Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ne Tanrı ne devlet ne aile ne de ben, diyorsunuz. Ancak eski, çağlardan beri, toplumlar bunların üzerine kurulmuştur. Bunların yokluğunda gelişecek olan düzensizlik, insanlığın sonunu getirmeyecek midir?”
“İnsanlığın sonu, din ve devletin yaratıldığı gün gelmiştir. Aileyse, din ve devlet yaratan bireyleri yetiştirmiştir. Sadece düşünmenizi istiyorum. Bunların olmadığı bir dünyanın derhal düzensizliğe düşeceğini düşünmenizin nedenini ve ne kadar şartlandığınızı anlamanızı istiyorum. Güneşin doğudan batması kadar aykırı gelen her düşüncenin nasıl yargılandığını düşünmenizi istiyorum. Yerçekimi, düşünce değildir. Ama uçmak bir düşüncedir. Uğruna ölenlerin gerçekleştirdikleri bir düşünce.” “Bütün dogmalardan kaçmak da dogmatik bir tavır değil midir?”
“Dogmalardan ve temeli benden önce atılmış olan hiçbir şeyden kaçmıyorum. Sadece derime vapışamadıklarını söylüyorum. Bu, benim doğam. Kaygan derili bir insan olarak hiçbir şey tarafından tutulamam. Tutulmam için üzerime, derimin kayganlığını yok eden kavramlar sürmeliyim. Bunların ilki de ailedir. Aileye bulanmış her insan, bir gün devlet ve Tanrı’yla yaşamak zorunda kalır. Aile bazen çekirdek, bazen de ilkel bir kabile olur, ancak sonuç değişmez. İnsan, kötülüğünden korktuğu için kendini cezalandıran bir yaratıktır. Bu gerçeğin ilan edilmesi ve insanlığın kendisiyle yüzleşmesi gerekmektedir.” “Kendinizden söz eder misiniz? Asil Yaşayan kimdir?”
“Klonlamanın, anne ve babasıyla evlenmek isteyenlerin geliştirdikleri bir çözüm olduğunu söylüyorsunuz. Açıklar mısınız? Tıbba katkısı hakkında ne düşünüyorsunuz?”
“Klonlanması gereken insan değil, evrendir. Ancak o zaman, her şey yeniden ve eksiksiz yaratılabilir. Çünkü insan bir sonuç, evrense bir nedendir. Yanlış bir sonucu tekrar yaratmanın hiçbir geçerli nedeni olamaz. Yeniden yaratılacak olan evrenden doğru sonucu elde etmek, tek amaç olmalıdır. Klonlamanın, tedavi amaçlı kullanımı insana asla yeterli gelmeyecektir. Klonlamanın kendisi, bütün ilaçların aşırı dozlarından daha aşırıdır. Tek. etkisi yan olandır.”.
“Tanrı’nın Maymunu adlı kitabınızda Tanrı’nın tanrısızlığından söz ediyorsunuz. Bu fikri açabilir misiniz?”
“Müslüman olduğunuzu varsayarak söylüyorum: Allahsızlık, Allah’a mahsustur. İnsanın kaybetmekten korktuğu bir Tanrısı, ancak Tanrı’nın tükenmeyen insanları vardır. Dolayısıyla sorgulanması gereken Tanrı’ya atfedilen niteliklerdir. Tanrı’nın varlığı yerine iyiliği ya da kötülüğü hakkında kuşkuya düşmek gerekir. Unutmamak gerekir ki Allah’ın dediğinin olduğu bir dünyada yaşıyor ve her saniye ölen bebeklere tanıklık ediyoruz. Üzerinde düşünülmesi gereken iki soru var: Birincisi: Günümüz dünyası kimin eseridir? İnsanın mı, Tanrı’nın mı? İkincisi: İnsanlığın mutsuzluğu, kutsal bir gereklilik midir? Yanıtlarını düşünmeye cesaret etmek, insanın kendine doğru atacağı ilk adım olacaktır.”
Her yapıt, yaratıcısını değeri kadar eksiltecektir. Sahip olduğu bütün bilgi, düşünce ve yetenekleri yapıtlara dönüştürmüş bir yaratıcı, Ben’den ibaret kalacaktır. Ben’se, hiçlik içindeki insandır, insanın ait olduğu yer hiçliktir. Hayatın ve dünyanın ulaşamadığı yer olan hiçlik, insanın son evidir. Hiçlik içindeki insan, yani Ben, varlıktır. Asla varlık bilinci değil. Sadece varlık. Ne eksik, ne fazla. Dolayısıyla Ben, sadece varlığını sürdürendir. Var olduğunu bilmeden. Var olduğunu düşünmeden. İkinci bir düşünceye sahip olmadan. Çünkü varlık, ilk ve tek düşüncedir.