Puan vermedi·200 syf.··
2026 28. kitabı
Son Nefes Havaya Karışmadan "Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız, ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekala inanabilirsiniz." Bu kitap, otuz altı yaşında başarılı bir beyin cerrahının ihtisasını tamamlamasına çok az kalmışken dördüncü evre akciğer kanseri olduğunu öğrenmesi üzerine bu süreçte yaşadıklarını, hissettiklerini, korkularını, umutlarını anlatıyor. Hayatını insanları iyileştirmeye adamış başarılı bir beyin cerrahıyken bir anda hasta konumuna düşen, aynı zamanda hayatın anlamını bulmaya çalışan ve hayatı anlamlı kılan şeyin ne olduğunu sorgulayan Paul Kalanithi, sizi asla bir karamsarlığa sokmuyor. Aksine hayallerinizi, yaşadığınız anın kiymetini bilmeyi, umudu ve hayatın ne kadar değerli olduğunu anlamanızı sağlıyor. Okuduktan sonra ise uzun süre düşündürüyor, etkisi altında bırakıyor ve içinize işliyor. Sorgulamadan yaşamanın bir anlamı yoksa, yaşanmamış bir hayatı sorgulamanın ne anlamı vardı ki? Hayat tecrübemizin tamamı, hayatı anlamlı kılan ayrıntılardan ibarettir. En tecrübeli olduğumuz an, içinde yaşadığımız andır. Ölüm herkesi bekleyen flu bir sonken, ansızın beliren katı bir gerçekliğe dönüşüvermişti. Aslında sorun bilimsel değildi. Ölümün kendisi zaten rahatsız edici bir gerçekti, ama ne yazık ki yaşamanın başka bir yolu da yoktu.
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,653 okunma
Milenyumdan Günümüze Atılan Bir Çıkın Taş
10/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:43
Milenyum yıllarından, içinde bulunduğumuz yıllara; siyasi, kültürel, yazın, dilbilim ve toplumu ilgilendiren birçok konuyla ilgili ıskalamaksızın fırlatılan görünmez taşlar misali, sıkı denemelerden oluşan bir kitap Yüz ve Söz. İlkin, eskimiş, zaman aşımına uğramış hissiyatı verse de anlatılanlar, duraksayarak ve düşünerek okunduğunda pekala çoğu şeyin, imdiki zamanla ne denli tıpkıbasım niteliği taşıdığı, olan bitenle ne kadar örtüştüğü ayrımına varıyor insanceğiz. Aynı siyasi kalıplar, tekerrürler derken, bunlar kişi ya da olay bazlı farketmeksizin bir sürgitin, keşmekeşin devasa bir çıkışsızlığın içinde olduğunu kavrıyorsunuz ülkenin, bittabi içeride yaşayan her birimizin. Aşınan Türkçe, siy.sal isl.m ve onun klonları, anamalcı arıların ya da kıratların evrimleşip kara birer böceğe dönüştükten sonra, bir amp.lün yapay sıcaklığı etrafında nasıl gönenerek ısındıkları gerçeğinden, sol gösterip sağ vuranların cep aynasız kalışlarına kadar ayan beyan her şeyi apaçıklaştırıyor Yücel. Üstelik o usta kalemiyle, olup bitenleri edebi bir dille taçlandırırken, büyük yazarlardan da alıntılar yapıp gerçekleri pekiştiriyor. Durmadan çalan birer uyku alarmı gibi her bir deneme. Mutlaka okunmalı.
