“Kimler gözlerini kaçırır bilir misiniz? Sevgisiz büyümüş insanlar… Evet, sevgisiz büyümüş bir insanı gözlerinden tanıyabilirsiniz. Bu bakışlar diğer insanlara göre daha soğuk, daha vahşidir. O sebepten, bu tür insanlar acı sırların ifşa etmemek için her daim gözlerini kaçırırlar.”
Sayfa 5
what's source material? armstrong's ass.. lol.
MUSTAFA KEMAL was twenty, wiry in build, with a tough constitution and unlimited vitality. He had no experience of life. Salonika had been a mean little port; Lazaran a country village; Monastir a dull provincial town. He had none of his mother's deep beliefs or principles to keep him steady. At once he plunged wildly into the unclean life of the great metropolis of Constantinople. Night after night he gambled and drank in the cafes and restaurants. With women he was not fastidious. A figure, a face in profile, a laugh, could set him on fire and reaching out to get the woman, whatever she was. Sometimes it would be with the Greek and Armenian harlots in the bawdy-houses in the garbage-stinking streets by Galata Bridge, where came the pimps and the homosexualists to cater for all the vices; then for a week or two a Levantine lady in her house in Pangaldi; or some Turkish girl who came veiled and by back-ways in fear of the police to some maison de rendez-vous in Pera or Stambul. He fell in love with none of them. He was never sentimental or romantic. Without a pang of conscience he passed rapidly from one to the next. He satisfied his appetite and was gone. He was completely Oriental in his mentality: women had no place in his life except to satisfy his sex. He plunged deep down into the lecherous life of the city. Suddenly he reacted from all this rioting and concentrated on his work with the same energy.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Reklam
"Hepimiz çamur içindeyiz, ama bazılarımız yıldızlara bakar."
Sayfa 5·Kitabı okudu
Osmanlıların daha 1352'de, Sultan Orhan zamanında Cenevizlilere ticarî ayrıcalıklar tanımış olması ilginçtir. İranlı tüccâr Bursa'ya getirdikleri ipeği, burada, Batı'dan gelen mallarla, özellikle de ince Floransa yünlüleriyle takas ediyorlardı. 14. yüzyıl bir İran kaynağında (Risala-yi Falakiyya) Floransa'nın skirlat denilen kırmızı ince yünlülerinden söz edilmektedir. Bertrandon de la Brocquière'in 1432'de tanık olduğu gibi, Türk tüccâr da sık sık Ceneviz Pera'sını ziyaret etmekteydiler. Ham ipek üzerine bu canlı ticaret, Osmanlı hazinesine büyük gelir sağlıyordu. En yüksek düzeye ulaştığı 1487-1513 arası dönemde, Bursa'da ham ipek üzerinden alınan vergilerin toplamı altı milyon akça ya da 130.000 dukaya varıyordu.
Sayfa 304 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bizans'ın düşüş döneminde, Ceneviz ve Venedik gemileri Karadeniz'in besin maddelerini İtalya'ya alıp gidiyorlardı. Osmanlıların Karadeniz'de Ceneviz kolonilerini birer birer ele geçirmesi (1460 Amasra, 1461 Trabzon, 1475 Kefe) her şeyden önce İstanbul iaşesi için bir zorunluluk olarak gündeme gelmiştir.
Sayfa 302 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
“Artık faili meçhul cinayetleri görmekten sıkıldım! Faili meçhul iyilikler, güzellikler görmek istiyorum.”
Sayfa 83·Kitabı okudu
Reklam
Reklam