Yine bir Tarık Tufan şaheseri ile birlikteydim ve bitti diye üzüldüğüm kitaplarına bir yenisini daha ekledim.
Aşkı, yalnızlığı, bağımlılıkları hem kendi hem de etrafındaki insanların benliğinde görüp yaşayan Orhan karakterini çok sevdim. İyileşmek yani tüm bu dertlerine -ki aşk da bir dert değil midir?-çare bulmak için içsel bir yolculuğa çıkan kahramanımız, aynı zamanda yaptığı gerçek bir yolculukla bambaşka bir yerde bulur kendini. Gerçek-hayal orda birbirine karışır. Kendini ve oradaki herkesi aynı kader ve yazgı bir araya getirmiştir.
Yine basit bir aşk romanı değil demeliyim bu kitap için, fazlasıyla düşündüren, bu tutku dolu bağımlılığı sorgulatan büyülü bir hikayeydi.. Kitabın sonundaki ekte yine gerçek olaylardan, yerlerden, insanlardan feyz alarak yazılmış olması, yani müthiş bir araştırmacılığın da olması bu romanı gözümde daha da değerli kıldı.. Oldukça hüzünlü hikayeler bir araya geldi ve sonunda bir mezarlıkta da bitse hikaye, güzel bitti..
Yine tavsiye ediyorum tabii ki, okuyun derim ;)