Adı:
Şifacı
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
448
ISBN:
9789759999346
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Venetian Contract
Çeviri:
Ayhan Ece Şirin
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
Dünyaya hükmeden iki güç:
Venedik Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu.
İmparatorlukta saltanatı elinde tutan bir kadın: Nur Banu Sultan.
Ve ölüm döşeğindeyken ortaya çıkan müthiş bir sır.

1580'ler, Osmanlı İmparatorluğu... Haremdeki kadınları iyileştiren bir şifacı olan Feyra, bir sabah yine her zamanki gibi Topkapı Sarayı'nın yollarını arşınlayıp hareme gittiğinde, sultanı Nur Banu'nun hasta olduğunu görür. Başlangıçta bu durumu pek önemsemeyen Feyra, bir süre sonra Nur Banu'nun zehirlendiğini anlar ve Nur Banu'nun son saatlerini rahat geçirmesi için kendisine ilaç verir. Bu esnada Nur Banu Sultan, Feyra'yla yıllardır sakladığı sırrını paylaşır: Feyra, Nur Banu Sultan'ın kızıdır. Son anlarında gerçekleri dile getiren Nur Banu Sultan, ayrıca oğlu Murat'ın Venediklilere ve kendisine olan düşmanlığından bahsedip hazırladığı tuzağı anlatır. Feyra'yı uyaran Nur Banu Sultan, kendisine iki büyük devletin kaderini belirleyecek önemli bir görev verir. Hem imparatorluğun hem de Feyra'nın babasının kaderi Feyra'nın ellerindedir artık.

Eğer tarihi romanları seviyorsanız, bu kitabı okumayı denemelisiniz. Fiorato ustaca kaleme aldığı hikâyesinde heyecan verici bir biçimde güzel ve bilinmeyen bir dünya yaratmış."
Kitabı kapağını beğenerek aldım ve uzun zamandır kitaplığımda bekletiyordum. İlk aldığımda konuyusuyla birlikte kitap da bir beklenti içerisine girdim ve ne yazık ki okuduğumda umduğumu bulamadığım için küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaşadım. Aslında konusu güzel. Tarihi roman okumayı seviyorum fakat anlatımı bana çok eksik geldi. Karakterleri kafamda oturtmakda zorluk çektim. Dağınık bir anlatıma sahipti, konudan konuya atlamasıyla yazar, kitabın içerisine girmemi engelledi.

Konusu ise şöyle; Nurbanu sultan birgün zehirlenerek yatağa düşer, ölüm döşeğindeyken yıllardır sakladığı bir sırrı açığa çıkarır. Bu sır ise senelerdir kendisine doktorluk, hatta bazen yoldaşlık etmiş feyra’nın aslında onun kızı olduğudur. Bu sırra başlayan bir hikayeyle devam etmekte kitap. Osmanlıdan venediğe uzanan bir yolculuk... Feyra’nın iki devletin kaderini değiştirmesi ve bununla birlikte kendi hayatının da oldukça değiştiğini görüyoruz. Fena bir kitap değildi ama dediğim gibi umduğumu bulamadım. Yine de okuyunca bir şey kaybettireceğini düşünmüyorum.
Şifacı ; Venedikten Osmanlı ya gelen Cecilia Baffo ( Nurbanu Sultan ) kızı Feyra 'nın Osmanlı'dan kaçarak Venediğe gidip büyük bir savaşı ve veba salgınını önlemek için verdiği mücadeleyi anlatıyor . Konusu ilgi çekici ve güzel olmasına rağmen anlatım da çok fazla bozukluklar olduğunu düşünüyorum. Kitap Mimar Sinan eserlerini ve Mimar Sinan'ın Venedikli mimar Palladimo'ya ilham verişi gibi güzel konuları da ele alırken bir yandan da 3.Murat'ı biraz fazla kötülediklerini düşünüyorum

