3/10
·704 syf.·
2026 33. kitabı
Selamlar, Çoook uzun bir süredir okuduğum, daha doğrusu okumaya çalıştığım ve sonunda zafer naraları atarak bitirmeyi başardığım o kitabın yorumuyla geldim. Kitap gram umurumda olmadığından yorumumda spoiler olacak, bilginize :) Öncelikle kitabın kısmende olsa sevdiğim ve 3 puan vermeme neden olan şeylerinden bahsedeceğim. Konusu, kurgulanan evren ve potansiyeli. Bu kadar. Geriye kalan her şey benim için koca bir fiyasko. Neden mi? Anlatayım. Birincisi yazarın anlatım dili beni boğdu. Tüm kitap boyunca o kadar çok betimleme ve anlamsız cümleler var ki, okurken bunaldım. Yani şöyle anlatayım. Ahsen'in çalan telefonunu çantadan çıkarıp açması 20 cümle. Pamuk şeker yemesi 10, kahve içmesi 5 cümle. İçtiği şampanyanın köpüğünden tutunda mesajlarındaki emojilere kadar her şeyi betimlemiş yazar. Ayrıca kitapta böyle büyük büyük cümleler var. Dışarıdan bakıldığında edebi gibi görünen ama hiçbir anlam barındırmayan. Çoğunun hikayeye katkısı bile yok. İkincisi karakter tutarsızlığı ve iticiliği. Ahsen kitap boyunca küvete girdi, onlarca kombin yaptı, yemeklere gitti, partilere katıldı, gece kulüplerinde gezdi. Sarhoş oldu. Tüm bunlar olurkende abisi dışarıda savaş veriyordu. Kardeşini korumak içinde bir koruma ordusu tutmuştu. Ama Ahsen'in umurunda mıydı? Hayır. O gece elbisesiyle midye yemek istiyordu. Bu yüzden yiyecekti. Tüm kitap boyunca da önüne gelene ahkam kesip durdu. Her şeyin en doğrusunu o biliyormuş gibi herkesi yargılayıp durdu ama kendi salaklıklarını hiç görmedi. Yani bu kadar salak olupta akıllı geçinen biri olamaz. Kitap boyunca çıldırttı beni. Marcus? O Ahsen'den de beter. Her iki düşüncesinden biri kimse beni yenemez, ben en iyisiyim, bu oyunu ben kurdum, ben yönetirim filan. O kadar kibirli ki okurken fenalık geçirdim. Tüm bunları söylerken de kitap
Yedinci OğulMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 2025175 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 18:17
Bu kitabın yazarı Marquies de Sade libertinist (hazcı, şehvetperest) bir kişiliğe sahiptir. Hatta öyle ki doğanın esinlediği şehvet ve içgüdüyle ilgili her şeyi meşru olarak görmektedir. Buna yasak ve ahlak gibi kavramları insanların icat edip uydurduğunu belirtmektedir. Hatta Sadizm kelimesinin kökeni Marquies de Sade’tan gelmektedir. Sade’ta koyu bir felsefi natüralizm gözlemlenmektedir. İnsandaki cinsel içgüdü doğanın bir hediyesiyse bununla ilgili arzuları yerine getirmekteki hiçbir eylem kabahat teşkil edemez ve bu durum doğaya uygunluluk oluşturur. Bu doğaya uygunluluk durumu Stoacı filozof olan Marcus Aurelius’un “Doğaya uygun olan kötü değildir.” sözünü akıllara getirmektedir. Fakat Sade ile Aurelius’un doğaya uygun olmaktaki görüşlerinde keskin farklılıklar bulunmaktadır. Aurelius için doğaya uygun olan ölüm kötü değildir, onun doğaya uygun olma görüşünde akıl ve düzen vardır. Ancak Sade’ın doğaya uygun gördüğü düşüncesinde şehvet, güç ve şiddet vardır. Dolayısıyla Sade şiddeti de olumlayarak yok etmenin bir doğa kanunu olduğunu, doğanın yok ederek kendisini yenilediğini, bununla beraber güçlüyü hakim kılacağını belirtip bu yüzden de aynı zamanda üremeye ve nüfus artışına da karşı tavır ortaya koymaktadır. Bu da bir nevi Hinduizm’deki Trimurti inancındaki yok edici Tanrı olan Şiva’yı hatırlatmaktadır. Aynı şekilde yaratıcı Tanrı Brahma, koruyucu Tanrı Vişnu’dur. Dolayısıyla Sade’a göre yaratıcı güç ise doğada güçlü kalanlardır. Bununla birlikte Sade bu kitabında Hıristiyanlığın ahlakçılığına, cinselliği yadsımasına ve cinsel perhiz içinde olmasına karşı sert tutum geliştirir. Avrupa’daki Hıristiyan ahlakının çileci/asketik tutumuna karşı şiddetli bir nefrete sahiptir. Dünyanın birçok yerindeki asketik ve gnostik ahlakla çelişen bu düşünceleriyle birlikte
