Görevli bizi kompartımanımıza götürmek üzere başıyla onu izlememizi işaret etti. Ancak adamın sesini güçlükle duyabiliyordum. Tek duyduğum tren tekerleklerinin hızlanıp karın üzerinde ilerleyerek bizi Isla'ya götürdüğüydü. Samuel ellerimi tutarken parmakları aramızda parıldayan o muhteşem zümrüt yeşili yüzüğe sürtünüyordu. "Jullian garip birşey oluyor" dedi. "hissediyor musun?"
Yazarın ilk okuduğum kitabı Kayıp Kızlar Adası idi. Ancak bu kitap ondan çok daha güzel. Son derece akıcı bir anlatımı var elinizden bırakamıyorsunuz. Hikaye sizi içine çekiyor. Sanki bir yerlerde, karanlıkta "Patetes Kızı" göreceğinizi sanıyorsunuz.