"Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. Mesele, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir." Demiş bizlere Hüseyin Rahmi... Kitapta, Agop ve Kirkor adlı iki ermeni gencinin; büyü ve tılsımla uğraşan, hurafelerden başka bir şeye inanmayan, sofu görünümlü bir budala ile karşılaşması ve devamında gerçekleşen olaylar anlatılmaktadır.
İnsanların büyüden-tılsımdan medet umabilmesinin, öyle ki hayatlarını bununla çevreleyip akıl ve realiteden uzaklaşmasının gülünçlüğünü hicveden yazar, romanın sonunda bizim efsuncu baba'ya iyi bir ders veriyor. Çoğunluğu diyaloglardan oluşan bu kitapta, gerek Ermenilerin kendi aralarında özgün konuşma biçimleri gerekse hicvedilen durum beni okurken çok eğlendirdi. Kesinlikle sıkılmadan okuyacağınız bir kitap. İyi okumalar dilerim. :)