Öncelikle kitabi YKY’den çıkan baskıyla okuduğum için dili fena halde ağırdı fakat baskıya burada yer verilmemiş.Arkasında eski kelimeleri anlamak için yararlanabileceğiniz küçük bir sözlük kısmı vardı.Bu kısımdan yararlanarak kitabi çözümleyerek okuyabileceğimi düşündüm fakat yanılmışım.Eğer tamamen çözümleyerek okumaya çalışsaydım muhtemelen kitabı bitirmem 3 ayı bulabilirdi. 30. sayfaya ancak 4 günün sonunda gelebilmiştim.Bu yüzden çat pat anlayarak seri şekilde okumaya karar verip 2 hafta gibi bir sürede bitirdim.Ancak siz siz olun bu kitabın günümüz Türkçesiyle basılmış şeklini almayıp benim gibi şansınızı zorlamayın.Kitabı ana hatlarıyla anlasam da tamamen anlayarak okumayı edebi anlamda bir hayli önemli bir eser olması sebebiyle daha çok isterdim .Kitap uzun bir süre boyunca akmadı ancak sonlara doğru hız kazandı bu yüzden daha önce defalarca başlayıp bıraktığım olmuştu bu kitabı.Ama bu sefer kafama koydum ve bu kitaba son kez başlıyorum diyerek bitirdim.Kitap gerçekten bunalım hissini size fazlasıyla hissettirebiliyor bu yüzden okurken içiniz sıkılabilir.Fakat edebi açıdan önemli olduğundan okunması gerektiğini düşünüyorum.
Okumayan kalmasın bu kitabı.O kadar güzel ki... kitabı okurken duygulanmamak elde değil.İçinizi ısıtacak sıcacık bir öykü.Bir gün hepinizin kendi Portuga’sını bulması dileğiyle.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,7bin okunma
Okuduğum kısa ama öz çok güzel hikayelerden oluşan bir kitap.Kitap toplamda 87 sayfa ama içindeki hikayelerin barındırdığı duygular çok yoğun bir şekilde okuyucuya hissettiriliyor.Yani 10-20 sayfalık bir hikayeyi bitirdiğinizde adeta bir roman bitirmiş gibi hissedip vay be! dediğiniz anlar oluyor.1-2 saatte hemen bitirebileceğiniz çerezlik bir kitap.Bence bu kitabın kesinlikle okunması gerek.İyiliği,doğruluğu,insan nefsinin ne kadar açgözlü olabileceğini gözler önüne seriyor.İçindeki alıntılar da gerçekten çok güzel.
Dünyaya bir kuyruklu yıldızın çarpacağı haberi yayılır.Mahallede dedikodular,batıl inançlar ortaya atılır.Bunun üzerine İrfan adlı karakter(halka göre bilim insanı sayılabilecek kadar okumuş,geçirmiş biri)mahalle kadınlarına konferans vermeye karar verir.Bu konferansları vermekten olduğu sürece gizli bir kişiden mektup almaktadır.Kitapta verdiği konferansların geçtiği bölümler bir hayli sıkıcıydı,konuya bir türlü giriş yapılmadı.Astronomi hakkında bir sürü matematiksel hesaplamalar barındırıyor kitap.Asıl konu neredeyse son 50 sayfada işlendi.Dili sadeleştirildiği için gayet rahat okudum.Çoğu seçimim İş Bankası Kültür Yayınlarından oluyor çünkü çevirileri ve sadeleştirmeleri yerinde oluyor.Gizli kişiye ne olduğunu ve kuyruklu yıldızın çarpıp çarpmadığını merak ediyorsanız alın okuyun :) Çok tavsiye edeceğim bir kitap değil ama okurken hoş vakit geçirebilirsiniz.Aşağıya kitaptaki en anlamlı paragrafı bırakıyorum.
•”Bir devlet adaletin harfi harfine işlediğine kefil olmak için mahkemeler açıyor, kanunlar yapıyor. Komşusundan bir tavuk çalan bir fakiri, bir açı cezalandırıyor. Fakat kendinden küçük veya kuvvetsiz komşu bir hükümeti yutma ve memleketine katmak hırsından, bu adaletsiz düşüncesinden bir türlü kendini kurtaramıyor. Insani işlerdeki bu garabet bazen o derecelere varıyor ki hak ile haksızlığın, hakça sahip olmayla çalmanın, gaspın sınırlarının nerelerde başlayıp nerelerde bittiğini belirlemekten insan âciz kalıyor. Bu âna kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca 'hak'kı kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derecede ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor. Bir zayıf kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet, adalet yerleşmiş olamaz. O kuvveti imkân
•Bugün önemli Türk Edebiyatı klasiklerinden biri olan Sergüzeşt’ten(Serüven,macera anlamına gelir) bahsedeceğim.Kitapta esaret ve kölelik konusu adeta o dönemde yaşıyormuşsunuz gibi hissettirecek kadar güzel işlenmiş.Dilber adlı Kafkasya’dan esir olarak getirilmiş halayıkın(köle) yaşamını,hissettiklerini ve imkansız aşkını okuyoruz.Kitap 86 sayfa ve fazlasıyla kısa ancak realizmin ilk örneklerinden olduğundan,Fransız Edebiyatı etkilerini,”sanat,sanat içindir .”anlayışını rahatlıkla görebiliyorsunuz.Kitabın dili sadeleştirilmesine rağmen bana yine de ağır geldi çünkü bazı cümleler neredeyse virgül bile olmadan yarım sayfayı kaplıyordu.Bazen cümleleri 5-10 kez okusam da anlayamadım.Ancak asıl anlatılan acıklı hikayeden bir şeyler kaptığımı düşünüyorum.Sessiz,sakin bir ortamda ve boş kafayla rahat okuyabileceğiniz bir kitap.Fakat aynı yazardan Küçük Şeyler’i kesinlikle daha çok beğenmiştim.
•
•
•
Ağlamak uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son gücün çığlığır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı göz yaşlarından daha yakıcıdır.
•“Çekinme!
Kimseler işitmez.
Korkma!
Bu ağaçlar, çiçekler sır taşırlar.
İnsan değil ki, ihanet etsinler.”
•Olsun. Gönül sevgiye karşı her zaman çocuktur.
•Kalp susunca insanı toprağın altına koyuyorlar
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,5bin okunma