Mikdad B. Amr(ra)
Daha sonraları bir gün Efendimiz (sas) onu bir beldeye idareci olarak, vali olarak gönderdi. Görevini tamamlayıp gelince, Efendimiz (sas) ona sordu: “Ey Mikdâd! İdarecilik nasıl bir şey?” Mikdâd’ın verdiği cevap: “Ya Resûlullah! O iş bana göre bir iş değil?” Efendimiz (sas): “Neden?” dedi. Mikdâd dedi ki: “Ya Resûlullah! Herkes etrafında pervane oluyor, herkes sana hizmet etmeye senin gözüne girmeye çalışıyor, o insanları öyle görünce anladım ki ben bu işi yapamayacağım. O iş çok sağlam durabileceklerin işi…
Alıntı
والفَراشُ: فَرْخُ الجَرادِ حِينَ يَخْرُجُ مِن بَيْضِهِ مِنَ الأرْضِ يَرْكَبُ بَعْضُهُ بَعْضًا، وهو ما في قَوْلِهِ تَعالى: ﴿يَخْرُجُونَ مِنَ الأجْداثِ كَأنَّهم جَرادٌ مُنْتَشِرٌ﴾ [القمر: ٧] . el-Ferâş: Çekürgenin, topraktaki yumurtasından ilk çıktığı ve birbirinin üstüne yığıldığı andaki yavru halidir (pervane/kelebek); nitekim bu durum Yüce Allah'ın şu buyruğundaki tasvirdir: "Kabirlerinden, etrafa yayılmış çekirgeler gibi çıkarlar." (Kamer Suresi, 7. ayet).
Reklam
Pervane Niye Kendini Yakar?
Ama, ışığına düşen her pervaneyi ateşine de düşürerek yok etmeye yazgılı Şem'in Pervane'den daha parlak yazgılı olduğunu kim iddia edebilir ki?
Sayfa 138·Kitabı okudu
Aşk
Pervane Niye Kendini Yakar?
Kim ışık saçıyor gerçekte? Yanan mı yakan mı? Uğrunda ölünen mi ölen mi?
Sayfa 137·Kitabı okudu
Aşk
Ruhun mu ateş yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden; Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden… Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla(kavuşmak) da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan(ahiret) eğer mümkün olaydı.
Reklam
Reklam