Li hespê rojan siwar dibim
Rêwî me di gel janên xwe
Bayê evinê bi têlên dilê min dilîze
Jan jê dibarin weke pêlên dawîya payîzê
Germahiyê ji ewran dixwazim
Û bi stêrkan re vêdikevim
Ez û janên xwe
Rêwî ne
Dûr dikevin
Û di deryaya xeman de
Avjeniyê dikin
Pakize, sen, dürüst ve sade bir kadınsın... Etrafındaki münasebetsizlere uyma... Bu yavan, zevzek şairaneliklerin altında ne çirkin hakikatler gizlendiğini bilemezsin.
Aman, ihtiyatlı hareket et. Pakize gibi kadınlarda namus hissi çok kökleşmiştir. Doğrudan doğruya hücum edersen hemen müdafaaya geçerler. Onlarda midyedeki hayatını koruma sevk-i tabiîsine benzer bir his vardır. Tehlikeyi hissettiler mi hemen kapılarını kaparlar.
Zâhir'den Bâtın'a: Bir Tefekkür Notu
"Mürşid-i Derûnî Şerhi"— Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Rubailer (Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi) okumalarından süzülen bir içsel farkındalık notu.
"Zahire...Eğer o ibadetleri taçlandıran bir hakikat ve mürşit ışığı olursa; insan şekilden (zahir) öze (batın) geçebilir. Bu ışık bizzat insanın kendi içindedir; Mürşid-i Derûnî..." Pakize Özcan
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Dizeleri (LXXXVI):
Âşık sevgilisinin izini takip ile onun oturmuş ve gezmiş olduğu yerlerin etrafına dolaşır.
Zahit de tesbihi ile rükû ve secde ile uğraşır.
Âşık susamış ve zahit acıkmış olduklarından biri su kenarında, diğeri ekmek arkasında koşar…