Hesse'nin kendi ruhsal yolculuğunu anlattığı ustalık dönemi eseri, bu kitapta diğer kitaplarındaki karakterlerden de bahsederek tüm eserlerinde aslında aynı arayıştan, kendilik arayışından bahsettiğini bize anlatıyor.
Bilindiği gibi kendisi Jung'un öğrencisi Lang'den uzun dönemler psikoterapi görmüştür. Bu psikoterapilerin psikolojik problemlerinde işe yaramadığını düşünmüş olacak ki psikologlara da dogmatik oldukları ve yüzeysel, tekdüze değerlendirmeler yaptıkları konusunda bir eleştiri getiriyor, ki zaten bir psikiyatristin ya da bir psikoloğun bir kişiyi tedavi ettiği görülmüş mü?
Doğu Yolculuğu..ancak zamanı ve mekânı belli bir yolculuktan bahsedemiyoruz çünkü fiziki bir yolculuk değil bu, Kızıl Elma gibi bir ideale olan yolculuk. Kitap hakkında daha fazla bilgi vermemek için yazıyı burada şu dizelerle sonlandırıyorum.
"Kendime dünyada bir
Acı kök tadı seçtim
Yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
Gidecek yer ne kadar uzak olabilir?"
Doğu YolculuğuHermann Hesse · Can Yayınları · 20193,373 okunma
Amsterdam'da kasvetli bir barda adını bilmediğimiz bir yabancıya anlatıyor her şeyini Clamence. Başlarda samimi gelen Clamance'ın itirafları bir süre sonra kendi üzerinizde dolaşıyormuş hissi verip sorgulatıyor, Clamence'ın itirafları derinlerde yüzüp yüzeyde boğulan birinin çırpınışını izler gibi bir his uyandırdı bende.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Kendimizden iyi olanlara nadiren sırrımızı açarız. Onların yanından daha ziyade kaçarız. Tersine, çoğu zaman kendimize benzeyen ve zayıf yanımızı paylaşan kimselere açarız içimizi. Demek ki kendimizi düzeltmeyi ya da iyileştirmeyi istemeyiz; çünkü bunun için önce kusurlu diye hüküm giymek gerekir. Halbuki yalnızca acınmayı ve yolumuzda cesaretlendirilmeyi dileriz. Kısacası hem suçlu olmamayı hem de kendimizi arındırmak için çaba göstermemeyi isteriz.
Bir insanı, zeki ya da yüce ruhlu olmak için gösterdiği çabayı överek pek de sevindiremezsiniz. Tersine, onu doğuştan yüce ruhlu bulduğunuzu belirtirseniz yüzü ışıldayıverir. Buna karşılık bir suçluya, hatasının doğasından ya da karakterinden değil, talihsiz koşullardan ileri geldiğini söylerseniz, size derinden minnet duyar. Dahası savunma sırasında ağlamak için bu ânı seçer. Oysa doğuştan dürüst ya da zeki olmak meziyet değildir. Tıpkı doğuştan suçlu olmakla, koşullar gereği suçlu olmak arasında sorumluluk bakımından fark olmaması gibi. Ama bu hergeleler bağışlanmayı, yani sorumsuz olmayı isterler ve utanmadan doğalarıyla ilgili birtakım gerekçeler ya da koşullarla ilgili özürler ileri sürerler, bunlar çelişkiyle dolu olsa da. Önemli olan masum görünmeleri, doğuştan gelen erdemlerinin kuşkuya düşürülmemesidir.