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,712 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·104 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 17:25
Yazardan daha önce Küskün Kahvenin Türküsü kitabını yarım bırakmıştım. Anlatımı çok durağan ve sıkıcı. Altın Gözde Yansımalar 'ın da ondan aşağı kalır yanı yokmuş açıkçası. Hiç sevmedim. Karakterin psikolojisi üzerine bir anlatım var ama hiçbiri de aklı başında biri gibi gelmedi bana. Adamın karısı kendini aldatıyor, hatta kadının aşığı eve rahatça geliyor gidiyor, kocanın bundan haberi var ama ses çıkarmıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Sonu ise zaten ayrı olay. Her şeyi biliyor, karısını sevmiyor ama saçma sapan hareket ediyor. Spoiler olur diye diyemiyorum orayı da. Aşkı Memnu havası sezdim bir ama dediğim gibi hiçbir şekilde ilgimi çekmedi. Sırf bitsin diye okudum.
Altın Gözde YansımalarCarson McCullers · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,276 okunma
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 22:05
Tekrar okumak istediğim bir roman. Karakterler günlük hayatta karşımıza çıkabilecek “kötülerden” seçilmiş fakat durumun fotoğrafını, kötülüğün dışardan görünüşünü bize olduğu gibi anlatması çok etkileyiciydi. Kenan bey iyi bir solcu olmak isteyip olamamış, iyi bir eş olmak isteyip olamamış, iyi bir baba olmak isteyip olamamış… Çünkü kendini hayatındaki herkesin üzerinde bir yerde konumlandırmış, kendine olan sevgisi çirkin bir bencilliğe dönüşmüş. Kenan beye her sayfada öfkelendim. Nermin’e her sayfada üzüldüm. İşçi sınıfına ve emeğe değer verdiğini iddaa eden insanların; ailesine ve çocuğuna emek veren bir kadını incitip yok saymaları “ bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirttirdi.Hayatta çok fazla karşılaştığımız, sözü ve davranışı birbiriyle alakasız insanların, ne kadar incitici olduğunu Kenan ve Günsel ile gözlemlemiş olduk. Vedat Türkali Bir Gün Tek Başına
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20256,5bin okunma
sanat sanat için mi?
8/10
·472 syf.··
2026 6. kitabı
Kitap, Osmanlı zamanında eşinden dört yıldır haber alınamayan bir annenin iki çocuğu ile beraber yaşamını, sonra akrabası Kara ile yaşadığı aşkı, daha sonra dönemin padişahı tarafından yapılması istenen gizli bir kitabın nakkaş ve hattat konusunu, aynı zamanda nakkaşlardan birinin esrarlı bir şekilde öldürülmesi ile cinayet olayını anlatır. Kitabı uzun bir sürede ancak bitirebildim. Hatta ilk elli/yüz sayfayı okurken bırakmayı düşündüm zira içindeki anlam bağını kuramadım. Ancak ilerleyen sayfalarda kitaba ısındım. Kitabın dili farklı bir üslupla anlatılmış. Zira Sanat, aşk, ölüm, evlilik, mutluluk gibi konu ve nesneleri (hatta kitap kahramanlarını) kendi diliyle anlattığı için kitaba güzel bir hava ve heyecan katmış. Gel gelelim naçizane küçük bir eleştiriye; kitapta ayetlera, sık sık Peygambere ve Kur'an'a atıfta bulunulmasına rağmen, Kara ve Şeküre arasındaki aşkı anlatırken bel altı (cinsel yönü) olayını çok şehvetle ve canlı aktarmış. Tamam aşkı anlat fakat bu denli şehvetli anlatmana gerek yoktu. İlla anlatacaktın o zaman ayet, Kur'an, peygamber'den hiç bahsetmeydin. Yani bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demekten kendimi alamadım.
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 199820,1bin okunma