Farklı yönleriyle kendisine benzer diğer otuzların kadınlarının öykülerini - 'toplum ve insan gerçekliğiyle' ve muhteşem anlatımıyla - bir araya getiriyor, bizleri buluşturuyor âdeta.
Yazıyor, "belki de yazma eylemi, şu ufak tefek insan bedeninin koskoca bir dünyaya açılmasını sağlıyordur."
Öyle değil midir? Sakladığımız ve konuşamadığımız her şey bir bir dökülünce kağıda, kederli başımız ermiyor mu arşa?
Âh! Desinler ki sevgili okur "kendi özel dünyalarının kabarcığına sığındılar." Olsun. "Her sivriliği yumuşatma, her suçu bağışlama, her ayıbı örtmek gibi" becerilerimiz varsın noksan kalsın. Yalnızca bir defa...
"Yaşadıklarımızı, yaşayacaklarımızı, dost bildiklerimizi, düşman gördüklerimizi, daha da önemlisi çocuklarımızı ve kendilerimizi sınadığımız bir gün." hep vardır. Var olacaktır. İnsanız..