Xero Perneto

Xero Perneto
@perneto
Evrende bir nokta
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi... Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...
Edebiyat
Sınırların ardındaki kapılar hep kilitlidir. Atlanılsa üstünden gayrımeşru sınırsızlığa geçilir. Dibine gidip kararsızlığın ve sonuçların ağırlığından çekinilen bir ruh hali kapabilir kişiyi o yüzden ki vazgeçer. O yüzden ki sınırların içerisinde kendisine yeni bi kaçış alanı aramaya koyulur. Tüm süreç hareket halinde sürsün isterken bulduğu ve kendi türünden ve rahatsız edilmeyeceği türlerden kimsenin olmadığından emin olarak ağaçların arasında bulduğu çardağa yöneldi ve sonradan gelse de görmemek için arkasını ihtimallere çevirir bir şekilde yasladı çardağın oturağına. Arkasına aldı kısa süre önce kendini uğrattığı hezeyanlarını oysa aynı hizadaydı ödediği ödüyor olduğu ve ödeyeceği bedelleri, sonuçları. Yaklaşan yüzleşmelerin zihinsel uzaklağını diriltmek isterken kendinde laf dinlemez bir zaman dikilirdi önüne. Bir yanı rüzgarın eşiğinde diğer yanı sırtlamış benini arkasına. Yarım bıraktıklarına giden düşüncelerini biraz olsun susturmaya giden o eylem dürtüsünün tozunu silen bir rüzgarın serinliğinde. Tüm uzatılmışlığın güçleştirilen anlayışında kamufle eder. Neyi mi? İnanın hiç bir önemi yok neyi kamufle ettiğinin diyor tüm iç seslerine. Asıl önem arz eden kamufle edebilmesidir tüm mahremiyetin ortadan kalktığı bu zamanda. Kalkmalı ve devam etmeli bıraktığı eksiklikleri biraz olsun tamamlamak için. Çünkü zaman eksiltirken kenara savurduklarını birinin toplaması gerek ve bu kişinin hayatını kapsıyorsa en uygun toplayıcı kişinin kendisidir.
Felsefe
Olaysızlığını hissetmediğim bir zamanın içerisindeyim. Zaman yazmamın baskısında, bense eğitilmeyi bekliyorum. Kim tarafından sorusuna ne kadar kapatsamda bedenimi; sebebi bilmeyişimden değil emin olamayışımdan. Belki ben, belki bir başka ben tarafından diyorum gelen sese cevaben. Harcanan tüm hiçbirşey yapmamışlıkların karşılıksız kalmadığı bu zamandan tane tane akan yağmur gibi hissediyorum. Beynimin küçüldüğünü ve ardından hislerimin beni bir bir terk ettiğini seziyorum. İnsan kendisiyle ilgili bir şeyi nasıl sezebilir ki.. Sezebilir diyorum kendime hemen çünkü daha bilmediğim görmediğim duymadığım çok benim var benim. Bu gizem sezdirir birşeyleri.. Başkaların gidişinin telaşının tedirginliği geçiyor içimden ardında bırakarak beni çıkıyor sırt omurlarımdan, yarıklardan sızan yarı gölgeli ışıklar gibi. Ben sabırsızlanıyorum çevreye kapattığım tüm duyularımla. Biraz da ürktüğümü söylesem yalan söylemiş olmam herhalde. Kendimle ilgili halledemediğimle yetindiğim sorunlarım var benim. Bir tanesi ben olmakla ilgili gerisi eziyor altında beni. Ne olduğunu göremiyorum; ezilenler arasında bakışımda var ne yazık ki. Bakmadan görmenin mümkünlüğünü sorgulayan bir zamandan geliyorum; mümkün olmadığının dominantlığında hemfikir olduğumuz bir zamana doğru. Nerden başladım diye sordum, tüm hikayenin akışındaki düzensizliğine yuvarlanırken, kendime. Bıraktığım onca insan toplamadı arkamdan arkamı; Onlarda en az benim kadar umursamaz ve etik yoksunuydu çünkü. Karışıklığın kırışıklığının birinde hapsettim birkaç saatliğine kendimi. Şuan sadece  ısmarladığım saklı  hesaplaşmanın sürmesini izleyeceğim. Ne olur beni yalnız bırakın..
Edebiyat