Evvel Allah, Âhir Allah. Zamanı yaratan, düren, büken Allah. Kâinatı yaratan, döndüren Allah. Kıyâmeti yaratan, ahireti var eden Allah. Ölümü öldüren Allah. Öyle ki sen yalnızca yaşadığın zamana şâhitsin, fakat O, her şeyin başlangıcına ve zevâline Şâhit. Öyleyse tüm zamanlara Şâhid olan Kâdir Allah, bize yetmez mi? Her canlının perçemi, her zerrenin dizgini O'nun elinde.. Allah kudretiyle kâinatı bir ân olsun bırakacak olsa, kâinat paramparça olacak, O kudretini bir lahzâ çekse, bütün o dönen yıldızlar, galaksiler, gezegenler dört bir yana savrulup gidecek, müthiş bir kudret değil mi?...
Bir Zamanlar İstanbul'da...
Gündüz Eminönü, Yemiş İskelesi, Tahtakale, Bahçekapı, Demirkapı, Unkapanı gibi yoğun iş ve ticaret yerlerinden ırz ehli bir kadın geçemezdi. Omuzlandığı gibi bir bekâr hanına veya odalarına kaldırılır, kaçırılırdı. Hangi ırz ehli "kadın", erkek çocuklar, esnafın ırz ehli ile o haşarat arasında her gün bir dövüş ve sık sık kanlı vakalar olurdu. O son yeniçerilerin içinde elbet ki namuslu adamlar da vardı, onların da başı her gün bir kötü vakayla belaya girerdi. Büyük İstanbul'da inzibatın, asayişin çok çok bozuk olduğu o devirde, kılık kıyafette de, genç erkekler arasında bir "it modası" yayılmıştı: Üstte bir gömlek, bir don, paçaları dizkapağının bir karış üstünde, adı "diz çakşırı" fakat hakiki diz çakşırıyla hiç ilgisi kalmamış, zamanımızdaki "mini etek" denilen şeyin hakiki eteklikle ilgisi kadar, belde yedi arşın kuşak, başta bir keçe külah, o külaha da beş arşınlık bir tülbent veya şal sarılmış, kuşağın ucu yerde sürünür, sarığın ucu omuzda. Gömleğin önü asla kavuşmaz, göğüs, meme başları mutlaka görünecek. Eğer delikanlının göğsü kıllanmış ise, bir tutam kıl bırakılıp geri kalanı tıraş edilir, bırakılan kıllara, o bir tutam kılın her birine bir küçücük inci geçirilip düğümlenir, kılın birine de bir mavi boncuk, onun da adı "sine" perçemi. Ayaklar mutlaka çıplak. Kışın bir hafif yemeni geçirilir. Kışın omuzlara da bir harmani, geniş pelerin atılır. Bu it kılığının adı da "Cezayir kesimi", "Cezayir modası" olmuştur. Baldırlarda, pazılarda yeniçeri nişanları dövülmüş. Bu moda yalnız ayaktakımı arasında değil, kibar evlatları arasında da yayılmıştı. Reşad Ekrem Koçu Aşk Yolunda İstanbul'da Neler Olmuş Fikir Evreni
Tarih
Reklam
EHLİBEYT PERÇEMİ
Seyyide derler ki aralandı, Koca bir çınar, Dağlar taşar, Tebriz, Tahran, İsfahan, Allah ne verdiyse, Budur hürriyetim. Hazar'dan ötürü değil bak, Kar yağar kendi kendine. O siyonist öksürüklere, Kargaşa olur kıyametle, Cenk meydanı tadından. Seyyid koca bir vatan, Ali'sinin adına, Hüseyin gibi gitti şehit. Bak şu susuz güneşe, Daha çok parlar... Seyyide derler ki var mı rıza? Göldü ki İmam Murteza. Zor çıktı kalp alışmaya, Eyvahlar vaveyla arşında, Kerbela gibi gitti gelmedi daha. Yaşım hiç, sonu yok, Ömür binbir bilmece. Seyyid ağa can diye bağırdı firdevsi hüzün, Kalp sonra yırtılınca, İran’ın bağrı şaha çıktı.
Edebiyat Şiir
Çekiyor perdelerini üstümüze zaman…
Kimsenin sevinci kimseye bir şey demiyor Kimseler duymuyor başkasının hüznünü... Herkesin kendi rüzgârıyla üşüdüğü bu yerde Yalnızlığa çarpa çarpa tarazlandı bedenim Yüreğim kırk kilitli hayal odası... Ağzından lokma yediğim çocuk Şimdi bir uzun yağmur bulanık caddelerde Güneş uzak dünyaların sıcak konuğu Şimdi evlerin alnında akşamın perçemi Yüzlerde gölgelerin derin oyunu Çekiyor perdelerini üstümüze zaman... Kirpiklerinin beşiğinde uyuduğum çocuk Yanımda olsaydın keşke, düşseydi Yüreğimin avucuna gözlerinin ışığı Yaz suları gibi iplik iplik Akardım, arınırdım, çoğalırdım... Daracık saksılarda bir kök dağ nergisi Tıkana tıkana tükeniyorum nicedir ...
Bir rüzgar Kırmak için değil Tüterken yangınından Dolaşır gar gar Ancak Koşmak ardından, bazense Okşamak bir perçemi Kırılacaksa da elleri.. Körelir ferasati Belki , O zaman Yalnız o zaman Kırabilir, bir kalbi Sen kırdım zannedersin, Yüreğini Bir kaç yıldıza sattım dersin Mücevherlerini.. Akıtıp, gözlerinden.

Nurcanꨄ︎

@nr77
·
içimde bir şeyleri kırdım çalışmıyor galiba öldürdüm bir şeyleri içimde kendi ellerimle gecelerce. çaldım gökyüzümden ışığını yüzümden ışığımı parlayan yalnızca yaşlar artık gözlerimde. bir şeyler yanlış içimde.
Epsilon Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
“Niyeti Olmayanın bahanesi olur”
Reklam
Reklam