Benzer kitaplar

Yayınevi Arkadya olunca ve her zamanki gibi kitabın adı ve kapağı da albenili olunca düşünmeden alırım kitaplarını. Bu kitabı da yine aynı heveslerle aldım ve okudum. Evet kitap güzeldi fakat nedense yayın evinin okumuş olduğum bir çok kitabından gerek konusu gerek de anlatımı oldukça farklıydı. Hikaye İstanbul ile Venedik arasında tarihte yaşanmış bir çok olayın da yansıdığı ilginç ve merak uyandırıcı konuları içeriyor. Kitapta açıkçası biraz Osmanlı'yı türlü entrikalar çeviren millet olarak biraz yansıtıyor gibi geldi. Tabi bununla beraber Mimar Sinan'ın muhteşem eserlerinden övgüyle bahsetmekle beraber, Venedik'li ünlü mimar Palladimo'ya da ilham verdiğine dair ibareler var romanda. En önemli konuları olan kara ölüm dedikleri vebaya karşı verilen uğraşlar, yaşanan trajedilerle beraber aslen Venedik'li olup sonradan Nur Banu Sultan adını alan o dönemlerdeki padişahın annesi Cecillia 'ın kızı hekimlik eğitimi almış Feyra Adalet'in kaçak bir yolcu olarak gemiyle gittiği Venedik'te veba hastalığı için verdiği mücadele anlatılıyor. Tavsiye konusuna gelince tarihi roman sevenlere tabi ki tavsiye edilir.
Tarihi romanları seven bir okuyucu olarak Şifacı'yı beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Anlatım bozuk ve yavan geldi...Osmanlıyı ve dönemin padişahı 3. Murat'ı biraz fazla kötülemiş bence. Tarihi romanları tarafsız okumak gerektiğine inandığım halde, tarafsız olmakta zorlandım diyebilirim. Son olarak kitap kapağını ben de çok beğendim.
Kitaba tesadüf eseri rastladım. Yazar yabancı olduğu için tarihi taraflı anlatması konusunda tereddütlerim vardı ama konusu Osmanlı tarihinide kapsayınca dayanamayıp aldım. Başlarda -yazarın anlatımından olsa gerek- kişiler ve olaylar biraz karışıyor. Kitapta Venedikli Cecilia Baffo'nun (Osmanlı'nın Nurbanu Sultanı) kızı Feyra Adalet'in, annesinin ölmeden önce verdiği sırlar üzerine Venedik'e giderek büyük bir savaşı ve veba salgınını nasıl önlediği, Venedik'te yaşadıkları ve aşkı anlatılıyor. Bunların yanı sıra mahşerin dört atlısı ve Mimar Palladio'nun Mimar Sinan'dan esinlenerek yaptığı kilise ise araştırmaya değer nitelikte. Genel olarak kitap bir yerden sonra fazlasıyla akıcı ve merak uyandırıcıydı. Kurgu olmasına rağmen severek okudum.
Osmanlı ve Venedik arasındaki gerginlik ve Nur Banu Sultan ın hizmetlisi olan Feyra nın kızı olduğunu ona itiraf edip beraberindede büyük bir savaşı engelleme görevini son dakikalarında kendisine verir.Feyra tüm zekasını ve gücünü kullanarak annesine verdiği sözü tutmaya çalışır. Bu kitap benim tarihi romanlara bakış açımı değiştirdi.Ciltli olmasıda yanında bonusu oldu.
Hani “soluksuz” deyimi kullanılır ya bir çırpıda yapılıveren işler için,bu kitabı okumayı anlatmak için daha uygun başka bir deyim yok. Hani denize girerken “ay çok açılmayayım” dersiniz ama bir kulaç bir kulaç daha derken kendinizi denizin ortasında buluverirsiniz ya, bir cümle bir cümle daha okuyayım derken meğer bölümler bölümler derken de kitap bitmiş. Müthiş akıcıydı yazarın dili. Çevirmene -bu etkiyi bozmadığı için- ve son günlerdeki editör isyanımı duyan #ArkadyaYayınları’nın işini titizlikle yapmış editörlerine çok teşekkür ediyorum. Sıkılmadan yorulmadan okumamda etkileri çok büyük oldu.
Kitabın Arkadya olması ve kitap kapaklarının etkileyici olması kitaptan beklentiyi artırıyor ve aşağı yukarı konusu hakkında beklentiniz oluşuyor ancak Arkadya olarak sizi şaşırtıyor kitap. Ayrıca kitabın sonundaki notlardan sonra kendi yaptığınız araştırmalar sonucunda da görüyorsunuz ki kurgu ile gerçek içiçe. Bu açıdan bir döneme ayna tuttuğunu da düşünebiliriz. İstanbul-Venedik arası ilişkilerin olumsuz anlamda tırmanışa geçtiği İnebahtı savaşı sonrasındaki venedik’e 3. Murat’ın yaklaşımı,bir şehrin vebadan kasılıp kavrulması,doktorlar arasındaki görüş ayrılıkları,kişilerin beklentili ve beklentisiz iyilikleri...sonunu daha başından tahmin etseniz de kendisini okutturuyor.
Uzun söze ne hacet,442 sayfa olup 7 8 saatte bittiyse;varın gerisini siz düşünün. Ben çok severek ve beğenerek okudum. Umarım sizler de okur ve en az benim kadar keyif alırsınız. Kitapla kalın.
Kurgusu çok güzel bir kitap. Bu kitabı okuyacaklara tek önerim kurgu olduğunu bilerek başlamanız. Çünkü içerisinde Osmanlı zamanında yabancı ülkelerde yaşayan insanların görüşlerini de okuyacaksınız. İster istemez kültürel görelilik oluşacaktır ama sonu gerçekten çok güzel.
uzun süredir okumak istediğim bir kitap idi.Kitaba başladığım andan itibaren elimden bırakamadım ve sayfaları soluksuz okudum nihayetinde 4 saatte kitap bitmişti.
Uzun süredir okuduğum en heyecanlı kitap oldu.kesinlikle okumanızı öneririm....
çok sevmeyi ummuduğum bir kitaptı çünkü hiç kitap okumayan arkadaşım kitaba bayılmıştı. e haliyle böyle olunca, üzerine bir de tarihi bir roman olunca hoşuma gideceğini sandım. anladım ki benim türüm tarihle harmanlanmış koca bir aşkmış. yani kitapta aşkın az olması beni rahatsız etti. tabii kitap zaten aşk odaklı bir kitap değil. bunu da göz ardı etmemek gerek.
yazarın tarihi bir kitap yazmışken daha objektif olmasını beklerdim açıkçası. Müslümanlık hakkında daha fazla araştırma yapıp ona göre yazması daha güzel olabilirdi bence. aynı zamanda Osmanlı'yı da çok kötü göstermesi ister istemez bende bir eksi algı oluşturdu.
sonlara doğru kitabın heyecanı da kalmadı bence. çabuk bitsin diye okudum.
kısacası pek beğendiğim bir kitap olmadı
Kitap İstanbul ve Venedik arasında geçiyor. Nur banu sultanın kızı Feryaya verdiği büyük sırla kitap başlıyor. Kitap başlarda ne yalan söyliyeyim sıktı beni. Tam elimden bırakacağım sırada konu sürükleyici oldu. Gelişme ve sonuç bölümü çok güzeldi...
Ayrıca kitap kapağı içeriğini bukadar güzel özetleyebilirdi..
Biraz bizim, biraz İtalyan tarihi ile oluşturulmuş bir kurgu. Ama çok kötüydü ya :/ Kitap çok kopuk geldi bana. Yazar biraz oradan biraz buradan bahsedeyim şeklinde yazmış.
Yarının ne getireceğini kimse bilemez ama umutlu ve cesur olup her şeyin yolunda gideceğine güvenmek zorundasın.
"Hz. Muhammed, Allah'ın bu dünyaya çaresi olmayan bir hastalık göndermeyeceğini söylerdi,"dedi Feyra. "Acaba bu çare hastalığın kendinde olamaz mı? "
... '' Düşünüyorum da...'' dedi Annibale, hiçbir selamlama cümlesi kurmadan, ''bir hikâyeye ihtiyacın olacak, Valnetti'nin dört hırsızı gibi; kutsal bir ağaç veya sihirli bir kuyu gibi bir şey. İnsanları senin ilacına inandıracak bir efsane. İnsanları ilaçlar değil, hikâyeler etkiler. ''
Ve şehirde veba olduğu bir duyulursa, işler iyice kötüleşecek. Ölümün gölgesi insana garip şeyler yaptırır. İnsanlar kanunları tanımaz. Kendilerini sinirlenmek, çalmak, yalan söylemek zorunda hisseder ve kazanabiliyorken para kazanmak isterler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şifacı
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
448
ISBN:
9789759999346
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Venetian Contract
Çeviri:
Ayhan Ece Şirin
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
Dünyaya hükmeden iki güç:
Venedik Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu.
İmparatorlukta saltanatı elinde tutan bir kadın: Nur Banu Sultan.
Ve ölüm döşeğindeyken ortaya çıkan müthiş bir sır.

