Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir ki kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950585 okunma
8/10
·62 syf.··
2026 124. kitabı
Bağ… Təkcə bir bağ deyil. O, həm cənnət, həm də cəhənnəmdir. Hər çiçəyin ləçəyində ölüm gizlənir. Hər qoxu, hər rəng bir zəhər daşıyır. Və bu bağın ortasında Beatris dayanır. Gözəl, tənha bir qız. Atası onu sevir, amma bu sevgi bir çiçəyin qəfəsində böyüdülmüş bir qızı dünyadan ayıran bir elmdir. Mənə elə gəlir ki, Paz bu pyesdə insanın ən qorxunc arzusunu yazıb: əbədi, lakin təcrid olunmuş bir həyat. Beatris bağda ölümsüzdür, amma kimsə ona toxunsa, ölər. O, həyatın özünün bir zəhəridir. Və bu, dəhşətlidir – çünki sevmək istəyəndə, sevdiyin adamı öldürəcəyini bilirsən. Gənc Juan gəlir. Saf, axmaq, idealist. O, Beatrisi “lənətdən” qurtarmaq istəyir. Atasının elminə qarşı durur. Amma əslində o, nəyə qarşı durur? Təbiətə? Təbiətin öz qanununa? Çünki bu bağ artıq ikinci bir təbiətdir – süni, zəhərli, lərzi içində gözəl. Juan bir antidot tapır. Beatrisə verir. Və sonra… o ölür. Çünki onun bədəni artıq o bağa, o zəhərli həyata uyğunlaşıb. Antidot onun üçün ölüm olur. Xilas etmək istəyəndə məhv edirsən. Bu, faciənin ən acı yeridir. Mən bunu oxuyanda düşündüm: neçə dəfə biz sevdiklərimizi “yaxşılıq” adı altında öldürürük? Onları öz dünyamıza çəkmək istəyəndə, əslində onları məhv edirik. Pazın dili isə… onu təsvir etmək çətindir. O, səhnəni şeir kimi qurur. Hər bir dialoq bir misradır. Hər bir susqunluq bir hecadır. Məsələn, Juan deyir: “Mən sənin bağında itmiş bir səyahətçiyəm”. Beatris cavab verir: “Sən itməmisən, sadəcə hələ öləcəyin yeri tapmamısan”. Bu cür sözləri adi pyesdə eşitməzsən. Bu, Pazın şair ürəyinin teatr pəncərəsindən atdığı bir fəryaddır. Mən bu kitabı bağlayanda bir sual qaldı beynimdə: Həqiqətən, yaşamaq nədir? Təcrid olunmuş, toxunulmaz, təhlükəsiz, amma kimsəni sevməyəcək qədər qorxulu bir ömürmü? Yoxsa bir dəfə sevib, bəlkə də ölmək, amma ən azından
Edebiyat
Ölüm ÇiçekleriOctavio Paz · Okyanus Yayıncılık · 1996191 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·204 syf.··
2026 206. kitabı
Aşkı öyle güzel anlatmış ki kitabı aşık olduğunuz bir dönemde okursanız 'acaba benimki aşk değil mi' diye düşünebilir yahut aşkınızdan izlerle karşılaşıp mutlu olabilirsiniz. Cinsellik, erotizm ve aşk üçgeninde seyrediyor kitap. Doğu ve Batı toplumlarını karşılaştırarak somut gerçeklikler de sunuyor aynı zamanda. Kendi adıma bazı isimler ve dinlerle alakalı terimler konusunda zorlandım, sık sık sözlüğe başvurmam gerekti. İnsanlar olarak cinselliğin hayvani, ilkel tarafını yontup erotizm ile daha gelişmiş ve daha hissedilebilir bir formunu yaşayarak adına aşk diyoruz. Hepimiz zamanın çocuklarıyız, diyor Octavio Paz. Her nefeste ölüme biraz daha yaklaşırken aşk sayesinde unutuyoruz bu gerçeği. Cennete yahut cehenneme çeviriyoruz yeryüzünü aşkımızla. Aşıklar sebilinden ölümsüzlük katreleri içiyoruz damla damla. Sevdim. Tavsiyedir.
