Kim yorgun değil ki.. huzurlu olan var mı ki...
"Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık, patron. Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız, hep yollarda olmaktan yoruldum. Hiçbir zaman bana eşlik edecek, bana nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan. İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum. Yardım etmeye çalışıp da edemediğim bütün o zamanlardan. Karanlıkta olmaktan yoruldum. Asıl da acıdan. Çok fazla. Eğer sona erdirebilseydim, yapardım. Ama yapamıyorum."
Edebiyat
birahanenin işletmecisi de en az sahibi kadar gizemli birisidir. ondan laf arasında ''patron'' diye bahsederler. o da -sağ olsun- tıpkı yer sahibi gibi uğramaz, etmez. bugüne kadar müdür haricinde kendisini gören olmamıştır. müdür de ser verir ama sır vermez. belki o bile görmemiştir patron'u ama görmüş gibi yapar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dilde gamzen oku var iken gamun gönderme kim Konmağ olmaz dôstum mihmân mihmân üstüne (Sultan Cem) (Dilimde gönlümde senin gamzenin (yan bakışının) oku zaten saplanmışken, bana bir de gamını (derdini, cefanı) gönderme. Ey dost, bir evde bir misafirin üzerine başka bir misafir konuk edilmez.) Şair, sevgiliye ince bir sitemde bulunur. Sevgilinin tek bir bakışı bile âşığın gönlünü yaralamaya ve onu aşk acısıyla doldurmaya yeterlidir. Bu yüzden: "Gönlüm zaten senin gamzelerinin (yan bakışının) oku ile dolu. Bir de bana ayrılık derdi, cefa ve gam yükleme." İkinci mısradaki "Misafir üstüne misafir konmaz." sözü ise bir teşbihtir. Gönül bir eve benzetilir. Bu evde zaten gamzenin oku misafir olarak bulunmaktadır; onun üzerine bir de gam misafir edilirse gönül bunu taşıyamaz. Beyitte hem aşkın tatlı yarası (gamze oku) hem de ayrılık ve cefa acısı (gam) bir araya getirilmiş; şair, gönlünün artık yeni bir acıyı kaldıracak hâlinin kalmadığını zarif bir benzetmeyle ifade etmiştir. Bu, klasik divan şiirinin ince hayal ve istiarelerine güzel bir örnektir.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Ahumla nâle gulgulesin inleyen bilür Çeng ü çegâneyi lûlesin dinleyen bilür (Ahımın ve feryadımın nasıl bir uğultu kopardığını ancak inleyen bilir; çeng ile çegânenin nağmelerinin inceliğini de ancak onları dinleyen bilir.)
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Beyâ sâkî âb-i âtaş-mizâc ke'z o cümle dard dâred ilâc (Sâki, o ateş içeren şarabı getir ki, o her derde devâdır)
Sayfa 27·Kitabı okuyor
"İnsan canavardır!" diye bağırdı ve sopasını şiddetle taşlara vurdu. "Büyük canavar! Zatın bunu bilmiyor. Bütün işlerin yolunda gitmiş, ama bir de bana sor. Canavar, diyorum sana! Ona kötülük mü ettin? Senden çekinir ve titrer. İyilik mi yaptın? Gözlerini oyar... Aradaki uzaklığı koru patron! İnsanlara umut verme. Hepimizin eşit olduğumuzu, hepimizin eşit haklara sahip bulunduğumuzu söyleme; çünkü hemen senin hakkını çiğner, elinden ekmeğini kapar, açlıktan gebermeye bırakırlar seni.
Sayfa 74 - Can Yayınları