Ünlü tarihçi Yuval Noah Harari'nin 2011 yılında yayımlamış olduğu kitabıdır 'Hayvanlardan Tanrılara Sapiens'.
İlk izlenim olarak okuyucular bu kitabın sadece antropolojik bir eser olduğunu düşünüyor genelikle, açıkçası ben de bu yanılgıya düştüm kitabı okumadan önce. Bilim ve tarih dışında felsefe, sosyoloji, teknoloji ve mühendislik alanındaki fikirlerle harmanlanmış kapsamlı bir eser olduğunu okuyunca keşfetmiş oldum.
Homo Sapiens ismini birçoğunuz duymuştur, bu tür şu an genetik olarak en çok benzerlik gösterdiğimiz insan türü olmakla birlikte, tarihi yaklaşık olarak 300.000 yıl öncesine konumlandırılmaktadır. Kitabın içeriği genel mânâda üç parçaya ayrılabilir: İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rol, evrensel düzenin nasıl oluşturulduğu ve de modern dünya düzenindeki kapitalizm çılgınlığı.
Yuval Noah Harari, Homo Sapiens türünün diğer insan türleri ve canlılarla olan ilişkileri, tarım devrimi, yazının icadı, imparatorluk-din ilişkisi, yapay seçilim ve doğal ekosistemin bozulması gibi konularda okuyucularını bilgilendirirken, aynı zamanda kullandığı felsefik dil ile birlikte Homo Sapiens türünü daha derinden sorgulayabilmemizi ve de konuya daha objektif bir şekilde yaklaşabilmemizi sağlıyor. Tarihsel ve bilimsel olaylara daha dikkatli bir şekilde yaklaştığımızda ise karşılaştığımız acı gerçekler ne yazık ki şöyle sıralanıyor: Kibirinden gözünün önünü göremeyen Homo Sapiens türü, dünyayı kendi isteklerine uygun hâle getirebilmek için savaşlar çıkarmış, insanları ve diğer canlıları sömürerek katletmiş, bunun sonucunda da habitat ve türler zamanla yok olarak bir zamanlar yeşil ve mavi olan gezegenimiz plastik ve betondan bir AVM'ye dönüşmüş.
Kitabın başlığından(Hayvanlardan Tanrılara Sapiens) da anlaşılacağı üzere evrimsel gelişimleri ve bilimsel