Popülizmin Çatlakları: Küresel Kriz Kıskacında Şirket Devlet Mantığı ve Amerikan Sağının İdeolojik Dönüşümü Modern küresel siyaset, uzun süredir kitleleri peşinden sürükleyen hamasi söylemler ile arka kapılarda yürütülen soğuk ekonomik rasyonalite arasındaki en keskin yırtılmayı yaşamaktadır. Bu yarılmanın merkezinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın iç piyasaya yönelik saldırgan popülizmi, yaklaşan ara seçimlerin yarattığı koltuk korkusu ve Silikon Vadisi sermayesinin devlet aygıtını içeriden dönüştürme arzusu yer almaktadır. Bir tarafta kitleleri manipüle eden bir emlakçı refleksi, diğer tarafta ise toplumsal sözleşmeyi tamamen yırtıp atmayı hedefleyen teknokratik bir akıl bulunmaktadır. Sahada darmadağın olan küresel realitenin retorikle kurtarılmaya çalışıldığı bu süreç, müttefiklik ilişkilerinin sıfırlandığı ve diplomatik kurbanların seçildiği yeni bir hayatta kalma tüneline işaret etmektedir. Bu sıkışmışlığın ilk ve en gürültülü yansıması, uluslararası ittifakların zemininde kendisini göstermektedir. Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi hedef alan ve bir fotoğraf talebi üzerinden şekillenen hırçın polemiği, sıradan bir liderler atışması değildir. Bu kavga, Avrupa sağının küresel sistem içindeki konumu ile müttefikleri maliyet odaklı gören Amerikan izolasyonizmi arasındaki derin jeopolitik çatlağı ele vermektedir. Meloni, Avrupa’da milliyetçi bir çizgiyi temsil etmesine rağmen, geleneksel ittifak yapısına sadık kalarak müttefikleri satan bu pervasız çizgiye direnmektedir. Trump ise bu kurumsal direnişi kişiselleştirerek müttefiklerini birer ortak değil, fotoğraf dilenen asalaklar olarak kurgulamaktadır. Bu üstenci dil karşısında İtalya Dışişleri Bakanının resmi ziyaretini iptal etmesi, Avrupa’nın artık bu şantajcı üsluba karşı açıkça
Siyaset
patron firar ediyor 🤪🤪
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık, patron. Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız, hep yollarda olmaktan yoruldum. Hiçbir zaman bana eşlik edecek, bana nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan. İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum. Yardım etmeye çalışıp da edemediğim bütün o zamanlardan. Karanlıkta olmaktan yoruldum. Asıl da acıdan. Çok fazla. Eğer sona erdirebilseydim, yapardım. Ama yapamıyorum." Yeşil Yol
(Rüya) (Alpay çengelköyde ki konağında aşırı dozda beyaz almıştı. Bir sarhoşluk hali aldı gitti Samet onun kırgın olduğunu fark etti.) Samet: Patron (güleç bir yüzle) Ne oldu ? (Samet burnuna bir çizgi çekti) Alpay: 5 Sene önce Sen kırşehirdeyken,barondan bir iş aldım. Tabi üstüm başım yırtık açım böyle milyoner olmamışım daha Bir ortak,baronla ayrı düşmüş,onu bir tehdit olarak görüyordu. Markası aklımda değil ama bu şeker fabrikalarının sahibiydi Mehmet Kemer,yaşlı bir adam Evden çıktı aracına binecekti binmedi ve adamlarıyla değildi kendi başına yürüyordu onu kuytu bir köşede yakaladım (Alpayın Gözleri doldu) Silahımı doğrulttum,sadece diğerleri gibi para teklif etmesini veya canı için yalvarmasını bekledim. O ise elini omzuma attı,gözlerime derin derin baktı ve “Hırsın ateşiyle tutuşmuşsun Yabancı karanlık bir kuyu tarafından yutulmuş,kaybolmuşsun Sen böyle bir çocuk değilsin Neden silahını bırakıp Düzenli bir hayat kurup mutlu olmayı denemiyorsun. Güzel bir eğitim almak istersen Yardım ederim.” dedi. Elim ayağım tutuldu,ne yapacağımı bilemedim. Sonra Baronun adamının bana koştuğunu gördüm. Silah elimdeydi,ateş aldı, Yaşlı amca kollarımda can verirken “Kurtul bu hayattan.” diyordu. Şimdi anlıyorum ki sadece yardım etmek istemiş Keşke olanları değiştirebilseydim,Her gün içten içe olanları değiştirebilseydim diye geçirdim içimden. (Sametin gözleri doldu hüzünle bakıyordu.) Biz katiliz biliyorum Kederimi zayıflık olarak algılamayıp beni anlamanı istiyorum.
Edebiyat
Her perşembe Ankara’ya gitmek için patronlar o anda ofistelerse izin istiyorum. Gelmemişlerse kaçıp gidiyorum :)) Bugün de ‘Ankara’ya gideceksen hadi çık’ dedi yaşlı olan patron lakin bugün de ben gidemeyecektim. Ne kadar garip…
1000Kitap
​"Karanlıkta Savaşanlar, Işıkta Asla Mağlup Olmazlar!"
Herkes uyurken sen çalışıyorsan, herkes hayal kurarken sen yaşıyorsan, aradaki fark yetenek değil, ödenen bedeldir. ​Günde 12 saat çalışmak acıtır, yorar, tüketir. Ama o "bırakmak istediğin" an, sıradan insanların elendiği andır. ​Alarm çaldığında sorgulama, sadece yap. Zihnine kimin patron olduğunu göster. Dinlenmek mi istiyorsun? Bittiğinde dinlenirsin.🧊🌌☘️