Gülümsüyor bizi görünce, "Girin, girin," diyor biz ayakkabılarımızı alışık olduğumuz üzere kapıda çıkarmaya çalışırken. Sekiz yıldır yaşadığım eve, olacak iş değil, ilk kez ayakkabıyla giriyorum. Annem görse delirir diye endişe edip parmak ucunda yürümeye çalışsam da, buranın artık annemin evi olmadığını, onun kurallarının çoktan hükmünü yitirdiğini anlıyorum girer girmez. Aynı ev değil burası. Başkası. Babam da sanki aynı adam değil gibi.
Hiçbir kadının kendi isteği dışında evlendirilmemesi konusunda ısrarcı oldum; bu yasallaştırılmış ırza geçme biçimi diğerleri kadar yakışıksız. Evlilik kadınların en büyük girişimi, isteyerek buna katlanmalarından daha haklı hiçbir şey olamaz.