Yaren

Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2018 81. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2018 13:14
Bu kitabı okumayın! Bir kadının çöküşünü, çırpınışlarını okumak insanın yüreğine ağır gelir. Nefes almakta zorlanırsınız. İlk yarayı henüz çocukken babasından almıştı Sylvia, yıllarca nefret etti babasından. Büyüdü, baba eksikliğini başka kollarla doldurmaya çalıştı ve aşık oldu. Hayalleri vardı evlenecekti o da herkes gibi, sevecekti sevilecekti ama eşi Ted aldattı Sylvia'yı. "Kendimi duygusuz ve boş hissediyordum, aklım, paramparça olmuş hayallerimin kırıntılarıyla doluydu." İlk en yanındakiler bıraktı elini... Tutunamadı Sylvia o da yaralarından bir Esther yarattı. Sırça Fanus, Sylvia Palth'in intihar etmeden bir ay önce yayınlattığı romanı. Esther Greenwood, başarılı bir üniversite öğrencisidir, New York'a gelir ve bir moda dergisinde iş bulur. Ne var ki işler istediği gibi gitmez, iş dünyasındaki rekabet ve acımasızlığı görür kimlik arayışı içerisinde bulur kendini. Bir 'sırça fanus'un içinde nefessiz kalmış gibi hisseden Esther, dünyaya daha fazla tahammül edemeyecek hale gelir. "Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır." Artık intihar, Esther için de bir seçim değil, zorunluluktur. Tıpkı 11 Şubat günü, 2 çocuğunu odalarında bırakıp kapıyı bantladıktan sonra mutfakta fırının gazını açarak intihar eden Sylvia gibi. Onu hapseden camları kıramayan Sylvia'nın, içeride ölmeyi tercih etmesi onun güçsüz olduğunu mu gösterir? Camları kırılamayacak kadar kalındı belki de. Ne kadar nefes alabilirdi ki bu fanusun içerisinde? İlk yarısı Esther'in erkeklerle ilişkilerini anlatıyor, ergenimsi gençlik kitabı kıvamında ilerlese de sonrası mükemmeldi. Kitap asla intiharı güzel göstermiyor sadece hayatın gerçeklerini yüzümüze çarpıyor. Kendi gibi feminist bir karakter yaratmış Sylvia. Bu kadar yaralı bir ruha rağmen,
Edebiyat
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2018 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2018 18:59
Knulp güzel bir iş ve eş bulup hayatını sürdürmek yerine göçebeliği tercih etmiş bir delikanlıdır. Tanıştığı her insan aynı şeyi söyler ona, doktor, öğretmen veya bir yargıç olabilecek potansiyeli varken dışarıda bir serseri gibi gezmemeli. Neden yeteneklerini toplum için değil de yalnızca kendi için harcamakta ki? Fakat dünyaya yalnızca bir kere geldiğinin bilincinde olan Knulp, hayatın tadını çıkarmak ister. "İnsanın iyi bir saatinde seyrettiği her şey güzeldir." Okul, meslek, evlilik, çoluk çocuk derken ömür bitiyor, iyi saat mi kalıyor? Knulp biliyor da biz ne kadar farkındayız bunun? Knulp hayat tarzına rağmen giyimine, temizliğine, tavırlarına son derece önem verir. Toplum kalıplarını yırtmışsın en azından avareliğini bil değil mi? Başka şekilde mutlu olunamayacağını düşünen aynı kalıptan çıkma insanlara gayet de mutlu olunabildiğini göstermiştir. Knulp gittiği her yere çocuk neşesini taşır, bir parça da özgürlük özlemi bırakır. Onun toplumdaki amacı da, insanların özgürlüğün tadını almalarını sağlamaktır. "Sevgili Tanrı belki de bana hiçbir zaman, neden bir yargıç olmadın diye sormaz da, yalnızca; geldin mi ey koca çocuk? der..." 3 bölümden oluşan hemencecik bitiverecek güzel bir kitap, olayların içerisine yedirilmiş mesajını da yorulmadan alıyorsunuz. Ezr yayınlarında çevirmen konusunda sıkıntı yaşadım biraz, daha güzel çevrilebilirdi onun dışında çok beğendim. Neyse efendim, aldım sırt çantamı çıktım yola, gelen varsa beklerim.                          - Sevgilerle Knulpiye Yaren.
