tüm hayatımı endişelenerek, korkarak geçirdim. olacak şeylerden..olabilecek şeylerden…olamayacak şeylerden. hep korktum. elli yıl boyunca her gece saat üçte kendimi yatakta uyanık bulmak… ama ne oldu biliyor musun? teşhisim konulduğundan beri deliksiz uyuyorum.”
Mektuplar, kağıttan başka bir şey değil dedim. Yakılsalar bile, yürekte kalması gereken kalır; yakılmayıp saklansalar bile, uçup gitmesi gereken uçup gider.
Orhan Kemal bu kitabında bize pek yabancı olmayan köyden gurbete para kazanmak için çıkan 3 arkadaşı konu ediniyor.İnsan emeğinin sömürüsünü enfes bir şekilde değiniyor.Patrona 2 kuruş daha fazla işçiden çalayım diye işbirliği yapanlar..
Kitapta üç arkadaş kardeş olarak yola çıkarken Köse Hasan’ın hastalanarak diğer iki arkadaşın yemeğinden yemesi bir süre sonra kardeşlik ekonomik gelirlerle sorgulanmaya başlıyor.Daha fazla para kazanmak için iş sahiplerinin ırgatbaşlarına verdiği rüşvetler ve bunun sonucunda kurtlu ekmek yemek zorunda kalan işçiler ve buna itiraz edenleri ispiyonlayan ırgatlar.Çok büyük tezzatlığın döndüğü bu yerde işçilerin çaresiz oluşu.Özellikle Yusuf’un eve döndüğünde Pehlivan Ali’nin annesinin Aliyi sormak için gittiğinde yolda karşılaştığı Köse Hasan’ın eşinin bakışı..
Yusuf’un duygusal olarak kendisini durmadan suçlu hissetmesi kitabın sonu hüzünle bitilişi Orhan Kemal enfes bir kitabı kaleme almıştır.
Bir çok mesaj var kitapta.Tabii anlayana