Selamlar,
Çoook uzun bir süredir okuduğum, daha doğrusu okumaya çalıştığım ve sonunda zafer naraları atarak bitirmeyi başardığım o kitabın yorumuyla geldim.
Kitap gram umurumda olmadığından yorumumda spoiler olacak, bilginize :)
Öncelikle kitabın kısmende olsa sevdiğim ve 3 puan vermeme neden olan şeylerinden bahsedeceğim. Konusu, kurgulanan evren ve potansiyeli. Bu kadar. Geriye kalan her şey benim için koca bir fiyasko.
Neden mi? Anlatayım.
Birincisi yazarın anlatım dili beni boğdu. Tüm kitap boyunca o kadar çok betimleme ve anlamsız cümleler var ki, okurken bunaldım. Yani şöyle anlatayım. Ahsen'in çalan telefonunu çantadan çıkarıp açması 20 cümle. Pamuk şeker yemesi 10, kahve içmesi 5 cümle. İçtiği şampanyanın köpüğünden tutunda mesajlarındaki emojilere kadar her şeyi betimlemiş yazar. Ayrıca kitapta böyle büyük büyük cümleler var. Dışarıdan bakıldığında edebi gibi görünen ama hiçbir anlam barındırmayan. Çoğunun hikayeye katkısı bile yok.
İkincisi karakter tutarsızlığı ve iticiliği. Ahsen kitap boyunca küvete girdi, onlarca kombin yaptı, yemeklere gitti, partilere katıldı, gece kulüplerinde gezdi. Sarhoş oldu. Tüm bunlar olurkende abisi dışarıda savaş veriyordu. Kardeşini korumak içinde bir koruma ordusu tutmuştu. Ama Ahsen'in umurunda mıydı? Hayır. O gece elbisesiyle midye yemek istiyordu. Bu yüzden yiyecekti. Tüm kitap boyunca da önüne gelene ahkam kesip durdu. Her şeyin en doğrusunu o biliyormuş gibi herkesi yargılayıp durdu ama kendi salaklıklarını hiç görmedi. Yani bu kadar salak olupta akıllı geçinen biri olamaz. Kitap boyunca çıldırttı beni.
Marcus? O Ahsen'den de beter. Her iki düşüncesinden biri kimse beni yenemez, ben en iyisiyim, bu oyunu ben kurdum, ben yönetirim filan. O kadar kibirli ki okurken fenalık geçirdim. Tüm bunları söylerken de kitap