Aşk
Çifte AlevOctavio Paz · Okuyan Us Yayınları · 2002105 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Açık Parantez “Açık Parantez” Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan’ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey’e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey’in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; “Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir “tavır” meselesi midir?” (Bilal Can, s. 71) Gibi. Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, “ulvi bir şahsiyet” hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, “Şiir geçmişe atıflarla ilerler” diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz. Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım
Açık ParantezBilal Can · Çıra Edebiyat Yayınları · 20262 okunma
9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 19:13
Jose Saramago tarzı bazen okurken zorlayıcı olabiliyor. ( Ben Körlük ve Görmek 'i okurken kitapları çok sevmeme rağmen zorlanmıştım.) Ama bu kitap beni hiç yormadı diyebilirim. Yazar sizi bazı yerlerde meraktan kıvrandırmak için sanki özellikle işi uzatıyor gibi. Hikaye kendi halinde bir tarih öğretmeni olan kahramanımızın film izlerken kendisine çok benzeyen bir aktör görmesi ile başlıyor. Önce kendi hayatı karışıyor, sonra benzerini görmeye gitmesi ile aktörün hayatı. Tabi bu iki erkeğin hayatındaki kadınlar da bu durumdan nasibini alıyor. Spoiler vermek istemiyorum ama özellikle Maria da Paz için çok üzüldüm. Sürpriz sonlu kitap tavsiye ettiğim kitaplar arasına girdi. Keyifli okumalar dilerim.
Kopyalanmış AdamJosé Saramago · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20103,731 okunma
8/10
·102 syf.··
2026 6. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 23:03
İnci (1947), Steinbeck’in en “sade” görünen ama en öfke yüklü metinlerinden biridir. Yazıldığı dönem çok şey söyler: Kitap, II. Dünya Savaşı sonrası yazıldı. Dünya “zafer” söylemleriyle doluyken Steinbeck şunu soruyordu: “Kazanan kim? Gerçekten insan mı?” Kapitalizm güçlenmiş, sömürü biçim değiştirmişti. Silah yerine piyasa, zincir yerine borç ve umut vardı. Steinbeck, savaş sonrası dünyada şunu fark etti: İnsanlar artık silahla değil, vaatlerle yok ediliyordu. Steinbeck, İnci’yi tamamen hayalden yazmadı. 1940’larda Meksika Körfezi ve La Paz bölgesinde bulunmuştu. Orada yerel halktan şu hikâyeyi dinledi: Büyük bir inci bulan bir balıkçı, inci yüzünden ailesini, çocuğunu ve sonunda her şeyini kaybeder. Steinbeck her zaman yoksulların yazarıydı, ama İnci’de tonu daha serttir. Gazap Üzümleri → kolektif direniş Fareler ve İnsanlar → kırılgan dostluk İnci → umut bile tehlikelidir düşüncesi Bu kitapta Steinbeck neredeyse şunu söyler: Adaletsiz bir dünyada umut, yoksul için bir tuzaktır. Bu hikâye, bölgede nesiller boyunca anlatılan bir efsaneydi. Steinbeck bunu aldı ve modern bir trajediye dönüştürdü. İnci, özünde şu soruyu sorar: Zenginlik gerçekten bir ödül mü, yoksa düzenin yemi mi? Ve cevabı nettir: Kino inciyi bulduğu anda özgürleşmez Tam tersine, görünür hâle gelir Görünür olan yoksul → avdır Sonuç olarak İnci, zenginliğin insanı yüceltmediğini, aksine adaletsiz bir düzen içinde onu yok edebileceğini anlatan güçlü bir alegoridir. Steinbeck, umutla başlayan bir hikâyeyi bilinçli bir trajediye dönüştürerek okuyucuyu şu soruyla baş başa bırakır: Gerçek felaket inci mi, yoksa onu arzulatan dünya mı?
Duygu/Düşünce
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202350bin okunma