Edebiyat
KnulpHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20222,671 okunma
Puan vermedi·103 syf.··
Beğendi
·
2018 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2018 18:35
Mesleğinin kendisiyle örtüşmediğini, boş bir çaba içerisinde olduğunu fark eden genç bir şair Kappus ve çözümü Rilke'ye şiir denemelerini göndermekte buluyor. Kendisini en iyi o anlar çünkü, aynı yollardan geçmişti ruhsal sorunlar yaşayıp okuldan ayrılmıştı o da. Ve cevap geliyor. Genç şaire Rilke tarafından yazılmış on samimi mektup karşılıyor bizi, genç şairin içindeki buhranları Rilke o kadar iyi anlıyor ki bir dost olarak yaklaşıyor. Öyle ince bir ruha sahip ki Rilke, kırmadan incitmeden eleştiriyor genç adamın şiirlerini... "Kendimi de bir yabancı olarak, bir yabancıdan biraz daha değerli kılmaya çalıştım." 80 sayfalık incecik bir kitap olduğuna bakmayın, sonsuz kelime var içerisinde. Nelerden bahsetmiyor ki, çaresizliği anlatıyor, yalnızlığını anlatıyor bize. En çok da şiirin ne olduğunu ve bir şair için ne anlama geldiğini görüyoruz. Seni asla anlamayacak insanlara kendini anlatmaya çalışmak... İnsan daha güç durumda olabilir mi? Yapmayın, diyor kendinize yazık edeceksiniz. Biliyor Rilke, yürüyen bir mezarlık değil miydi şair? Eseri Palto Yayınlarından okudum ve berbat bir çevirisi vardı. Bazı cümleleri anlamak için defalarca okumak zorunda kaldım. Neyseki kötü çeviri bile kitaba gölge düşüremedi, Rilke yazmış sonuçta. :) Seninle tanıştığıma mutluyum güzel adam, daha çok kişinin seni tanıması dileğiyle...
Genç Bir Şaire MektuplarRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 20121,474 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2018 18:27
Bir kayıp arıyoruz efendim, İyi bir öğrenim görmüş, cesur, kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın arıyoruz. Konsolos Vildan beyin kızı, gazeteci karısı değil kendi olabilmek isteyen bir kadın... Biliyorum hepiniz rastladınız ona, toplumsal kalıplar içerisine girmeyi reddettiği için hor görülen, yaşam tarzıyla çevresi, toplum normlarıyla mutluluğu arasında seçim yapmaya zorlanan her kadındı o. Ben Sait Faik'le beraber Ankara'nın ayazında rastladım ona. Nevin hanım... Üşüyordu, mutsuz bir evlilik yapmış nasıl üşümez? Mutluluk diyorum, bir otobüsün arka koltuğunda buldum diyor, otobüs biletçisi bırakmış. Huzur diyorum, balıkçı çocuğun omzuna hiç yaslandın mı Yaren? diyor, huzur işte orada! Çevresinin dediklerine kulaklarını tıkıyor, kendi olarak mutlu olmak istiyor. Lütfen, görürseniz değmeyin ona... "Kayıp Aranıyor" Sait Faik'in toplumsal eleştiride bulunduğu kısa ama çok derin bir romanı. Çocuklukta Sait Faik kitapları sonucu yaşadığım tramvalar yüzünden hep ertelediğim yazar. Hep söyledim yahu şu çocuklara bir Ömer Seyfettin bir de Sait Faik okutmayın! Konsantrasyon gerektiren, düşündüren bu güzel eserleri şuncacık çocuk ne anlayacak? Okumayı sevdiremediğiniz gibi soğutuyorsunuz da. Ama siz okuyun, dönemin atmosferini, Anadolu'nun güzel havasını her sayfada hissedeceksiniz.
Edebiyat
Kayıp AranıyorSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,1bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2018 15:58
Kentin kalabalığından bunalmış, sade bir yaşam sürmek isteyen bir genç adam Werther... İçinde duyumsadığı o sıkıntıdan kurtulmak için bir kasabaya yerleşiyor ve ilk izlenimlerini, alışma sürecini arkadaşı Wilhelm'e aktarıyor. Mektup tarzıyla yazılması karakteri tanımamız açısından oldukça iyi, düşüncelerini, hislerini çok daha iyi anlayabiliyoruz. Werther bir davette tanıştığı Charlotte adındaki genç bir kadına aşık oluyor ama aşkı karşılık bulmuyor ne yazık ki, Charlotte yalnızca bir dost olarak bağlanıyor Werther'e. Mektuplar yalnızca genç adamın ağzından yazıldığı için o nasıl görmek istiyorsa o şekilde görüyoruz ve ben Werther'in "beni seviyor" demesine rağmen Charlotte'nin onu sevdiğini düşünmüyorum, bir bağlılık, değer verme, belki içgüdüsel bir arzu... Charlotte'ye gittikçe artan tutkusu Werther'i büyük bir çıkmaza sokuyor zira Charlotte nişanlıdır ve yakın zamanda evlenecektir. Werther bu süreçte genç kadının nişanlısı Albert'i yakından tanıma imkanı buluyor, düşüncelerinin aksine iyi bir dost, iyi bir insan olduğunu fark ediyor ve vicdanı daha fazla sızlıyor... Yazdığı mektuplardan da anlıyoruz ki Werther işin içinden çıkamıyor. Evli bir kadına duyduğu tutkuyu ahlaklı olarak bulmuyor fakat kalbine de bir türlü söz geçiremiyor. "Niçin ben Werther? Niçin bir başkasına ait olan ben?" (syf 134) Yaşanılanlar o kadar gerçek ki, basit bir olayı bu kadar güzel kılan da bu, sanki o mektuplar size yazılmış... Denildiğine göre zamanında Goethe de böyle umutsuz bir aşka düşmüş ve şu sözleri söylemiştir: "Beni çok etkileyen kişisel durumlardan doğdu Werther. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim!" Werther, kendini doğanın bir zerresi olarak tanımlar ve insanın bazı şeyleri başarabilmesi için doğanın kurallarına uyması gerektiğine inanır. Resmi iyi olan Werther
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Reklam