1580'ler, Osmanlı İmparatorluğu... Haremdeki kadınları iyileştiren bir şifacı olan Feyra, bir sabah yine her zamanki gibi Topkapı Sarayı'nın yollarını arşınlayıp hareme gittiğinde, sultanı Nur Banu'nun hasta olduğunu görür. Başlangıçta bu durumu pek önemsemeyen Feyra, bir süre sonra Nur Banu'nun zehirlendiğini anlar ve Nur Banu'nun son saatlerini rahat geçirmesi için kendisine ilaç verir. Bu esnada Nur Banu Sultan, Feyra'yla yıllardır sakladığı sırrını paylaşır: Feyra, Nur Banu Sultan'ın kızıdır. Son anlarında gerçekleri dile getiren Nur Banu Sultan, ayrıca oğlu Murat'ın Venediklilere ve kendisine olan düşmanlığından bahsedip hazırladığı tuzağı anlatır. Feyra'yı uyaran Nur Banu Sultan, kendisine iki büyük devletin kaderini belirleyecek önemli bir görev verir. Hem imparatorluğun hem de Feyra'nın babasının kaderi Feyra'nın ellerindedir artık.

Eğer tarihi romanları seviyorsanız, bu kitabı okumayı denemelisiniz. Fiorato ustaca kaleme aldığı hikâyesinde heyecan verici bir biçimde güzel ve bilinmeyen bir dünya yaratmış."

Kitabı okuyanlar 100 okur

  • Ruhsuz Beden
  • Ecem Öztürk
  • milagros
  • Havanakara
  • Hermonie
  • Yağmur
  • Sedanur Şeker
  • Figen Şentürk
  • Meryem Gürbüz
  • Havana

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%11.1
18-24 Yaş
%24.1
25-34 Yaş
%25.9
35-44 Yaş
%27.8
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%98
Erkek
%2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (12)
9
%18.5 (10)
8
%25.9 (14)
7
%14.8 (8)
6
%9.3 (5)
5
%0
4
%1.9 (1)
3
%5.6 (3)
2
%0
1
%1.9 (1)