“Seni birkaç saniye önce gördüğümden beri hakkında yakışıklı olduğun da dahil olmak üzere pek çok şey düşündüm. Ama cinsiyetçi olduğun aklıma gelmemişti doğrusu.”
— "Boşatamazsın, boşatamazsın, boşatamazsın! Oğlun beni çıldırasıya seviyor. Gece ayaklarıma kapanıp sıcak gözyaşları döküyor. 'Senden ayrılırsam ölürüm,' diyor."
— "Çenen tutulsun, sus. Şimdi bayılacağım a dostlar! Bana nispetine öyle söylüyorsun. Oğlum seni ne yapacak? Kaşsız kirpiksiz, hayasız karı! Seni boşatıp da bir güzelini, temiz etekli, ırzlı namuslunu alayım da gör."
— "Haydi, bakayım dişsiz, densiz cadı! Hangimizin dediği olacak..."
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun
Raon çok zeki ve bilge büyümüştü.
Cale, Raon'un büyümesini hissedebiliyordu.
Rosalyn'in bifteğini çalmasından endişelenen o dört yaşındaki çocuk, o kadar büyümüştü ki...
İster bu olsun, ister para tutma şekli... Oldukça harika bir şekilde büyümüştü.
Bu kadar kötülük, pislik, iki yüzlülük ve hem de zalimlik dolu dünyamıza böyle ışıklı pınar suları gibi temiz olan insanlar gerek ki bize, azıcık soluk alalım.
Ne gezer,atalarımız, 'Kurt kan kokusunu duyunca azar' demişler ya, insanlar da tıpkı kurtlar gibi olmuş.Bir zamanlar uçsuz bucaksız doğanın görkemli gücü karşısında bacakları titreyen insanın burnu bir anda Kafdağı'na ulaşmış.Kendi kardeşlerini öldürdüğü yetmezmiş gibi,doğadaki öteki canlıları da yok etmeye başlamış: Toprağı kısırlaştırmış, suları kirletmiş, ormanları çöle çevirmiş.İnsanın bu yıkıcılığına yine insanlar karşı çıkmışlar.