Salondan antreye yürüyen Cenk'in arkasından bakarken Afgan'ın gözleri buğulandı ve bir saniyeliğine on bir yaşındayken tanıştığı Cenk'i gördü. Bir buz pateninde tanışmışlardı. Cenk'in üzerindeki tişörtün önünde bir papağan, arkasındaysa bir kafes vardı. Ve pistin ortasında kollarını kaldırmış halde, olduğu yerde hızla dönerken, tribündeki yaşıtı kızlara bir göz yanılması gösterisi sunarak papağanı kafese sokmaya çalışıyordu. O gün Afgan bunu dâhice bulmuş ve çok gülmüştü. Geçen yıllardan sonra Cenk bir buz patencisi olamamış ama Afgan erimiş buzun içinde binlerce kilometre yüzmüştü. Cenk âşık olduğu sayısız kadının peşinde, dilini bilmediği kentlere savrulmuş ama Afgan sadece bir kez âşık olmuştu.
Afgan, yirmi bir yaşında kendisine tecavüz etmiş ve bir piçe dönüşmüştür. Nedeni de âşık olduğu kadının "Sen benim gibi değilsin! Mutlu olacaksın! Başaracaksın ama benim hiçbir zaman hiçbir şeyim olmayacak!" diye bağırdıktan sonra onu terk etmesidir. Afgan, hayatı boyunca âşık kalacağı ancak kendisini bir türlü istediği gibi sevmeyen kadın kendisine başarılı ve mutlu olacağını söylediği için başarılı ve mutlu olmaktan vazgeçmiştir. Çünkü sadece seçkin sporculara özgü olan o sonsuz ihtirası yüzünden Afgan kudurmuş ve kadının kendisine hiçbir zaman âşık olmayacağını anladığı için yüzerek bitiremeyeceği suyu içmeye karar vermiştir.