Ezgi

Sally bir keresinde bana, “Diğer insanlar benden farklı bir dünyada yaşıyor. Renkleri görüyor, her şeyi hissediyor, birbirlerini seviyor ve heyecanlanıyorlar. Ben bunların hiçbirini yaşayamıyorum. Benim için dünya gri. Ben dünyanın içinde yaşamıyorum; ona dışarıdan bakıyorum.” demişti.
Reklam
Narsist ebeveynler, çocuklarının kendilerinden ayrı bireyler olduğunun farkında değildir. Daha ziyade çocuklarını, kendilerinin bir uzantısı olarak görürler. Çocukların ihtiyaçları, ebeveynlerin ihtiyaçlarına göre tanımlanır ve kendi ihtiyaçlarını ifade etmeye çalışan çocuklar; bencil ve düşüncesiz olmakla suçlanır.
İyi Niyetli Ancak Kendini İhmal Eden ebeveynler. Bu kategori, en iyi niyetlere sahip ancak çocuklarına duygusal anlamda yetersiz kalan pek çok ebeveynle ilgili. Çocuklarının çıkarına uyacak en iyi şeyleri düşünürler. Çocuklarını gerçekten ve canıgönülden severler. Sadece çocuklarının ihtiyacı olan şeyleri onlara nasıl vereceklerini bilemezler.
Bu senaryodaki önemli nokta, Kathleen’in ebeveynlerinin herhangi bir büyük ebeveynlik suçu işlememiş olmaları. Onların ‘hatası’ o kadar belirsiz ki muhtemelen ikisi de kızlarına en ufak bir zarar bile verebileceklerinin farkında değiller. Aslında büyük ihtimalle kendi çocukluklarında var olan kalıpları yaşıyorlar. İşte bu duygusal ihmal tehlikesidir: Mükemmel, çocuklarına karşı sevgi dolu, ellerinden gelenin en iyisini yapan insanlar, hiç farkında olmadan görünmez ve tehlikeli kalıpları kendi kızlarına aktarıyorlar.
Çocuklukta doğan beklentiler o kadar güçlü olabilir ki, nihayet anne ve babamızın olmamızı istediği gibi olmak ve böylece sevgi yanılsamasını sürdürmek için, bize iyiliği dokunacak her şeyden vazgeçeriz.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Reklam