.
Yanına GittiğimizdeÖmer Yalçınova · Muhit Kitap · 202052 okunma
Yerde yetişen yıldızlar
9/10
·192 syf.··
2026 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:10
Kitabı gerçekten beğendim. Dili tam bir Anadolu insanı dili. Öyle ki bazen o kadar çok kapılıyorsunuz ki kitaba zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz. İçeriği de baya hoş. Parça parça hikayeler ve bir çoğunda süpriz sonlar sizi kitaba daha çok bağlıyor. Sade ve sürükleyici. Tek takıldığım nokta sevmediğim bazı deyimlerin kullanılmış olmasıydı (-tövbe- "Allah'ın görmediği yer " vb.) Bu benim görüşüm kitabı çok sevdim
Deli TarlaŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20258,6bin okunma
10/10
·104 syf.··
2026 56. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:55
(Spoiler içerecektir!) Kitap Agfanistan'da geçiyor ve bir kadının iç konuşmalarından oluşuyor. Savaşın ortasında yalnızca bir evin tek bir odasında geçiyor. Yer döşeğinde yatan seruma bağlı, bitkisel hayatta,konuşamayan,hareket edemeyen, yalnızca nefes alan bir koca ve başında ona tespih çeken, bakımını yapan, temizleyen, aynı zamanda iki çocuğuna da bakmakla yükümlü karısı. Molla ona, Allah’ın doksan dokuz adını tespihle çekerse kocasının iyileşeceğini söylediği için kocasının nefes hırıltısının ritminde, her gün Allah’ın bir adını zikrederek dua ediyor. Bir yandan sürekli konuşuyor. Anlatıyor. Kadın zamanla kocasını Pers mitolojisindeki "Sabır Taşı"na benzetiyor. Efsaneye göre Seng-i Sabır(Sabır Taşı) diye bir taş vardır.insanlar bu taşa sırlarını anlattıkça rahatlarlar, iç huzuruna kavuşurlar, en sonunda da sabır taşı çatlayarak parçalanır, derdi anlatan ise derdinden kurtulurmuş. Kadın da yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyi, kırgınlığı, korkuları, cinsel arzularını, mutsuz evliliğini ve en büyük sırlarını kocasına anlatmaya başlar. Kocası ilk kez onu susturamaz, yargılayamaz, sözünü kesemez.. Yıllarca konuşamayan kadın burada otoritedir. !!! (Spoiler) O kadar çok konuşur ki sırların sırrı ortaya çıkar. Ve sabır taşı, yani koca,kitabın sonunda hareket etmeye başlar. Kadının yıllardır sakladığı en büyük sırlarını ve itiraflarını dinledikten sonra ayağa kalkar, öfke ve şiddetle tepki verir. Bence kitabın en çarpıcı yanı, kadının yıllarca korktuğu şeyin tam da gerçekleşmesidir: Konuştuğu anda erkek yeniden "canlanır". Ama artık kadın eski kadın değildir; ilk kez kendi sesini bulmuştur. Bu yüzden romanın sonunda asıl dönüşen kişi koca değil, kadındır. Kitap, finalde hem gerçek hem de metaforik okunabilecek şekilde yazılmıştır. Afganistan gibi erkek
Sabır TaşıAtiq Rahimi · Can Yayınları · 2010821 okunma