SPOİLER İÇERİR!
Kendinizi kanıtlamak için uğraşırken ne için çabaladığınızı unuttuğunuz oldu mu hiç? Peki ya daha kötüsü: Hocalarınızın sizi "geliştirdiğini" zannederken aslında sömürdüğünü fark ettiğiniz o an?
R.F. Kuang'ın Katabasis kitabını okurken üniversitedeki eski günlerim aklıma geldi. O meşhur "yeterince iyi değilsin" hissi, o dinmek bilmeyen kendini kanıtlama baskısı, o "acı çekmiyorsan yeterince çalışmıyorsun" mantığı... Kitabı bitirdiğimde anladım ki akademi, bazen cehennemden farksız olabiliyor.
Alice Law’ın hikâyesi; cehenneme iniş, büyü, ölüm ötesi gibi unsurlarla fantastik bir macera gibi görünse de aslında akademik dünyanın en karanlık gerçeğini gözler önüne seriyor: Başarı için kendinizden ne kadarını feda etmeye hazırsınız?
Ben de bu soruya cevap ararken kitabın her sayfasında kendimden bir parça buldum.
Alice, Cambridge’de doktora yapan bir öğrencidir. Ancak o, Peter Murdoch gibi değildir. Peter, sanki "bilgiyle yoğrulmuşçasına" zahmetsiz bir dâhidir. Alice ise her şey için ter dökmek zorundadır. Kendini kanıtlayabilmek için saatlerce çalışır, uyumaz, yemek yemez.
Bu kısmı okurken yüreğim sıkıştı. Kim bilir kaç defa ben de öyle hissetmiştim: "Onlar doğal yetenekli, ben ise sadece çok çalışarak ayakta kalabiliyorum."
Akademik dünya işte böyle işler. Bazıları "dâhi" doğar ya da öyle görünür. Bazıları ise ne kadar çabalarsa çabalasın hep "ikinci sınıf" muamelesi görür. Alice, bu gerçekle boğuşurken bir de danışmanı Profesör Grimes'ın, Peter’ın çalışmasını çaldığını öğrenir.
Evet, doğru okudunuz. Nobel ödüllü, prestijli, saygın Profesör Grimes, doktora öğrencisinin fikrini alıp kendi adıyla yayınlar. Üstelik Peter’a ne der biliyor musunuz? "Sen bir aydır laboratuvara uğramadın, ben de bulgularımızla bir şeyler yapmak zorunda