Yüz ve SözTahsin Yücel · Yapı Kredi Yayınları · 201934 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·363 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:33
pekâlâ, zamanında potterhead olmayı seçtiğim için kendimden utanıyorum. pjo evrenine girmek için geç kaldım mı? sanmıyorum. gerçi, Percy'den yedi yaş büyük biri olarak okumak delicesine moruk hissettirdi. uzun lafın kısası, cidden beni içine çeken, çocuk kitabı olarak adlandırılmasından çok mitoloji kitabı olmaya layık ve zekice kurgulanmış bir kitap. mitoloji sevenler zorlanmazlar, ki zorlanılacak bir şey yok çünkü kitabın dili açıklayıcı ve basit. ters köşeler hoşuma gitti, tanrıların iyi yansıtılması da gayet iyiydi. serinin devamını bu yaz okuyup bitirmeyi düşünüyorum, annabeth gibi harika bir karakterle tanıştığım için bu kitaba minnettarım. teşekkürler percy aka yosun kafa
Şimşek HırsızıRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20159,8bin okunma
9/10
·280 syf.··
2026 175. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:11
~Dorian Gray'in Portresi Herkesin çooook severek okuduğu ve fav kitabı olan o roman için inceleme yazmazsam olmazdı :) Son zamanlarda okuduğum en etkileyici klasiklerden biri oldu diyebilirim. Kitap, genç ve çok yakışıklı olan Dorian Gray'in, ressam Basil Hallward tarafından portresinin yapılmasıyla başlıyor. Dorian, güzelliğini ve gençliğini kaybetmek istemediği için bir dilekte bulunuyor; kendisi hep genç kalırken yaşlanmanın ve yaptığı kötülüklerin izlerini portresinin taşımasını istiyor (tabiii nereden bilsin bu dileğinin gereçekleşeceğini). Hikâyenin en ilgi çekici yanı da bu noktadan sonra başlıyor diyebiliriz. Dorian, Lord Henry'nin etkisiyle hayatını sadece zevk ve eğlence üzerine kurmaya başlıyor. Henry’nin okuması için verdiği kitap bu konuda onu oldukça etkiliyo. Özellikle oyuncu Sibyl Vane ile yaşadığı ilişki ve sonrasında ona karşı acımasız davranması (aşırı sinir bozucu bir durumdu halbuki kızın tek suçu onu sevmekti), karakterindeki değişimi açıkça gösteriyor. Sibyl'in başına gelenler, Dorian'ın portresinde ilk değişikliklerin görülmesine neden oluyor ve bu olay hikâyenin dönüm noktalarından biri oluyor. Kitap ilerledikçe Dorian giderek daha bencil ve vicdansız birine dönüşüyor. Buna rağmen dış görünüşü hiç değişmiyor. Hep portresinin çizildiği yaşında kalıyor. Yıllar boyunca yaptığı hatalar ve işlediği kötülükler yalnızca portresine yansıyor. Bu yüzden Dorian portresini herkesten saklayıp onunla yüzleşmekten korkuyor. Çünkü portre aslında onun gerçek karakterini ve iç dünyasını temsil ediyor. Anlık bir cinnetle Basil’i öldürmesi de cabası. En sonunda da tüm acılarına son vermek için kendini öldürüyor. Buna pekala beklenilen bir son diyebiliriz. Genel olarak toparlamak gerekirse bu kitapta dış görünüşün geçici olduğunu, insanın karakterinin ve
Duygu ve Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma
Puan vermedi
sokratesin çok kastığını ve gereksiz yere kafa siktiğini düsünüyorum ee kanka soru sordun da noldu dünyayı mı kurtardın? pekala herkes haksız bi sen haklısın şımarık sokrates
GorgiasPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,880 okunma
Herkesin bir derdi var durur içerisinde...
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 12:32
Bir aile ne kadar sır barındırabilir bünyesinde ya da insanoğlu ne kadar sırrı sırtlanabilir. Sonsuza kadar saklanabilir mi sır dediğimiz? Şermin Yaşar yalın sade ve içine okuyucuyu alan diliyle döktürmüş yine. Seviyorum ben bu kadının tarzını. Anne, baba, çocuklar... Hepsinin ayrı bir hikayesi ayrı bir derdi var kendince. "insan böyle bir șey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, Sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor." derken Volkan Konak'ın eşsiz yorumuyla "herkesin bir derdi var durur içerisinde" şarkısı geçiyor zihnimden sonra istemsizce dudaklarıma dökülüyor. Bir müddet Ethem'i, Mürüvvet'i, Kazım'ı,Sevgi'yi, Emin'i Nurten'i, Ekrem'i, Hülyayı düşünüyorum ayrı ayrı. Herkesin derdi olur da bu kadar dert bir araya gelir mi hiç diyorum gelirse böyle olur işte. Kendileri anlatıyorlar kendi ağızlarından yaşadıkları ruhsal gelgitleri aile bireyleri. Aile olmak demek sadece aynı çatı altında bulunmak değil aileyi tamamlayan çatı sevgi bence bir arada tutan koruyan kollayan. Eksik oldu mu ne yaparsan yap çökmeye mahkum. Sevgi iskeletini de anne baba oluşturur el ele tutuşarak birinden biri bıraktığı anda elini yıkım başlıyor. Zamanla da enkaz oluveriyor yapı. Ne zaman enkaza döndü aile bilinmez belki Mürüvvet Anne nin Ethem i sadece kabullenip sevmediğinde "Al buna bak ve sus" dediklerinde sadece susmayı tercih ettiğinde belki de. Kazım Baba nın karısına yüklediği sorumlulukla belki de ve belki de Karşısına alıp Mürüvvet i konuşmadıkça kabullendikçe bu sessizliği... Fazlasıyla içimizden bizden birileri karakterler. Belki yaşanmış ya da yaşanması oldukça olası. Hiç küsmedik mi biz de hayata kabullendiğimiz için içinde bulunduğumuz durumu çekip gidemediğimiz için tıpkı Mürüvvet gibi. Kazım gibi
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma