Okumanın "insanı insan ettiği" düşüncesi, birkaç olumsuz istisnası olsa da, bütünü içinde doğrudur. Şüphesiz, Çehov'u okuduktan sonra, önceki halimize göre biraz daha fazla "insan"ızdır, yani türümüze biraz daha yakınızdır. (Daha az "vahşi"yizdir.)
Mustafa Kemal Atatürk'ü 16 Mayıs 1919'da, bir çocuk uğurlamıştır İstanbul'dan, Bandırma'ya kadar giderek. Atatürk'ün, Nuri adlı çocuğa söylediği "Mücadeleden yılmak yok, tamam mı?" sözü, ülkesinin geleceğini bir çocuğa emanet etmesi bakımından çok değerlidir. Bu söz aynı zamanda, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulacağı 23 Nisan gününün ileride "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" ilan edileceğinin habercisi gibidir.
Dünyanın başını döndüren değişim rüzgârı, Türkiye’de de esmeye başlamıştı. Birbirimize imrenerek, cesaret vererek yola koyulduk. Gaza bastık ve uçtuk. Bizden öncekilerin hayal etmekten bile korktukları her şeyi yapıyor, toplumu sarsıyor, silkeliyor, öncü ve aykırı olmanın tadını çıkarıyorduk. Aşkı çöplüğe atmıştık. Aşk keyifli bir işemedir! Metabolizma hastalığıdır! Afyondur! Köleliktir! Yanılsamadır!