Tante Rosa alışılan gerçekliğin dışında bir karakter, yaşadıkları da öyle. Bu tarz farklı anlatılarda hep bir şey mi kaçırıyorum hissini yaşarım. Çünkü gerçeklik algılarımın sınırlarını zorlayan bu eserlerde görünenin ardında yazara ait anlamlar olduğunu ve bunu hiçbir zaman onun zihnindeki gibi bulamayacağıma inanırım. Bu sebeple ben de bıraktığı etkileri yazmak en mantıklısı olacak.
Bir kere masalsı ve kolay okunan bir yapıda. Ancak karakterler ve olayların anlatılışı bazen sürrealist bir durumu andırıyor. Tante Rosa, kadınlıktan beklenen bütün normları hayatının dışına itip var olmaya çabalıyor. Kız çocukları onlara söylenenleri yapmak zorundadır, terbiyeli hanım hanımcık olmalıdır, kadınlar iyi bir eş, iyi bir anne, sadık bir hizmetkar olmalıdır. Ama Rosa bunların hiçbiri olmak istemez ve olamaz. Açıkça düzene bir başkaldırı değildir de sanki mizacında var olan uyumsuzluktur okuduklarımız. Rosa öylece yaşar aslında sadece. Sonrasında ondan gömülemeyen bir cenaze ve geride bıraktığı onca varoluş karesi kalır. Kendince bir varoluş...