Xero Perneto

Xero Perneto
@perneto
Evrende bir nokta
...insanlığın sonu, diye düşündü Asil. Nerede durması gerektiğini bilememekten gelecek. Sınırın hangi yakasında doğduğunu ve hangi yakasında öleceğini bilememekten gelecek, insanlığın sonu. Ancak kimin umurundaydı, Asil’den başka? Kim ilgileniyordu insanlığın sonuyla?
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bedenine yapışan pantolon ve gömleğinin geri kalanını dalgalandıran rüzgâr, gözlerini kısmasına neden oluyordu. Ama yine de gördü. Bir adım kala durdu ve dizlerini büküp eğildi. Suyun kuma bulaştığı çizgide bir köpek iskeleti yatıyordu. Yarısı kumun altında, kafatası kim bilir nerede? Tuzlu suyun beyazdan beyaza boyadığı kemikleri güneşin artığıyla parlıyor ve Asil’in zihninde, pencereden gördüğü köpeğin adı geziyordu. Bir sahibinden diğerine koşan, çağrılınca değil kovalanınca hareket eden köpeğin adı. Tanrı ile şeytan arasında gidip gelen insanlığa benzettiği köpeğin adı. Şimdiyse başka bir köpek, etinden uzun zaman önce sıyrılmış iskeletiyle önünde yatıyor ve çağrılsa da, kovalansa da koşamayacak biçimde kuma gömülmüş, yok olmayı bekliyordu, insanlığın sonu, diye düşündü Asil. Nerede durması gerektiğini bilememekten gelecek. Sınırın hangi yakasında doğduğunu ve hangi yakasında öleceğini bilememekten gelecek, insanlığın sonu. Ancak kimin umurundaydı, Asil’den başka? Kim ilgileniyordu insanlığın sonuyla? Başlangıçtı, ilginç olan. Maymunlar, kaburga kemikleri, toprak, çamur. Doğalı çok olmadığı için ölümü aklına getirmeyen bir çocuğa benziyordu, insanlık. Bu yüzden, ne cinsel gelişimini tamamlayabilmiş ne de şiddet eğiliminden vazgeçebilmişti. On iki yaşındaki bir çocuk kadar kolay kavga ediyor ve seksin ne olduğunu merak ediyordu. Ne ölüm ne de başka bir son. Hiçbiri insanlığı ilgilendirmiyordu. Sadece Asil. Sadece o düşünüyordu. Ve sadece Asil, bilgi, yetenek ve düşüncelerinden sıyrılıp, Ben’inden ibaret kalmak istiyordu. Sadece Asil, on sekiz kilometrelik bir sahilde, elindeki içki şişesiyle, bir köpek iskeletinin üzerinden geçip yürümeye devam ediyordu.
Edebiyat
Azil, Türkçede, görevden almak, Arapçada, hamileliği engellemek uğruna, kadının haricine boşalmak, anlamına gelir. Asil, görevden alınmış ve insanlığı döllememesi için, dışına terk edilmiştir. Çünkü, kendisine sunulmuş olan bilgi, yetenek ve düşüncelerin ağırlığından zihni kapanan ve delirmiş olan milyonlarca haberciden biridir. Delirenler, affedilmez ve terk edilir. Bu da, suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Deliren habercilerin sonu, intihar değilse, linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir. Milyonlarca olasılıktan, sadece biri gerçektir. Milyonlarca doğumdan, sadece biri Asil’dir. Milyonlarca Asil’den, sadece biri Yahya’dır. Milyonlarca görevliden, sadece biri, görevi yerine getirir. Milyonlarca dölden, sadece biri kutsaldır. İnsanlık tarihi, kutsal olanları anlatır. İnsanlık tarihi, doğurt ani arı anlatır. Tarih, insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa, Asil’in hayatıdır. Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alınyazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim.
Edebiyat
Suçtan daha güçlü bir tutkal yoktur.
Edebiyat
“Ne Tanrı ne devlet ne aile ne de ben, diyorsunuz. Ancak eski, çağlardan beri, toplumlar bunların üzerine kurulmuştur. Bunların yokluğunda gelişecek olan düzensizlik, insanlığın sonunu getirmeyecek midir?” “İnsanlığın sonu, din ve devletin yaratıldığı gün gelmiştir. Aileyse, din ve devlet yaratan bireyleri yetiştirmiştir. Sadece düşünmenizi istiyorum. Bunların olmadığı bir dünyanın derhal düzensizliğe düşeceğini düşünmenizin nedenini ve ne kadar şartlandığınızı anlamanızı istiyorum. Güneşin doğudan batması kadar aykırı gelen her düşüncenin nasıl yargılandığını düşünmenizi istiyorum. Yerçekimi, düşünce değildir. Ama uçmak bir düşüncedir. Uğruna ölenlerin gerçekleştirdikleri bir düşünce.” “Bütün dogmalardan kaçmak da dogmatik bir tavır değil midir?” “Dogmalardan ve temeli benden önce atılmış olan hiçbir şeyden kaçmıyorum. Sadece derime vapışamadıklarını söylüyorum. Bu, benim doğam. Kaygan derili bir insan olarak hiçbir şey tarafından tutulamam. Tutulmam için üzerime, derimin kayganlığını yok eden kavramlar sürmeliyim. Bunların ilki de ailedir. Aileye bulanmış her insan, bir gün devlet ve Tanrı’yla yaşamak zorunda kalır. Aile bazen çekirdek, bazen de ilkel bir kabile olur, ancak sonuç değişmez. İnsan, kötülüğünden korktuğu için kendini cezalandıran bir yaratıktır. Bu gerçeğin ilan edilmesi ve insanlığın kendisiyle yüzleşmesi gerekmektedir.” “Kendinizden söz eder misiniz? Asil Yaşayan kimdir?”
Edebiyat